All for Joomla The Word of Web Design

“Oku”manın Hikmet Boyutunu Okuyabiliyor muyuz?

‘Okuryazarlık Seferberliği’ Sayesinde 769 Bin Kişi Okuryazar Oldu

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan tarafından başlatılan “Okuryazarlık Seferberliği” sayesinde 900 bin üzerinde kişi eğitim aldı. AA muhabirinin Milli Eğitim Bakanlığı Hayatboyu Öğrenme Genel Müdürlüğü yetkililerinden aldığı bilgiye göre, 1 Ocak 2018-6 Eylül 2019 tarihleri arasında 94 bin 781 yoğunlaştırılmış okuma yazma kursu, 2’nci kademe okuma yazma kursu ve seviye tespit sınavları açıldı, bu kurslarda toplamda 917 bin 395 kişi eğitim aldı. Seferberlik kapsamında, okuma yazmayı hiç bilmeyen 769 bin 928 vatandaş ilk kez eli kalem tuttu. Seferberlikte okuma yazma kurslarına en çok katılımı 775 bin kişi ile kadınlar gösterdi. Kurslara 65 yaş üstünde katılan 110 bin vatandaş okur yazar olmanın mutluluğunu yaşadı. Okuma yazma bilen ancak ilkokulu bitirmemiş 146 bin vatandaş, 2’nci kademe okuma yazma kursu ve seviye tespit sınavına katıldı.

“Oku”manın Hikmet Boyutunu Okuyabiliyor muyuz?

Türkiye’de halen okuryazar olmayan milyonlarca yetişkin vatandaşımız var. Bunların içinde kadınların oranı dikkat çekici bir şekilde hayli yüksektir. Gerçi son 10 yılda okuryazar olmayan kadınların oranı yüzde 14,7’den yüzde 6,1’e geriledi. Ancak 2018 yılı itibariyle okuma yazma bilmeyen yaklaşık olarak 2 milyon 200 bin kişiden ortalama olarak yüzde 85’ini yine kadınlar oluşturdu. Genel bir ifadeyle Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2009-2018 yıllarını kapsayan 10 yıllık dönemde 15 ve yukarı yaş grubunda okuryazar olmayan nüfus oranı yüzde 9,2’den yüzde 3,6’ya geriledi. Bu oran erkeklerde yüzde 3,6’dan yüzde 1,1’e, kadınlarda yüzde 14,7’den yüzde 6,1’e düştü.

2018 yılı verilerine göre okuryazar olmayan 2 milyon 200 bin kişinin 1 milyon 872 bini kadınlardan oluşmaktaydı. Ocak 2018’de başlatılan “Okuryazarlık Seferberliği” ile birlikte gerek erkek, gerekse kadınlarda okuryazar olmayan nüfus oranı yarı yarıya düşmüş olmalıdır. Buna göre Türkiye’de büyük bir ihtimalle halen 1 milyonun üzerinde okuryazar olmayan bir kitle bulunmaktadır. Bunların ekseriyeti yine kadınlardan oluşmaktadır. Okuryazar olmak, hayata bir anlam kazanmak adına önemli bir atılım olmakla beraber yine de yeterli değildir. Çünkü okuryazar olmak, sadece temel eğitim için bir basamaktır. Bu bağlamda yapılacak daha çok işimiz var. Çünkü 25 ve yukarı yaştaki ilkokul mezunu kadınların oranı halen yüzde 30 civarında, ortaokul ve dengi okul bitirenlerin oranı sadece yüzde 7 dolaylarında, lise ve dengi okul mezunu olan kadınların oranı yüzde 16 ve yüksekokul ve fakülte mezunu kadınların oranı ise yüzde 15 civarındadır.

Gönül isterdi ki gerek kadın, gerekse erkeklerin yüksek eğitimli olma oranı daha yüksek olsun. Bu bağlamda kadınlardan yüksek lisans mezunu olanların oranı yüzde 1,7’lerde, doktora mezun olanların oranı ise yüzde 0,3’lerde seyretmektedir. Halbuki Japonya gibi gelişmiş ülkelerde okuryazar olmayan nüfustan hiç bahsedilmediği gibi erkek ve kadınlardan yüksekokul mezunu olanların oranı yüzde 90’ların üzerinde seyretmektedir. Gelişmiş ve sağlıklı bir toplum olabilmenin yolu, sadece okuryazar olmaktan geçmiyor. Okuryazarlık, sadece daha ileri bir eğitim alabilmek için en temel araçtır. Önemli olan bu aracı iyi, düzenli, sürekli ve yerli yerinde yani maksadına uygun olarak olarak kullanabilmektir.

Bilindiği üzere Müslümanların kitabı olan Kur’ân’ın ilk emri okumaktır. Allah, bize “OKU” emriyle neyi öğütlemiştir sorusunun birinci derecedeki muhatabı Müslümanlardır. Bundan sadece okuma yazmayı mı anlamalıyız? “OKU” emrinden hangi kitap olursa olsun oku anlamını mı çıkartmalıyız? Neyi nasıl okumalıyız o halde? Ömür boyu okuyup, rasyonel aklını yorup değişik felsefik teoriler geliştirip de en sonunda huzursuzluktan ötürü intihar eden nice düşünürler aklıma geldikçe “OKU”manın da bir hikmet çerçevesinde anlamlı bir yolu ve yöntemi olmalıdır. O halde“OKU” (İKRA) ile başlayan surenin ilk âyetine bir göz atalım:

“Yaratan Rabbinin Adıyla Oku.” (Alak: 1)

İşte OKU’manın gizemli şifresi bu kısa âyette saklıdır. OKU’manın asıl gayesini, nihaî hikmetini idrak etmek istiyorsan ilk önce YARATAN’ının varlığını kabul edeceksin. Bu öyle bir YARATAN ki aynı zamanda RAB’dir. YARATAN, eşrefi mahlûk olarak yarattığı insanı da terbiye eder, eğitir ve ona doğru yol gösterir. Dolayısıyla Yüce Allah’ın ismi ile OKU’yanların doğru yolu bulmaları yani hidayete kavuşmaları, RAB sıfatının bir tezahürü ile ancak mümkündür.

Bir ümmi olan Peygamberimiz (sav), ilahî rahmetin bir tecellisi olarak okuryazar olmadan bu minval üzere her şeyi “Rabbinin adıyla” okumuş ve bize bu yönüyle örnek olmuştur. Bize düşen görev, peygamber olmadığımıza göre, şahsî gayretlerimizle okuryazar olmak ve bunun ötesinde Kur’ân’ın “OKU” emrine uygun olarak ilk önce Kur’ân’ı OKU’mak, Kur’ân’ı anlamaya gayret göstermek ve Kur’ân ekseninde hayatı OKU’maktır. Kısacası OKU’manın hikmet boyunu okuyabilmek ve idrak edebilmek için, sonsuz manalar ihtiva eden şu kâinat kitabını “Yaratan Rabbinin Adıyla” okumalıyız. İşte ancak o zaman okuryazar olmanın hikmetini de anlamış oluruz.

Prof. Dr. Ali SEYYAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir