12 Aralık 2017 Salı
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Naim Süleymanoğlu: Alkolün bitirdiği şampiyon


Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Naim Süleymanoğlu açıklaması!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, uzun süredir siroz ve karaciğer yetmezliği sebebiyle yoğun bakımda olan Naim Süleymanoğlu’nun, yoğun bakımdan çıktığını ve bir transplantasyon ile karaciğer nakliyle umudunun olduğunu söyledi.
Naim Süleymanoğlu: Alkolün bitirdiği şampiyon
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Polis Akademisi Mezuniyet Törenine katıldı. Burada bir konuşma yapan Erdoğan, siroz ve karaciğer yetmezliği nedeniyle uzun süredir yoğun bakımda yatan Naim Süleymanoğlu ile ilgili şu duyuruda bulundu:

“Olimpiyat, dünya şampiyonluklarını hakkıyla almış Naim Süleymanoğlu ile ilgili bir duyurumu tüm milletime ve dünyaya burada hatırlatmak istiyorum. Bildiğiniz gibi çok ciddi bir siroz ve karaciğer yetmezliği sebebiyle yoğun bakımda. Şu anda yoğun bakımdan çıkmış vaziyette bir özel hastanede. Ancak bir transplantasyon ile bir karaciğer nakliyle umudu olduğu söyleniyor. Bunu özellikle milletime duyurmak istiyorum. Kendisine geçmiş olsun temennimi dualarımızla özellikle güçlendirmek istiyorum. Bu vesileyle inanıyorum ki Naim Süleymanoğlu’nu ülkemde, dünyada tanımayan, bilmeyen yok gibidir. Turgut Özal’a da Allah’tan rahmet diliyorum. Naim Süleymanoğlu’nu o dönemde ülkemize kazandıran Turgut Özal’dı. Allah’tan şifalar temenni ediyorum.”
ŞÖHRETİN BEDELİ ALKOLİZM OLMAMALIYDI

Haltere 10 yaşında başlamış olan Bulgaristan doğumlu Naim Süleymanoğlu, ilk dünya rekorunu kırdığında henüz 15 yaşındaydı. 1984, 85 ve 86 yıllarında dünyada'yılın haltercisi' seçildi. O yıllarda komünist Bulgar hükümeti, Türk azınlığa karşı katı asimilasyon politikaları uyguluyor ve Türklerin Müslüman isimlerini değiştirmeye yönelik girişimlerde bulunuyordu.

Bu şartlar altında Bulgaristan’da yaşamak istemeyen Naim Süleymanoğlu, 1986'da Avustralya’nın Sidney kentinde tertiplenen Dünya Halter Şampiyonası'nı fırsat bilerek, Türkiye Büyükelçiliği'ne sığındı. Bunun üzerine dönemin Başbakanı Turgut Özal, bir operasyonla dünyaca meşhur Türk kökenli halterciyi özel bir uçakla Türkiye’ye gelmesini sağladı. Ünlü halterci, Türkiye’de bir kahraman gibi karşılandı, en üst siyasî makamlarda ağırlandı. Bundan sonra Türkiye adına 1988 Seul, 1992 Barcelona ve 1996 Atlanta Olimpiyatları olmak üzere 3 kez olimpiyat şampiyonu, 8 kez dünya şampiyonu oldu ve kendi rekorlarını kırarak, 46 kez dünya rekoru elde etti. Bundan dolayı spor tarihinde'efsane' oldu,'tüm zamanların en iyi haltercisi’ ilan edildi

Kendisi bir söyleşide bu dönemi şöyle hatırlamaktadır: “O dönem Bulgaristan'da Türklerin isimlerini değiştirme kampanyası vardı, Türkçe konuşmak yasaktı. Benim de onların seslerini duyurmak için, tek çarem başarılı olmaktı. Bunun için çok çalıştım, bu beni motive etti, Allah da yüzümüzü güldürdü, başardım.”

Ne var ki zamanında bu azim ve inançla elde ettiği muazzam başarılar, hayatını değiştirdi, hem zengin oldu, hem de artan şöhretiyle her yerde itibar görmeye başladı. Bununla beraber yaşama tarzı da değişmeye başladı. Eğlence dünyasında daha çok görülür ve belki de Bulgaristan’da alıştırıldığı içkiyi daha fazla tüketir hâle geldi. Bu davranışları sportif performansını da olumsuz yönde etkiledi. Nitekim 2000 yılındaki Sidney Olimpiyatları'nda üç kaldırışta da başarılı olamadı ve halteri bırakmak zorunda kaldı. Yine de şöhretine güvenerek, 2004 yılında bir partiden belediye başkanlığına, 2007’de genel seçimlerde yine aynı partiden İstanbul milletvekilliğine adaylığını koydu. Ne var ki seçilemedi.

Cep Herkül’ün Siroz Hastalığı

‘Cep Herkül’ ile ün yapmış olan Naim Süleymanoğlu'na siroz teşhisinin konulması, aslında yeni bir durum değildir. 2009 yılında Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin yoğun bakım servisinde yatmış olan Naim Süleymanoğlu’nun akciğer ve karaciğerinde sorun olduğu ta o zaman biliniyordu. Ama haltercimiz, içki içme alışkanlığından bir türlü vazgeçemediği için, hastalığı ilerlemiş, o güçlü bedenden bir eser kalmamış ve bugün karaciğer yetmezliği sebebiyle ölümle âdeta pençeleşmektedir. Henüz bu aşamaya gelmeden önce kendisine niçin bu kadar çok içki içtiği sorulur. Verdiği cevap, bir ünlünün iç dünyasını yansıtması açısından anlamlıdır (24 Mayıs 2009/Sabah):





 

“En çok da bir gazetenin'alkol yüzünden' demesine üzüldüm. Alkol alsam bile ben sporu bırakmışım... İstediğim kadar içebilirim, kime ne? Yani dünyaya mal olmuş bir insanın gururuyla oynanması hoş bir şey değil…İçiyorum ama çok sık değil?!... Fiili olarak sporu bıraktığım için, istediğim yere gider, istediğim gibi eğlenirim, kimseye de hesap verecek halim yok, 42 yaşımdayım… Ben pavyona hayatta gitmedim, olsa olsa bara gitmişimdir. Onun için de ‘helal olsun, yaptım’ diyorum. Kız arkadaşım var, gideceğim, eğleneceğim tabii ki... Kamptayken gitmiyordum ki, kamp bittiğinde, herkes evine gittiğinde gidiyordum. Benim en doğal hakkımdır.”





 

Genelde alkolikler, bir savunma refleksi olarak fazla veya sık sık içmediklerini iddia eder ve samimî nasihatleri bile kendi özel dünyalarına bir müdahale olarak algılar. Ünlü haltercimizin verdiği cevaplar da bu açıdan değerlendirilmesi gerekmektedir.







Şöhretin Afetlerine Kurban Olmak

Spor, sanat veya bilim alanında üstün bir başarı elde eden bir kişi, toplum nezdinde de şan ve şeref kazanır. Böyle bir kişi, ne ile nam kazanmış ise, onunla marûfiyet, yani halkın beğenisi sonucunda iyi bir tanınmışlık derecesi elde eder. Maruf kişiler, marifet ve güzel yönleri ile meşhur olur. Ancak marifeti hayat boyunca korumak, her ünlüye nasip olmaz. Bazı maruf kişiler, şöhretin getirdiği nefsani sapmalarla zamanla mahut kişilere dönüşebilir ki böyle kişiler, ne yazık ki daha çok kötü hasletleriyle anılır.

İslâm ahlâkçıları, bu menfi dönüşümü Hubb-u Câh kavramıyla yani şöhret ve dünya sevgisi ile izah eder. Bu duruma düşen gururlu kişiler, genelde fütursuzca günah işleyerek, kalbî duygularını köreltir, dünya zevklerine dalar, hak ve adalet ölçülerinden uzaklaşır. Kısacası şöhret kaynaklı dünya sevgisi, insanın kalbinden imanın tadını çıkarır ve kişiyi şeytanın tuzaklarına düşürür. Kuvvetli bir iman ve Allah’a saygı çerçevesinde korku olmadıkça şan ve şöhret ihtirası hiç yaşlanmaz ve kişiyi hayatın sonuna kadar refakat eder. Manevî boyutuyla Hubb-u Cah, hem gizli bir şirk türü, hem de ruhî bir hastalıktır. Gizli şirktir çünkü Allah’ı bir bildiği halde kişi, öncelikli olarak başkalarının teveccühünü/rızasını tercih eder. Bunu belli bir zamandan sonra elde edemeyenlerin bunalıma girmesi ise ruhî bir rahatsızlıktır.

Halbuki haramlara karşı kuvvetli bir irade sergileyen meşhur fakat mütevazı kişiler, kendilerini Hubb-u Câh tehlikesinden koruyabilir. Böyle maruf kişiler, şöhret sahibi olmak için değil, inandıkları ideallerini hayata geçirmek için gayret gösterir ve methü senaların etkisi altında kalarak, şımarmaz ve bozulmaz.

Velhasıl

Bir T.C. vatandaşı olarak Türkiye’yi spor alanında üstün başarılarıyla temsil etmiş olan Naim Süleymanoğlu’nun hastalığına fevkalade üzüldüğüm kadar hastalığına sebep olan alkol bağımlılığına da o kadar üzüldüm. Alkol alışkanlığının bir sebebinin de şöhreti idare edememenin getirdiği zafiyetler olduğunu düşünerek, günümüzün meşhurlarına da samimî bir uyarıda bulunmak istedim. Her birimiz bir gün bu hayata şu veya bu şekilde veda edecek ve mahşerde dünyada bizi alkışlayan insanların hiç birisinin bize bir faydası olmayacak. Orada herkes kendi hesabını verebilmek için, kendi nefsiyle meşgul olacaktır. Onun için hasta yatağında medet uman Naim Süleymanoğlu kardeşimize Allah’tan şifalar dilerken, manevî sağlığı için de bol bol tevbe istiğfarda bulunmasını ve muhtaçlara sadaka vermesini tavsiye ediyorum. Yüce Allah, Tevvâb’tır, yani O (c.c.), tövbe kapısını son nefese kadar açık tutarak, bütün Müslümanlara tövbe etme imkânı veren ve samimî olarak günahlarından dönüp tövbe edenleri çok bağışlayandır. İşte bu bağlamda hayatın nihaî gayesini özet hâlinde en anlamlı bir şekilde anlatan aşağıdaki âyeti bir hatırlayalım:

“Şüphesiz biz (her şeyimizle) Allah için varız (O’na aidiz) ve muhakkak ki yine O’na rücu edeceğiz (döneceğiz).” (Bakara: 156).


http://www.mirathaber.com/naim-suleymanoglu-alkolun-bitirdigi-sampiyon-cumhurbaskani-erdogandan-naim-suleymanoglu-aciklamasi-4-1939h.html