18 Kasım 2018 Pazar
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Nato varken bir de AB ordusu kuruluyor:


EY İSLÂM ÜLKELERİ NE ZAMAN UYANACAKSINIZ?

AB üyesi 23 ülke, NATO’nun yanında ‘Savunma Alanındaki İşbirliğini Daimi Yapıya Kavuşturmak’ (PESCO) ve bir üst düzeye taşımak için ilk adımını attı
Nato varken bir de AB ordusu kuruluyor:
Almanya ve Fransa’nın öncülük ettiği PESCO’ya 27 AB ülkesinden şimdiden 23’ü onay verdi. PESCO’ya katılım gönüllük temelinde yapılıyor. İlk katılanların onay vermesi halinde şu an katılmayan ülkelerin katılımı da mümkün olacak. Ülkelerin taahhütlerini yerine getirip getirmediği düzenli şekilde denetlenecek ve taahhütlere uymayanların kapsam dışı bırakılması gündeme gelebilecek. NATO’nun rolünün zarar göreceği endişesiyle şimdiye kadar her türlü girişimi bloke eden İngiltere’nin AB’den ayrılma kararından sonra AB ordusunun oluşturulması sürecinin hızlanacağı tahmin edilmektedir.


NATO’NUN YANINDA BİR DE AB ORDUSU KURULUYOR: EY İSLÂM ÜLKELERİ NE ZAMAN UYANACAKSIN?

İngiltere’nin AB’den ayrılma kararını AB’nin bitişinin bir başlangıcıymış gibi göstermek isteyen bazı köşe yazarlarımızın yanılgılarını yüzlerine vurmak istemem. Ama şu kadarını söyleyeyim. ABD’nin Avrupa kolu olan İngiltere’nin AB’den ayrılması, AB ülkelerinin özellikle ABD’nin hegemonyal askeri gücüne karşı birbirilerine daha da yaklaşmasına yol açacaktır. Nitekim Almanya ile Fransa arasında zaten mevcut olan askeri işbirliğine hemen hemen diğer bütün AB üyelerinin kesin bir kararlılıkla dâhil olmalarıyla AB ordusunun ilk ciddi temelleri atılmış oldu.

İlk etapta AB ülkeleri, dünyanın değişik kriz bölgelerinde askeri müdahalelerde bulunabilmek için, personel, ekipman, eğitim ve altyapı alanlarında maddî katkı sağlayacaktır. Bunun için savaş harcamalarında sürekli bir şekilde artışa gidilecektir. Özellikle askeri araç ve gereç üretiminde ortak teknolojilerin kullanıma yönelik yatırımlar yapılacaktır. Dünyanın her yerinde radikal terör örgütlerine (herhalde ‘İslamcı terör örgütleri’ kastediliyor) yönelik operasyonların yapılabilmesine yönelik olarak küresel lojistik (ulaşım/erişim) ağlar oluşturulacak ve cephede yaralanan askerlerin acil tedavi ve tıbbî rehabilitasyonlarına yönelik Avrupa çapında askeri hastaneler tesis edilecektir. Bunun için daha şimdiden 5,5 Milyar AVRO’luk bir bütçe oluşturulmuştur.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Batı’nın yeni misyonu, İslâm coğrafyasındaki değişim/dönüşüm süreçlerine kendi lehlerine olabilecek bir oportünizmle siyaseten müdahil olmak ve gerektiğinde NATO üzerinden askeri operasyonlar/darbeler tertiplemektir. Libya lideri Muammer Kaddafi’nin nasıl devrildiğini ve melun 15 Temmuz darbe teşebbüsünü bir hatırlayınız. Şimdi de NATO yetmezmiş gibi benzer niyetlerle bir de AB ordusu kuruluyor. Bu yönüyle ve özellikle söz konusu İslâm coğrafyası olduğunda AB ordusu, NATO’ya rakip olmayacak tam aksine NATO’nun yeni stratejik hedeflerini tamamlayıcı bir işleve sahip olacaktır.

Türkiye hariç, hiçbir NATO üyesi Müslüman bir ülke değildir. AB ordusuna mensup üyeler de hep gayri-Müslim devletlerdir. Her iki askeri oluşumun da Müslüman ülkeleri/toplumları kayırması düşünülemez. Nitekim C. Hak, bu gerçeği şu şekilde açıkça beyan ediyor:

Ne Kitap ehlinden inkâr edenler, ne de Allah’a ortak koşanlar, Rabbinizden size bir iyilik gelmesini ister. Oysa Allah, rahmetini dilediğine tahsis eder. Allah, büyük lütuf sahibidir.” (Bakara: 105).

Ne Yapmalıyız?

Allah, Kuran-ı Kerim vasıtasıyla her asrın Müslüman’ına dünyevî tehdit ve tehlikelere karşı en çarpıcı tahlil ve tespitleri yaptıktan sonra en uygun çözüm yollarını da göstermektedir. İşte size bu bağlamda bir uyarıcı âyet:

“Kâfir olanlar, birbirlerinin (siyasî-iktisadî-askeri yönden) dostudur (yardımcısıdır). Birbirinize yardım etmezseniz yeryüzünde bir fitne belirir, büyük bir bozgun meydana gelir.” (Enfâl: 73).

Gayri-Müslimler, kendi aralarında küresel çapta her çeşit işbirliği yaparken, İslâm’a karşı askeri birlikler oluştururken, Müslümanların (Müslüman ülkelerin) bırakınız kendi aralarında kalıcı bir dayanışma kültürü oluşturmayı birbirleriyle sürekli olarak didişip kakışmaktadır. Müslüman ülkeler/toplumlar arası savaş ve husumet ise fitnenin/küresel kaosun kaynağıdır. Dünyaya ‘halife’ (Barış Temsilcileri) olarak gönderilmiş Müslümanlar, bu gafletten ve bu cehaletten ne zaman uyanacak? Müslümanlar, çabucak toparlanmalı ve İslâm düşmanlarına karşı her alanda güçlü ve etkili olabilecek birlikler meydana getirmeli ve bu çerçevede ortak bir savunma sistemi geliştirmelidir. Allah, Müslümanlardan (Müslüman ülkelerden) tam da bunu istiyor. İşte ilgili âyet:

“Onlara (düşmanlara) karşı gücünüz yettiği kadar KUVVET (hareket kabiliyeti yüksek ortak güçlü ordular) ve savaş atları hazırlayın. Onlarla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. Allah yolunda (İslâm uğrunda) her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir. Size zulmedilmez (haksızlığa uğratılmazsınız).” (Enfal: 60).

Bu âyet doğrultusunda hareket eden şuurlu Müslümanlar, caydırıcı bir güç olarak emperyal fitne kaynaklarının elimine edilmesinde ve dünya barışının sağlanmasında hem Allah’ın inayetini/himayesini, hem de dünyevî faydasını görecektir. Yeter ki Müslüman ülkeler/toplumlar, derin gaflet uykusundan ivedilikle uyansın ve Allah’ın bu âyetini/emrini yerine getirsin.

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/nato-varken-bir-de-ab-ordusu-kuruluyor-1-2339h.html


Back To Top