20 Nisan 2018 Cuma
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

123»
  • Prof. Dr. Ali SEYYAR
  • İlahiyat fakülteleri kapatılmalı mıdır yoksa islâmîleştirilmeli midir?
    Mirat-Haber yazarlarımızdan Ali Ulvi Altınsoy’un “İlahiyat Fakülteleri Kapatılmalıdır” yazının özünde ilahiyat ismini taşıdığı hâlde bu fakültelerde İslâm’ın bütün ilimlerin anası olarak görülmediği tespiti vardır.

    18 Nisan 2018 Çarşamba 10:25Devamını Oku →
  • İmam hatiplilerin deizmin ve nihilizmin kıskacında olduğuna hiç şaşırmadım
    Karar Gazetesi yazarlarından Elif Çakır, Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından hazırlanan "Gençlik ve İnanç" konulu çalıştayı bir köşe yazısında değerlendirirken, kaygılı bir yaklaşımla imam hatipli gençlerin de deizme kaydığının altını çizdi.

    09 Nisan 2018 Pazartesi 11:57Devamını Oku →
  • Tarihte haricilikle mücadelede yapılan yanlışlıklardan ders alabildik mi?
    Haricilik, İslâm tarihinde ortaya çıkan, ilk ciddî terör eylemleriyle Hz. Ali’ye başkaldıran, sapkın, ötekileştirici, nassları kendi câhil kafalarına göre yorumlayan, bedevîlerden oluşan siyasî bir fırkadır. Haricilikle mücadelede en şedit tedbirlere müracaat edenlerin başında Ziyad bin Ebih(Babasının oğlu Ziyad) bulunmuştur. Muaviye’nin babası Ebu Süfyan’ın cahiliye döneminde dünyaya gelmiş nesebi gayr-i sahih bir çocuğu olan Ziyad, Hz. Alitarafından İran valiliğine tayin edilmişti. Hz. Ali’nin haricî bir terörist tarafından şehit edildikten sonra iki şahidin marifetiyle kendisinin Ebu Süfyan’ın oğlu olarak tescillendirerek, Ziyad bin Ebu Süfyan ismiyle ‘kardeşi’ Muaviye’nin safında yer almayı başarmıştır. Bu şekilde halifeliğini sağlamlaştırmış olan Muaviye, Ziyad’a İran’a ilaveten Basra, Horasan ve Sicistan’ı da vermiştir.

    31 Mart 2018 Cumartesi 08:15Devamını Oku →
  • Ali Şükrü beyin bir suikast neticesinde 23 Mart 1923’te şehit edilmesi münasebetiyle
    TBMM’nin 1. Dönem Trabzon milletvekili olan Ali Şükrü Beyin (1885–1923) Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal Paşanın özel muhafız kıtası komutanı Topal Osman Ağa’ya işlettirilen cinayetin ardından tam 95 yıl geçmiş. Aslında Giresunlu Topal Osman Ağa(1883–1923), Kurtuluş Savaşı milis kuvvetleri komutanlarından birisi olarak Rum ve Ermenilerin korkulu rüyası idi. Topal Osman,ilk kez 29 Mayıs 1919 tarihinde Havza'da Mustafa Kemal Paşaile gizlice buluşmuş ve o günden itibaren onun emirleri doğrultusunda hep hareket etmiştir.

    23 Mart 2018 Cuma 10:53Devamını Oku →
  • Müslümanlar çalışıp helal yoldan zengin olmalıdır
    Zenginlik konusu ve talebi, tartışmalı bir mesele olmakla beraber biz zenginliğin İslâm’ın kabul ettiği ve hatta teşvik ettiği bir olgu olduğu iddiasındayız. Ancak, İslâm’ın öngördüğü zenginlik, materyalist ve profan (dünyevî) yaklaşımlardan tamamen farklıdır. İslâm’ın benimsediği zenginlik olgusu; özellikle çalışmak, helal-haram, rızık, bereket ve hayır gibi maddî/manevî kavramlar ile açıklandığında ancak gerçek anlamını bulur.

    17 Mart 2018 Cumartesi 05:46Devamını Oku →
  • Man adasında bir kilisenin bahçesinde yedi Müslüman Türk
    Man adasında bir kilisenin bahçesinde yedi Müslüman Türk’ün gömülmüş olduğundan haberimiz var mı?

    06 Mart 2018 Salı 10:51Devamını Oku →
  • Bir akademisyen olarak 28 Şubat süreci ve sonrasında yaşadıklarım
    28 Haziran 1996 tarihinde siyasî istikrarsızlıkların hâkim olduğu bir dönemde RP-DYP’den oluşan ve iki parti lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakanile Prof. Dr. Tansu Çiller’in ifadeleriyle dönüşümlü olması düşünülen bir koalisyon hükümeti kurulmuştu. YÖK ve birçok üniversite rektörü, özellikle ‘milli görüş’ lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın iktidara gelebilmiş olmasından dolayı bu hükümete alenî bir şekilde karşı çıkmıştı. Buna bağlı olarak 7 Ağustos 1996 tarihinde YÖK’ün talimatıyla üniversite rektörleri, Anıtkabiri ziyaret ederek, cumhuriyet ve laiklik için mücadelede bulunacaklarını ilan etmişti.

    28 Şubat 2018 Çarşamba 10:54Devamını Oku →
  • Hz. Ömer’in vatandaşlık geliri modeli kapsamında gazilere tanınan sosyal haklar
    Halife Hz. Ömer’in hilafet döneminde Irak, İran, Suriye ve Mısır gibi ülkelerin fethedilmesiyle birlikte zekât mallarının yanında ganimet ve fey gibi diğer vergi gelirleri de hayli artmaya başlamıştı. Bu gelişmeler karşısında Hz. Ömer, artan devlet gelirlerini yerli yerinde harcamak maksadıyla şura meclisini toplatmış ve üyelerden devlet gelirlerinin bundan böyle nasıl kullanılacağına dair görüş istemişti. Dünyevî konuların istişaresinde etkin bir konuma sahip olan şura heyeti, artan kamu gelirleriyle birlikte halkın önemli kesiminin de büyük servetlere kavuştuğunu tespit ederek, gelecek döneme ait kamusal sosyal politikaların nasıl şekilleneceğine dair görüşlerini beyan etmiştir.

    17 Şubat 2018 Cumartesi 04:56Devamını Oku →
  • İlmî İslâm(cılık), kapitalizmin sonunu getirecektir
    Face sayfasında arkadaş olduğum siyaset bilimcisi Prof. Dr. Adem Çaylak,İslâmcılığın slogancı yönünü eleştirmekle kalmıyor “Slogancı İslâmcılık, Kapitalizmin Ekmeğinin Yağıdır”sözüyle içi boş ve dolayısıyla içi iyice doldurulmamış olan İslâmcılığın kapitalizmi beslediğini iddia ediyor. Bu kısa fakat çarpıcı cümle, beni çok düşündürdü. Adem Hoca,bununla da yetinmeyip, başka bir vesile ile bu cümlenin âdeta bir açıklaması olan şu ifadeyi de kullanmış: “Kapitalizm, kendisine sloganlarla saldıranların çokluğu ile büyüyen ve güçlenen sömürücü bir toplumsal ve iktisadi sistemdir.”

    10 Şubat 2018 Cumartesi 08:56Devamını Oku →
  • Bir müslümanın imanî tekâmül süreci nasıl olmalıdır?
    Hangi niyetle olursa olsun Müslüman olmak, yani İslâm dairesine girmek şer’i yönüyle çok kolaydır. Bunun için sözel olarak bir kelime-i şehadet getirmek yeterlidir. İslâm’ın hak dini olduğu inancıyla Müslüman olmak çok önemli ama bazen bazı insanlar, belki de İslâm’ın sağladığı sosyal-ekonomik haklardan yararlanabilmek için, Müslüman olmayı tercih edebilir. Nitekim tarihte bunun birçok örnekleri vardır. Mesela asr-ı saadette bir kıtlık döneminde maddî sıkıntılardan kurtulmak ve ganimetlerden yararlanmak isteyen bazı bedeviler, Medine’ye gelip Peygamberimize (sav) iman ettiklerini beyan ve teyit eder. Zaruretin doğurduğu böyle (zahirî) bir Müslümanlık, her ne kadar kabul edilse de müminlik vasfı yani kâmil derecede bir imanî boyut taşır mıdır? Kuran, bu olayı/meseleyi şu şekilde açıklamaktadır:

    03 Şubat 2018 Cumartesi 06:16Devamını Oku →
Back To Top