All for Joomla The Word of Web Design

“O Büyük Allah’ın Başka İşi Yok mu ki Benim Gibi Küçük Bir Adamla Uğraşsın! ”

Bir zamanlar eli kadehli namazsız bir adamla bir yerde karşılaştık.  dedi:

– O büyük Allah’ın başka işi yok mu  ki, benim gibi küçük bir adamla uğraşsın?

Ben de dedim:

-Seninle uğraşmak O’nun büyüklüğünden, büyüklüğünün şanındandır. Seni takip edemeyecek, senin halinden haberdar olamayacak ve yaptıklarından seni sorguya çekemeyecek olsaydı Allah olamazdı. Bu birinci cevabım. İkinci cevabım da şu:

-Evet sen sıradan bir varlık mısın ki Allah seninle uğraşmasın. Kaldı ki Allah sıradan varlıkları dahi bir an takipsiz bırakmıyor. Onların her halinden haberdar. Onları her an eğitiyor, büyütüyor, yaratıyor, yürütüyor, yaşatıyor, öldürüyor, diriltiyor. Sıradan varlıkların her halinden haberdar olan Allah, senin gibi evrenin özü, özeti bir varlığı hiç başıboş bırakır mı?

Bırakmaz. Bırakmadığını zaten şu ayetleriyle ifade etmiş:

أَفَحَسِبْتُمْ أَنَّمَا خَلَقْنَاكُمْ عَبَثًا وَأَنَّكُمْ إِلَيْنَا لَا تُرْجَعُونَ “Bizim sizi boşuna yarattığımızı ve bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?”[1][1] أَيَحْسَبُ الْإِنسَانُ أَنْ يُتْرَكَ سُدًى “İnsan, başıboş bırakılacağını mı sanıyor?”[2][2]

Ey insan! Sen cismin itibariyle çok küçüksün ama cevher ve cihazat itibariyle çok büyüksün, çok zenginsin. Sana soruyorum, lütfen elini vicdanına koy söyle:

-Kâinatı hatta cenneti sana vermeyi teklif etseler, karşılığında aklını isteseler, verir misin?

-Vermem; “hatta akılsız olduktan sonra kâinatı ve cenneti neyleyeyim, ne işe yarar?” dersin.

-Vermeyeceğini ben de biliyordum. Çünkü vicdan bundan başkasını söyleyemez. Bu misalden de anlaşılıyor ki senin sadece aklın, kâinattan ve cennetten pahalı. Bu aklın sayesindedir ki Allah seni kendisine muhatap seçmiş. Dini, kitabı taşlara, hayvanlara değil, sana göndermiş. Çünkü akıl sende. Sen, hem mükâfata layık; hem de cezaya müstehak bir keyfiyette yaratılmışsın. Nefis ve şeytanı dinleyip de Allah’a isyan etmeyesin ve neticede cezaya çarpılmayasın diye de gönderdiği kitapları açıklasınlar ve uygulamaları ile örnek olsunlar diye de peygamberleri görevlendirmiştir. Onlar vasıtasıyla helalleri, haramları açıklamıştır. Senden bunlara dikkat etmeni istemiştir.

“Benim ne önemim var ki?” deyip sorumluluktan kaçamazsın. Çünkü sen, aklın ve ruhun itibariyle alemin sultanı, varlıkların başı ve başkanısın. Kâinatın başı, varlıkların başkanı olarak sen, içki ile aklını uyuşturur, namazını bırakıp isyan edersen, gövden olan kâinatın ve içindeki varlıkların hukukuna tecavüz etmiş olursun. Çünkü onlar, sen Allah’a itaat ve ibadet edesin diye sana hizmet etmektedirler. Sen kendini başıboş sanar ve ibadeti terk edersen onların hepsini başıboş görmüş olursun. Böyle görürsen onların hukukuna tecavüz etmiş olursun. Onların hepsi senden davacı olur. Namazını kılıp itaat edersen, kâinatla beraber, kâinat büyüklüğünde namaz kılmış olursun. Bu yüzden senin sevabına da hiçbir varlık yetişemez, günahına da. Çünkü kâinat senden ibaret. Allah her şeyi senin için yaratmış, her şeyi sana bağlamış, sen  de Allah’a bağlanasın diye. Dikkat et!. Senin hem maaşın, hem makamın ve hem de sorumluluğun büyük. Sen hem esfel-i sâfiline (aşağıların aşağısına) cehenneme, hem de a’lay-ı illiyyine (yücelerin yücesine) cennete adaysın. Öyleyse günah ve isyan kadehini bırak, aklını başına al, namazını kıl, dünya ve ahiret cehenneminden kurtul. Dikkat et! Kâinat kitabı senin için yazıldı; okuman için, anlaman için, kitabın yazarını, Yaratanını tanıman için, uyanman için, kurtulman için.

Dr. Vehbi KARAKAŞ


[3][1] Müminun, 23/15

[4][2] Kıyame, 75/36


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir