All for Joomla The Word of Web Design

‘Müzikle Tedavi Geleneğinin Bin Yıllık Geçmişi Var’

Müzik terapisti Güvenç, “Müzikle tedavi geleneğinin en az bin yıllık geçmişi var. Farabi, İbn-i Sina gibi bilim adamları hangi makamın hangi hastalığa ve vücudun hangi bölgesine iyi geldiğini bulmuş, uygulamış ve literatüre yazmışlar.” dedi.

Müzik terapisti Yaşar Güvenç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, küçük yaşlarından itibaren müziğe merak duyduğunu, mandolin, saz, cümbüş, rebap ve ney gibi pek çok müzik aletiyle ilgilendiğini söyledi.

Türk Musikisini Araştırma ve Tanıtma Grubu (TÜMATA) üyesi ve Otağ Müzik Merkezi kurucularından olan Güvenç, müzikle tedavi konusunda TÜMATA’nın kurucusu, aynı zamanda kardeşi Rahmi Oruç Güvenç ile çalışmalara 1976’da başladıklarını dile getirdi.

“Orta Asya’dan gelmekte olan Türk müziğiyle, Türk müzik aletlerinin temini, çalınması, icrası ve kayıtlarıyla ilgilendik.” diyen Güvenç, yaptıkları enstrümanları çeşitli sergilerde müzik meraklılarıyla buluşturduklarını ifade etti.

Azerbaycan, İran, Kırgızistan ve Kazakistan’dan ustalarla çalıştıklarını belirten Güvenç, “Ustalarımız, bilinen 100 çeşit enstrümanın yüzde 80’ini yapabilecek durumda ama biz bazılarını orijinal alıyoruz, bazılarını da kendimiz üretiyoruz. Benim kendi yaptığım ney ve kudüm enstrümanları var. Ayrıca atölyelerimizde rebap, basamak, çeng ve benzer çeşitli enstrümanlar da var.” şeklinde konuştu.

“İnsanın kendi ürettiğinin zevki bambaşka”
Atölyelerinde ürettikleri enstrümanlara ilişkin bilgi veren Güvenç, şöyle devam etti:

“Ney için kamışları Hatay’dan alıyoruz. Düzgün ve çok özel kamışların olması lazım. Çünkü deliklerin boğum aralarına tam olarak denk gelmesi, arka deliğinin tam ortaya denk gelmesi, uç tarafında belli bir mesafe kalması ve 9 bölümlü olması lazım. Kamışta eğer yamukluk varsa düzeltiliyor, sonra bir törpü vasıtasıyla içi boşaltılıyor. Çünkü içi bariyerlidir, boşaltılması, temizlenmesi lazım. Ardından yerleri tespit edilip delikleri açılıyor ve düzeltiliyor, alt ve üst uçlara koruyucu bilezikler takılıyor. Baş parmak ile çalınan ve üflenen kısım takılıyor, akortları ve ince ayarları yapıldıktan sonra bir de yağlaması var. Biz susam yağı kullanıyoruz. Yağlandıktan sonra ney hazırlanmış oluyor. İnsanın kendi yaptığının, ürettiğinin zevki bambaşka.”

Güvenç, müzikle tedavi geleneğinin en az bin yıllık geçmişi olduğunu dile getirerek, “Farabi, İbn-i Sina gibi bilim adamları hangi makamın hangi hastalığa ve vücudun hangi bölgesine iyi geldiğini bulmuş, uygulamış ve literatüre yazmışlar. Biz o literatürlerden ve geçtiğimiz yüzyılın başına kadar şifahanelerde devam eden müzikle tedavi çalışmalarından istifade ederek çeşitli çalışmalar yapıyoruz. Rahmetli Rahmi Oruç Güvenç’in çalışmalarına yardımcı olarak bu CD ve malzemeleri hazırladık. İstek olduğu zaman da çeşitli yerlerde müzik terapi uygulaması yapmaktayız.” değerlendirmesinde bulundu.

“Bu enstrümanla herkes kendi terapisini yapacak”
Müzik terapisti Fuat Yıldız da yaklaşık 9 yıldır TÜMATA’daki çalışmalara katıldığını, 2 buçuk yıldır Batıda ksilofon olarak bilinen “basamak” enstrümanı üzerinde çalıştığını kaydetti.

Ksilofon Türkçe bir isim olmadığı için ürettikleri enstrümana “basamak” ismini verdiklerini belirten Yıldız, şunları söyledi:

“Dünyanın dört bir yanından 12 tane ağaç denedik. En iyi sonucu Afrika’dan gelen kırmızı renkli ağaçtan aldık. ‘Basamak’, şifa niyetiyle yapılmış bir enstrüman. Rahmetli hocamız Rahmi Oruç Güvenç bize, ‘Bu enstrüman bittiğinde herkes bu enstrümanla kendi terapisini kendisi yapacak’ demişti.”

“Basamak”tan enstrümandan hafif ve lezzetli bir ses elde ettiklerini vurgulayan Yıldız, “Hem üretimini hem tanıtımını yapıyoruz, anlatıyoruz. İnsanlar bunu çaldıkça kendi kendilerine terapi uygulayacak ve biz de ‘güzel bir sonuç elde ettik’ diyeceğiz.” şeklinde konuştu.

AA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir