13 Aralık 2018 Perşembe
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Modern TIP ‘korkmayın ben varım’ diyebiliyor mu

Modern tıp erken teşhis alternatifleri, aşıları, antibiyotikleri, yeni ve etkili ameliyat teknikleri ile hayatımıza değiştirdi.

Yaşam kalitemizi yükseltip ömrümüzü uzattı. Kanserleri erken teşhis ediyor. Kalp damarlarındaki tıkanıkları açıyor. Ateşli bir hastalığı 3-5 günde iyileştirip alerjik bir tehdidi dakikalar içinde bazen tek bir enjeksiyonla bile yok edebiliyor. Özetle, modern tıp akut hastalık ya da sorunlarla baş etmek ve kriz durumlarını başımızdan süratle defetmede son derece başarılı. Bu nedenle ona müteşekkiriz. Peki aynı başarıyı uzun süreli sağlık sorunlarının çözümünde de gösterebiliyor mu? Konu otoimmün hastalıklar, obezite, Alzheimer, Parkinson, kanserler, kalp ve beyin damarı hastalıkları, kronik alerjiler olduğunda da “Korkmayın, ben varım!” diyebiliyor mu? Akut sorunlar ya da acil problemlerde “Hızır gibi” yetişen o müthiş hızlı ve etkili, son derece güvenli, “Ben kanıta dayalı olmayan hiçbir şeye itibar etmem arkadaş!” diye direttiği tavrını kronik hastalıklarda da gösterebiliyor mu? Konu “ruhsal sorunlar” olduğunda, psikolojik ve psikosomatik problemlerin çözümü olduğunda da “Korkmayın, ben varım!” diyebiliyor mu? Bu sorulara güçlü bir “Evet” yanıtı vermek maalesef bir hayli zor. İşte bu nedenle bana göre bize yeni bir tıp anlayışı, farklı bir tıbbi yaklaşım tarzı gerekiyor... 

MODERN TIP NEREDE HATA YAPIYOR? SORUN NE



Akut sorunların çözümünde bu kadar başarılı olan modern tıbbın kronik hastalıkların çözümünde yaşadığı bu başarısızlığın sebebi ne? Obeziteyi, diyabeti, Alzheimeri, kalp krizleri ve felçleri, kanserleri son 50 yılda nerede ise 5’e 10’a katlayan yanlışın kaynağı nerede? Modern tıp nerede hata yaptı, yapıyor? Bana göre modern tıbbın ilk hatası sorunları ile “yüzleşmekten korkması”dır. Başka hataları yok mu? Var! Mesela “analitik düşünmeyi” bilmiyor. “Sebebe değil sonuca” odaklı. Ruhu unutup yalnızca bedene itibar ediyor. “Beden ruh ilişkisini ıskalıyor”. Sadece “kanıta dayalı” olana itibar edip, “tamamlayıcı, geleneksel ve doğal” tıbbın yaklaşımlarını görmezden geliyor. Neticede, modern tıp “araziye” değil, orada yetişen bataklık otlarına bakıyor. “Araziyi ıslah etmek” yerine orada yetişen neticeleri imha etmeye çalışıyor. Özetle, sebepleri yok etmek yerine sonuçları maskelemekle meşgul.





ÇÖZÜM BÜTÜNLEŞTİRİCİ BİR YAKLAŞIMDA OLABİLİR



MODERN tıp ruhu en baştan, daha yola çıkarken ıskaladı. Iskalamaya da devam ediyor. İnsanın ruh ve bedenden müşekkel mükemmel bir bileşim olduğunu unutuyor. Bedeni ruhtan, ruhu bedenden ve bu ikiliyi yaşadıkları çevreden, sağlam ve hasta kişileri içinden geldikleri kültür ve geleneklerden uzakta değerlendiriyor. Kısacası sadece insana ve çoğu zaman da ruhtan ziyade bedene odaklı. Durum böyle olunca da geleneksel tıbbi yöntemleri yeteri kadar dikkate almıyor. Onlara gerektiği oranda itibar etmiyor. Peki çözüm tamamlayıcı tıpta mı? Kısmen öyle! Modern tıbbın geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarından da faydalanması zorunlu. Bu özellikle kronik hastalıklar olduğunda vazgeçilmez bir zaruret. Ama bu yeni yaklaşım da bazı şartlara bağlı. Mesela konu “bitkisel tıp”yani “Fitoterapi” olduğunda aşağıdaki maddeler çok mühim...





SAĞLIK BİR BÜTÜNDÜR Önce şunu iyi bilelim. Tıp bir teşhis ve tedavi sanatından ibaret değildir. Sağlığı korumak, moral ve sosyal iyiliği kollamak da tıbbın görevidir. Tedavide farmakolojik ürünler kadar bitkisel ilaçlar da önemlidir. Ne var ki bunlar da öbürleri kadar iki ucu keskin bıçaklardır. Faydaları kadar riskleri ve zararları da vardır.

BİTKİSEL ÜRÜN DE ZARARLI OLABİLİR Bitkisel bir ürün ya da ilaçtan fayda gelmez bakışı da bitkilerin, bitkisel karışım ve ürünlerin “doğalsa zararsızdır”anlayışı ile kontrolsüz kullanımları da tehlikeli yaklaşımlardır. Her ikisi de toplum sağlığını tehlikeye atmaktadır.

GÜVENLİK VAZGEÇİLMEZDİR Kalitesiz bitkisel ürünler, rastgele üretilen bitkisel karışımlar, çakma uzmanların önerdiği mucize bitkisel formüller, kalite ve güvenliği ıskalayan yanlış önermelerle iyi netice almak mümkün değildir.

KALİTEDEN TAVİZ VERİLEMEZ Her ilaçta olduğu gibi bitkisel ürünlerde de belirli kalite standartları gerekir. Güvenlik endişeleri vazgeçilmezdir. Bunların da içerdikleri farklı yapı ve çok sayıda doğal kimyasal ile karaciğeri iltihaba, böbrekleri iflasa sürükleyebildikleri bilinmelidir. “Güvenlik” ve “faydalı olmak”burada da vazgeçilmez prensiplerdir.

HEKİM VE ECZACI İŞBİRLİĞİ ŞARTTIR Bitkisel ürünlerde de karar verici sadece hekim, danışman yalnızca eczacıdır. Bu ürünlerin de sadece hekim tavsiyesi ile kullanımı zorunludur. Bu ürünlerin de yalnızca eczanelerde satılması vazgeçilmez bir noktadır. “Aktar eczane” yaklaşımı yanlış, aktarları eczacı gibi konumlamak büyük bir hatadır.

Osman MÜFTÜOĞLU
http://www.mirathaber.com/osman-muftuoglu-modern-tip-korkmayin-ben-varim-diyebiliyor-mu-182-5830y.html


Back To Top