22 Ocak 2019 Salı
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Ölüm Haberine Hazırlıklı Olmanın 4-T Formülü

Hayatın zorluklarına ve dünyevî musibetlerine dayanmak bazen o kadar güç oluyor ki, eğer Allah (c.c.) ve O’nun gönülleri ferahlatan rızası olmasaydı insanın, menfî hadiselerin karşısında boğulmaması kaçınılmaz olurdu. Eğer Kuran’ın nurundan gelen teselli edici manevî teskinler olmasaydı birçok inançlı insanın dahî zorlukların karşısında dayanması fevkalade güç olurdu.
Ölüm Haberine Hazırlıklı Olmanın 4-T Formülü
Zahirî yönüyle belki de musibetlerin en büyüğü, en çok sevdiğimiz yakınlarımızdan birisini ansızın kaybetmektir. Birçoğumuz ölüm haberine hazırlıklı olmadığı için, büyük acılar yaşamanın ötesinde belki de fevri hareketleriyle isyan noktasına kadar da gelebilmektedir. Öyle ise Allah’ın rızasına uygun manevî ve şahsiyetli bir duruş sergileyebilmek için, ölüm haberine nasıl hazırlıklı olmalıyız? İşte bu süreci akl-i selimle atlatabilmenin dört tavsiyeden oluşan her derde deva bir Formül: Tedbir, Tevekkül, Teslimiyet (Takdir-i İlahî) ve Tahammül (Sabır).

1.)    Tedbir

Allah’tan gelen ve menfi olarak algılananher türlü hadiseye karşı Allah’ın tasarrufuna razı olabilmek veteslimiyet duygusu ile şuurlu bir tavır sergileyebilmek için, psikolojik olarak her an vukuu bulabilecek olaya hazırlıklı olmak gerekir. Bu sebeple henüz yakınlarımızın ölüm haberi gelmeden kişi, her an manevî teyakkuz hâlinde olmalıdır. Çünkü ölüm, ne zaman, nerede ve nasıl meydana geleceğini, kime önce isabet edeceği Allah’tan başka hiç kimse bilemez. Zaten C. Hak da, başımıza gelebilecek olumsuz olaylara karşı manevî yönden tedbirli ve hazırlıklı olmamızı telkin etmektedir:

“Mutlaka sizi biraz korku ve açlıkla ve mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz eksilterek imtihan ederiz.(Ey Peygamberim!) Sabredenleri müjdele. Onlar başlarına bir musibet (âfet) gelince, ‘Biz Allah’ın kullarıyız ve biz O’na döneceğiz.’ derler. İşte Rableri tarafından bol mağfiret ve rahmete nail olacak kimseler bunlardır. Doğru yola ulaştırılmış olanlar da bunlardır.” (Bakara: 155-157)

İşte yakınlarımızdan birisinin ölümü de bir imtihan sürecine işaret etmektedir. Bu sürece girmeden kişi, ölüm haberinin acısını ancak takdir-i ilahî ve kadere rıza şuuru ile hafifletebilir.

2.)    Tevekkül

Allah’a, sığınma, Hakka dayanma, Hakka itimat, bağlanma ve güvenme anlamlarına gelen tevekkül, sebeplere sarıldıktan ve işin olması için gerekli enerjiyi sarf ettikten sonra, (güzel) sonuçları bizleri Yaratan’dan beklemektir. Tevekkülde, ölümü kaçınılmaz bir realite olarak kabul edip, kendini aşırı üzüntüye vermeden, Allah’a tam teslim olmak vardır. Kuran-ı Kerim’in birçok âyeti, Müslümanların her hâl ve şartta mütevekkil olmaları tavsiye edilmektedir:

 “…Allah’a güven, vekil olarak Allah yeter.” “Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah’ındır. Vekil olarak Allah yeter.” “Allah, kendine güvenenleri sever.” (Nisa: 81, 132; Al-i İmran:159).

Böylece tevekkül duygusu ve tavrı, insan ruhunu olgunlaştırmakta ve insanı musibetlere karşı dayanaklı olmasına fevkalade yardımcı olmaktadır. Çünkü ölüm haberinin alınması hâlinde bile insan, “bunda da bir hayır vardır” diyerek, üzüntüsünü giderebilmekte ve gayretini elinden bırakmayarak, umudunu yitirmeden hayata bağlılığını sürdürebilmektedir. Nitekim Allah, insanlara şu nasihatte bulunmaktadır:

“O kimseler ki, başlarına bir musibet geldiğinde ‘Biz Allah’ın kullarıyız; dönüşümüz de ancak O’nadır’ derler.” (Bakara:156).

İslâm Peygamberi (sav), bir hadislerinde ilahî mesajı açıklarcasına şöyle bir telkinde bulunmaktadır:

“Sevabın çokluğu, belânın büyüklüğüyle beraberdir. Allah, bir toplumu sevdiği zaman şüphesiz onları imtihan eder. Artık kim bir (imtihan edildiği musibetlere) rıza gösterirse, Allah’ın rızası o kimseyedir. Kim de (imtihan edildiği musibetlere) öfkelenir (ilahî hükme rıza göstermez) ise, Allah’ın gazabı o kimseyedir.” (İbn Mâce, Fiten 23: 4034).

3.)    Teslimiyet

Teslimiyet, Yaratan’a yönelmek ve O’na sığınmak anlamına gelmektedir. Manevî gelişim açısından tevekkül, teslimiyeti doğurmaktadır. Teslimiyet ruhuyla her şeyi Allah’a havale edip, yine her şeyi O’ndan bekleyen kişi, bu sefer teslimiyet yolunda daha ileri bir noktaya ulaşır ve bu ilerlemiş hâliyle sebepler dairesinden sıyrılır, vasıtaları gönlünden çıkarır ve Allah’a bütün manevî duygularla tam bir kulluk şuuruyla teslim olur.

Elinden hiçbir şey gelmediği, sonucu asla değiştiremeyeceği durumlarda kişi, aczini daha iyi idrak etmekte ve teslimiyetini daha bilinçli bir şekilde ifa edebilmektedir. Bu teslimiyet, ümitsizliğin, karamsarlığın ve üzüntünün giderilmesini sağlayan manevî bir ilaçtır. Halis bir teslimiyetin tezahürü olarak, bir insanın kendini aciz hissedip en kalbî duygularla ölen kişinin mağfireti için Allah’a dua etmesi, ahirete göç etmiş kişinin ruhunu şad eder ve ruhu, kabir hayatında Allah’ın lütfu keremiyle âlî makamlara erişir.

4.)    Tahammül (Sabır)

Tahammül (Sabır), dinin gösterdiği yolda sebat etme, sosyal hayatta veya beşerîmünasebetlerde doğabilecek bir çok olumsuzluğa ve acıya katlanma,insanın kendi gücü ve iradesi dışında ölüm gibi bela, musibet ve meşakkatlerekarşı heyecana kapılmadan, fevrî hareketlerdebulunmadan, paniğe kapılmadan, şikayet etmeden fakat soğukkanlılıklamukavemet etmektir.

Zor ve nefse ağır gelenlere karşı tahammül gösterme, insan tabiatınagenelde aykırı olan zorunlu hâllere uyma gibi yerine getirilmesibazen hayli güç ve fakat bunların üstesinden gelebilmenin sonucundainsana manevî rahatlık veren, hayatta muvaffak olmayı ve kemâle ermeninsırrını ve faziletini öğreten pozitif tutum ve sosyal davranışlarınbütünüdür. Sabır, hak yolda yaşamanın bedeli olan zorluklaragöğüs germek, ölüm haberleri karşısında yılgınlık göstermeyip direnmek,cesaret ve dayanıklılık göstermektir. Ölüm haberlerine karşı sabır, tedbir, tevekkül ve teslimiyetin güzel bir neticesidir.

Hz. Ali, sabrın, imanın bir kolu olduğunu ve sabrın dört çeşit olduğunu şu veciz sözü ile bir açıklama getirir:

“İman dört direk üzerine oturur. Bunlardan biri sabırdır. Sabrın da dört şubesi vardır: Arzu, korku, züht ve gözetme. Cenneti arzulayan, şehvetlerini sınırlasın. Ateşten korkan, haramlardan yüz çevirsin. Züht sahibi olana, musibetler kolay ve hafif gelir. Ölümü gözeten de, hayır yapmakta acele etsin.”

Velhâsıl-ı Kelâm

Şuurlu Müslüman, başına bazen bazı güzel şeylerin yanında bazende olumsuz şeyler gelebileceğinin idrakinde bulunarak, her birduruma karşı manevî yönden hazırlık olmalıdır. Her bir durum karşısındatavrı, Müslümanca olmalıdır. Daha somut bir ifadeyle, kendinimutlu eden olayların karşısında hemen Allah’a şükretmeli, ıstırapveren üzücü olayların karşısında da o anda dayanma gücünü ortayakoyabilmelidir. Nitekim her halükârda bu isabetli manevî aksülamelleri(reaksiyonları) sergileyen bir Müslüman, Hz. Peygamber (sav)tarafından şu sözlerle övülmüştür:

“Müminin durumu gıpta ve hayranlığa değer. Çünkü (iyi veya kötü) her hâli, kendisi için bir hayır sebebidir. Böylesi bir özellik sadece müminde vardır: Sevinecek olsa, şükreder; bu onun için hayır olur. Başına bir bela gelecek olsa, sabreder; bu da onun için hayır olur.” (Müslim, Zühd: 64).

OKUYUCULARIMDAN BİR İSTİRHAMIM OLACAK

Allah’ın takdirine karşı elimizden hiçbir şey gelmez. Geçen hafta sevgili annemi aniden kaybettik. Gözümüz gayri ihtiyari olarak her ne kadar yaş dökse de, kalp de ayrılık acısıyla her ne kadar teessür duysa da bu süreçte de yüce Rabbimizin razı olmayacağı söz ve eylemlerden hep uzak durmaya gayret gösterdik. Sizler de bir Kuran aşığı olan Fazlı kızı Fatma annemin aziz ruhuna Fatihalar okursanız beni fazlasıyla teselli etmiş olursunuz. Allah, sizlerden razı ve memnun olsun.





Prof. Dr. Ali Seyyar
http://www.mirathaber.com/olum-haberine-hazirlikli-olmanin-4-t-formulu-8-6092h.html


Back To Top