18 Kasım 2018 Pazar
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Nisabı yeniden belirlenecek zekât devlet eliyle mi yürütülmeli?

İslâm dini, ihtiyacından fazla bir mala/gelire sahip olan Müslümanları zengin kabul etmekte ve dolayısıyla bu nisap miktarının üzerinde bir mala/gelire sahip olanları zekâta tâbi tutmaktadır. Çağımızda ihtiyacından fazla bir mal/gelir yani hem yoksulluğun, hem de aynı zamanda zenginliğin bir ölçütü olan nisap nasıl tespit edilmeli? Kimler buna göre zengin veya yoksul sayılmalı? Yoksulları nasıl ve günümüzde geçerli olan hangi sosyo-ekonomik ölçütlere göre tespit etmeliyiz? Yoksulluk kriteri için kişi endeksli fakirlik sınırı mı temel alınmalı yoksa açlık sınırı mı? Veya refah seviyesi yüksek olan toplumlarda uygulandığı gibi asgari hayat standardının altında olanlar mı yardıma muhtaç sosyal kesimler olarak kabul edilmeli? Yeni bir zekât modelinin oluşturulabilmesi için bütün bu sorulara cevap bulmak zorundayız. O halde ilk önce geçmişteki nisap uygulamalarına bir göz atalım.
Nisabı yeniden belirlenecek zekât devlet eliyle mi yürütülmeli?
Bir Nisap Ölçütü Olarak Altın ve Gümüş

İslâm’ın yayıldığı ilk dönemlerde altın ve gümüşün nisapları, dinar ve dirhem üzerinden tespit edilmekteydi. Bugün altın ve gümüş, para olarak tedavülden kalkmıştır. Tartılarak, para ile alınıp satılan meta olmaları hasebiyle altın ve gümüş bugün de maddî bir değer teşkil etmeye devam etmektedir. Ancak değerleri, enflasyon, faiz, borsa, sosyo-ekonomik konjonktürel durumlar gibi iktisadî hayatın gidişatını şekillendiren unsurların etkisi altında sürekli olarak değişmektedir. Dolayısıyla günümüzün Müslümanları, zekât mükellefi olup olmadıklarını altın ve gümüş miktarı üzerinden mi yoksa para karşılığındaki değer üzerinden mi tespit edecekleri sorusu ile karşı karşıyadır.

Asr-ı saadete bir dinar, 4.25 gram ağırlığında bir altın para idi. 7 dinar, 10 dirhem gümüşle eşit sayıldığı için, 1 dirhem gümüş de 2,975 gram idi. Bu dönemlerde 561 ile 595 gram (200 dirhem) arasında gümüşe ve(ya) 80 ile 85 gram (20 miskal) arasında altına sahip olanlar, zengin sayılırdı ve zekât vermekle yükümlüydü. Asr-ı saadette 5-20 dirhem gümüşle 1 koyun alınabilmekteydi. Dolayısıyla aradan bir yıl geçtikten sonra tasarruf olarak yani ihtiyaç fazlası olarak elinde 600 grama yakın gümüş para bulunduran bir Müslümanın zengin sayılması makul olarak görülebilir. Çünkü o dönemin Müslümanı, sahip olduğu gümüş serveti ile 30 ile 120 koyun satın alabiliyordu.

Bugün ise bu ağırlıkta olan gümüşle belki 1 veya 2 koyun ancak alınabilir. Yaklaşık olarak 600 gram gümüşe sahip olan bir kişinin günümüzün şartlarına göre zengin olarak görülmesi mümkün değildir. Bugün klâsik dönemde olduğu gibi gümüş miktarı veya değeri üzerinden zenginlik nisabının belirlenmesi durumunda birçok Müslümana haksızlık yapılmış olunur. Çünkü gümüş, altına göre çok değer kaybetmiştir. Ne var ki aynı derecede olmasa da altın için de aynı sorun söz konusudur.

Yazının devamı için »»


Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/nisabi-yeniden-belirlenecek-zekat-devlet-eliyle-mi-yurutulmeli-14-2315h.html


Back To Top