All for Joomla The Word of Web Design

Muhteşem Servet Akıl mı Sağlık mı?

Olmaya devlet cihanda bir nefes ‘sıhhat’ gibi
Cihan padişahı Sultan Süleyman’ın bu ünlü sözü, sağlığın değer ve önemini vurguladığını hepimiz biliriz.
Bu teorik bilgimizin fiili hayatımıza yansıması ise, her birimiz için farklı tecrübeler oluşturmuştur.

09/03/2019 günü, dün bir arkadaşımızın akrabası olan ALS hastası bir hanım kızımızın ziyaretine gittik. Erkeklerin, hasta da olsa yabancı hanımların ziyaretine gitmesi normal şartlarda düşünülmez. Onun için bu ziyaretin neden ve nasıl gerçekleştiğini de kısaca anlatayım.

Bir müddet önce, değer verip sevdiğim bir kardeşim bana bir mesaj yollayarak, ALS hastası bir yakını için “Kabe örtüsünden bir parça” sordu ve hocam, “bu akrabam hastalık öncesi Umre’ye gitmeyi çok arzu etmişti; nasip olmadı. Şimdi yatağa bağımlı, hiç olmazsa örtüsünü verip sevindirmek istiyoruz.” dedi. Elimde olmasa da bulabilirim dedim. Ben de elinde bulunabileceğini tahmin ettiğim arkadaşlara mesaj yollayıp sordum. Olumlu cevap aldığım bir kardeşimiz, kabe örtüsünden parçayı yollamak yerine, hastayı birlikte ziyaret edip beraber vermeyi teklif etti. Hasta ziyaretinin önemi ve mükafatını bilen bir kişi olarak böyle güzel bir teklife elbette hayır diyemezdim. Hasta yakını olan arkadaşımıza durumu bildirdim; Kâbe örtüsünü bizzat takdim etmek üzere birlikte ziyaret isteğimize o da çok sevindi. Bu ana kadar hastanın İstanbul’da olduğunu zannediyordum. Hasta’nın İstanbul’da değil Düzce’de olduğunu O gün öğrenip arkadaşa da bildirdiğim halde kararımız değişmedi.
09 Mart günü bu ziyareti gerçekleştirmek üzere mutabık kaldık. Ziyaret günü yaklaşınca, hasta yakını arkadaşımız, “Hocam, bir şey söylemeyi unutmuşum; ziyaret edeceğimiz hasta bayandır.” diye yazınca, bir an duraklayıp kararsızlığa düştüm. Konuyu elinde örtü olan arkadaşa da aktardım. Olsun, gerekirse hanımlarımızı da yanımıza alarak gideriz deyip kararlılığını bildirince ziyaretimizi gerçekleştirmeyi kesinleştirdik.
ALS hastalığı hakkında hiç bilgimiz yoktu; yolda giderken arkadaştan kısa bir malumat alsak da, görmek gibi olamazdı.
Elbette size ALS hastalığını benim anlatmam zor; bunu ancak Saffet Tüzgen hocamız becerebilir; ilk fırsatta öğrenmek isterim; size de öğrenmeyi tavsiye ederim. Şimdi ben sadece gördüğüm manzarayı aktarmakla yetineceğim.
İhtiyaten elinizde bir mendil bulunsun bizim gibi tedbirsiz yakalanmayın. İkibuçuk saatlik bir yolculuktan sonra Düzce’de hastamızın evine ulaştık. Giriş katta hane halkı ve abone misafiri ile tanıştıktan sonra üst kata, hastamızın yanına çıktık. Ön bilgi almış olmamıza rağmen gördüğümüz manzara karşısında dona kalmıştık. Ne oturabildik ne de konuşabildik. Kabe örtüsünü açıp göğsünün üzerine koyduk. Sözün bittiği noktaya gelmiş duygu seline boğulmuştuk…
Karşımızda, vücudunun bütün organları, fonksiyonlarını yapamaz hale gelmiş; sadece gözü ve kirpikleri hareket edebilen, bu halde iken bile akıl nimetini hayra ve kulluğa tahsis etmeyi beceren muhteşem bir tablo seyretmenin şaşkınlığını yaşıyorduk. Özlem kızımız, 37 yaşlarında, 6 senedir yatağa bağımlı, evlenmiş ve bir kızı olduktan sonra bu hastalık sebebiyle, tedrici olarak vücut organları teker teker fonksiyonlarını yapamaz hale gelmiş, sinir ve kas sisteminin sağladığı hareket kabiliyetini idare eden beyindeki merkezin özelliği bozulunca eller, ayaklar, ağız, dil gibi bütün organlar hareketsiz kalmaya mahkum olmuş. Yemek yeme imkanı bile kalmamış; boğazdan açılan bir delikten özel hazırlanmış sıvı bir mama ile beslenmeye çalışan, önündeki özel bir bilgisayar ekranı ile kaş ve göz hareketlerini okuyup yazıya dökme ile iletişim imkanı bulan çarpıcı bir tabloyu seyretmeye ne kadar dayanabilirsiniz bilmem ama biz 10-15 dakika dayanabildik.
Kaş ve göz hareketi ile ekrana yazdığı notlar bizi çok duygulandırdı. “Bizim ziyaretimize çok sevindiğini, mutlu olduğunu, bize dua edeceğini” söyleyince onu üzmemek için göz yaşlarımıza bile müsaade edemedik. Elimize mendil almayı hatırlatan da olmamıştı. Kızımız bu hali ile hayatla barışık yaşıyor; şükrediyor; kaşları ile namaz kılıyor; sosyal medya kanalı ile de değişik ülkelerde hayır projelerine öncülük ediyordu. Susuzluk çilesi çeken ülkelere su kuyuları açtırmayı organize ediyor; en büyük nimetlerden elinde kalan bir kaç organı ile akıl ve iman nimetini en verimli, en güzel şekilde değerlendirip kullanıyordu. Bütün organları sağlıklı olan bizlere de ibretlik dersler veriyordu…
Aklını karanlık ve şer güçlere, şeytana kiraya verenlere inat, yaratana kulluğa ve hayra hizmete tahsis etmenin huzur ve mutluluğunu yaşıyordu. Evet sağlık büyük bir nimet ama akıl ve iman da, yaşama gücü veren çok büyük bir nimet…
Bunu hepimiz biliyoruz; ama Özlem bize yaşayarak gösteriyor…
Özlem’i ziyaret etmeyi özleyeceğiz. Çünkü ondan yeni şeyler öğrendik; siz de öğrenmek ister misiniz..? Haydi onun yürüttüğü kampanyalara katılarak Özlem’e özlem yaşatmayalım. Sakın Özlem’e acımayın, acınacak duruma olanlara acımayı ondan öğrenin…

Yaşadığımızı fark etmek ve şükrünü eda etmek için siz, biz ne yapıyoruz.?

Yüce Rabbimiz bu sorumluluğumuzu bildirmek için şöyle buyurmuştur: “Sonra da sıhhat nimetinden mutlaka sorguya çekileceksiniz.” (Tekâşür,8)

Peygamberimiz de şöyle buyuruyor: “İki büyük nimet vardır ki, insanların pek çoğu bu iki nimeti değerlendirme hususunda aldanıyorlar. O iki nimet sıhhat ve boş vakittir.”

Bu mevzudaki gafletimizi bilen Yüce Peygamberimiz bizleri şöyle uyarıyor:
“Sağlığınız/sıhhatinizden ötürü Allah’a hamd ediniz ve hastalıktan önce sıhhatinizin kıymetini biliniz.”
“İman müstesna, hiç bir kişiye sıhhatten daha hayırlı bir nimet verilmemiştir.”

Ahmet Ziya İBRAHİMOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir