16 Ekim 2018 Salı
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Öğretilmiş çaresizlik içinde unutulmayı beklemek...

Bir hafta önce, Türkiye’nin Kudüs Başkonsolosu Büyükelçi Gürcan Türkoğlu’nun himayelerinde, Kudüs Yunus Emre Türk Kültür Merkezi tarafından düzenlenen “40. Sanat Yılında Hasan Aycın… Kudüs Ey Ey” adlı serginin açılışına katıldım.

El-Aksa’daki alışılmış Cuma yoğunluğundan sonraki ilk gün olması nedeniyle Cumartesilerin hissettirdiği derin sessizlik, İsrail askerleri tarafından Gazze sınırında şehit edilen 15 Filistinlinin haberiyle, adeta bir hüzün heykeline dönüştü.

Mescitlerde ibadet edenlerin yüzleriyle secdeye varan keder, Pamukçular Çarşısı’yla Taharet Kapısı’nda oturanların fısıltılı rahmet dilekleri arasında, nedeni yoğun can sıkıntısından, çaresizlikten başka bir şey olmayan boğum boğum sigara dumanına karışıyordu.

Bu durum aynıyla, Hasan Aycın Sergisi’nin açılışına da yansıdı. Büyükelçi Gürcan Türkoğlu, Filistin Yönetimi Kudüs İşleri Bakanı Adnan el-Hüseyni, Kudüs Yüksek İslam Heyeti Başkanı, Mescid-i Aksa Hatibi Şeyh İkrime Sabri, Anadolu Ajansı Kudüs Temsilcileri Turgut Alp Boyraz ve Esat Fırat ile Filistinli sanat sevelerin katıldıkları açılışta, sözler şehitlerle başladı, dualar şehitlerle noktalandı.

Hasan Aycın’ın sergiyi oluşturan Kudüs temalı 45 çizgisi, söz konusu ortamda çok daha farklı bütünlüğü, daha kadim bir ilgiyi ve tarihsel akıştaki sürekliliği temsil etmesiyle biricikleşti. Adnan el-Hüseyni’nin, çizgilere bakarken, yaşının olgunluğu ve tecrübelerinin yoğunluğu içinden “Bunlar bizim sanatçılarımızın çigileri, Naci el-Ali’nin işleri” şeklinde verdiği ilk tepki, Müslümanların acıda, kederde, sanatsal duyuşta ve yaratışta tabi oldukları ortaklığı, değer ve eylem paylaşımını gereğince işaret etmeye yeterli geliyordu.

Hasan Aycın’ın çizgilerini anlama ve anlatma konusunda, Cemal Şakar’la birlikte, çeyrek asırdır yoğun çaba harcayan biri olarak, söz konusu tema bütünlüğü içinde ve bizzat çizgilere konu olan mekanın kendisinde yeni bir bakış tercrübesine muhatap olmak benim için de tam bir ayrıcalık ve gerçek bir kazançtı.

Bu sayede ilgili çizgiler, kendilerini daha yoğun bir dil ve düşünsel muhteva ile görüşüme açmakla kalmadılar, benim onlarla kurduğum anlam ilişkisi de yeni gerçeklikler yüklenerek daha sağlam ve daha sahih bir mecraya evrildi.

Kudüs Yunus Emre Türk Kültür Merkezi Müdürü İbrahim Furkan Özdemir, Türk öykücülüğünün Filistinli kardeşlerimize tanıtılması niyetiyle Ramallah’ta da bir sohbet önermişti. Hasan Aycın sergisinin açılışından sonraki gün bunu birlikte gerçekleştirdik.

Türkiye’nin Kudüs Başkonsolos Yardımcısı Erman Topçu, TİKA’nın Filistin Koordinatörü Bülent Korkmaz, Ticaret Müşaviri Mehmet Aytek, AA temsilcilerimiz, Ramallah ile Batı Şeria’dan gelen şairler söz konusu sohbeti benim için daha bir verimli kıldılar.

Kudüs’e sıkça seyahat eden biri olarak, bölgenin hassasiyetine ve bitip tükenmeyen olayların doğurduğu yoğunluğa tabi meşguliyetlerini gözetmekle, kendileriyle temas kurmadığım resmi görevlileri, mezkur etkinliklerle ilk kez yakından tanıma imkanı buldum.

Şunu peşinen söylemeliyim ki, büyükelçisinden haber yetkilisine, ticaret müşavirinden kültürle ilgili elemanlarına kadar Türkiye’nin en donanımlı, hareket kabiliyeti en yüksek ve en fedakar kadrosu sanki burada biraraya getirilmiş.

Sadece, Büyükelçi Gürcan Türkoğlu’nun karakalem portresi konusundaki maharetini zikredersem, Filistin’de bulunan Türkiye devleti temsilcilerinin çok yönlülü ilgilerini de kısmen anlatmış olabileceğimi sanıyorum.

Yazıma verdiğim “Öğretilmiş çaresizlik içinde unutulmayı beklemek...” başlığına gelince:

İslam coğrafyasındaki malum hareketlilik, Filistin meselesinde bir gevşemeyi, hatta deyim yerindeyse unutulma sürecini maalesef beraberinde getirmiş gibidir.

Filistinlilerin de her fırsatta söyledikleri gibi, Türkiye’den başka Filistin meselesine dair söz söyleyen, menfur olaylara karşı tepki gösteren bir başka ülke neredeyse kalmamıştır.

Suudi veliahdı Muhammed bin Selman’ın, ABD Başkanı Trump’ın damadı ve danışmanı olan Yahudi Jared Kushner tarafından yönetildiği ve buna da Prensteki aşırlaşmış bir İran korkusunun neden olduğu, bölgede sıkça dile getirilen hususlardan biridir.

Bu ikilinin, ilgili coğrafyayı birlikte şekillendirme konusunda anlaştıkları, Gazze’de gözü olduğu billinen Ürdün, darbecilere teslim edilmiş Mısır ve bölgedeki her türlü fitneye finansal destek sağlama konusunda adeta şartlandırılmış olan BAE yönetimlerini de kendi etkileri altına alarak, Filistin mücadelesini zaafa uğratmaya çalıştıkları, Kudüs’te herkesin dilinde sıradan bir bilgi olarak dolaşıyor.

Dolayısıyla, Turgut Alp Boyraz’ın “Öğretilmiş çaresizlik” terimiyle özetlediği sessiz ama son derece gerilimli bekleyiş içinde unutulmak Filistinlilerin bugünlerdeki en büyük kaygısıdır.

Bu kaygı, Türkiye’nin sahipliği ve tepkileri sayesinde kısmen hafifilese de Filistinlilerin her düşünüş ve eyleyişlerini belirlemeyi sürdürüyor.

Ömer LEKESİZ
http://www.mirathaber.com/omer-lekesiz-ogretilmis-caresizlik-icinde-unutulmayi-beklemek-126-3751y.html


Back To Top