14 Ağustos 2018 Salı
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

İlahiyat fakülteleri kapatılmalı mıdır yoksa islâmîleştirilmeli midir?

Mirat-Haber yazarlarımızdan Ali Ulvi Altınsoy’un “İlahiyat Fakülteleri Kapatılmalıdır” yazının özünde ilahiyat ismini taşıdığı hâlde bu fakültelerde İslâm’ın bütün ilimlerin anası olarak görülmediği tespiti vardır.

http://www.mirathaber.com/ali-ulvi-altinsoy-ilahiyat-fakulteleri-kapatilmalidir-36-3842y.html

Oysa en son din olarak İslâm, bütün ilimlerin kaynağı olması hasebiyle en üstünüdür. Ali Rıza DemircanHocamız da Ali Ulvi Altınsoyun görüşlerini destekler mahiyetteki ‘İlahiyat Fakültelerinde okutulan İslâm’ın Allah’ın dini olmadığı’ yönündeki çarpıcı açıklamaları da bu bağlamda dikkat çekicidir.

İlahiyat Fakülteleri bundan ötürü kapatılmalı mıdır yoksa gözden geçirilip İslâm’ın temel esaslarına uygun bir şekilde yeniden uygun hâle getirilmeli midir sorusuna cevap vermeden önce günümüzde İlahiyat ve Din/İslâm (İlim) arasındaki normatif (olması gereken) münasebete ve günümüzde ilahiyat fakültelerini baz alarak, fiilen var olan bağa bakmakta fayda vardır.

İlahiyat ve Din/İslâm Bilimleri Arasındaki Normatif Münasebet

İbadet etmek anlamındaki “e-li-he” veya “e-le-he” kökünden türeyen ilâhiyat kelimesi; ilahî, ilah ile ilgili olan, Yaratan’dan bahseden, onun mahiyetini; sıfatlarını ve hâlini anlatmak anlamlarına gelir. Dinî bir terim olarak ilahiyat; inanılacak şeylerden bahseden kelâm ilminin; Allah’ın varlığı, zâtî ve subutî sıfatları ve fiillerinden (işlerinden) bahseden bölümüne verilen isimdir. Bir bilim olarak ilahiyat, dinleri, mezhepleri ve diğer dinî-felsefî doktrinleri, tarihî ve itikadî yönleri ile mukayeseli olarak inceleyen, Yaratanı ve O’nun sıfatlarını belirleyen, âlem ve insan ile münasebetleri araştıran bir disiplindir.

Dil âlimleri, din kelimesinin Arapça "deyn" kökünden mastar veya isim olduğunu söyler. Din, insanın, Yaratan ile manevî bir bağ kurma ihtiyacını karşıladığı ve bunun genelde dua, zikir ve ibadet gibi formlarla ifade edildiği bir kurumdur. İnsanlar tarafından doğru, eksik veya yanlış dinî davranış örüntüleri sergilenen, belirli ahlâk ve değer sistemlerini ihtiva eden bir kurumdur. İslâm ise hayatın bütün sosyal alanlarını içine alan ve dolayısıyla dünya görüşüne de sahip en son dindir. En önemli iki ilmî unsuru ise şudur:

- İslâm’ın Manevî Dünyası:  Kelam/İtikat/İbadet Sistemi (İnanç; Namaz; Dua; Hac; Oruç vb.).

- İslâm’ın Maddî Dünyası: İdare/İktisat/Hukuk/Ahlâk Sistemi. Dinin devlet düzenine, sosyo-ekonomik hayata ve adalet sistemine yönelik teşvik ettiği hayır işleri ve yapılması konusunda farz/vacip hükmündeki emir hükümleri (emril bil maruf, zekât, adalet vb.).

İlahiyat Fakültelerinde Yer Alan Sözde Manevî/Dinî Bilimler

Dinî/manevî konular/bilimler ve sosyal/tabiî teoriler/bilimler, çoğu zaman iç içe olduğu için, İlahiyat Fakültelerinde her iki alanı da birlikte inceleyen multi-disipliner bilim dalları ortaya çıkmıştır. Ancak İlahiyat Fakültelerinde okutulan birçok dersin ağırlıklı olarak sosyal/tabiî bilimlerin pozitivist yöntemleriyle incelendiğini söyleyebiliriz. Bunu örnekleriyle daha somut olarak açıklamak mümkündür:

- Din Felsefesi:Din felsefesi, dinler üzerinde fikir yürüterek, inançlar hakkında farklı düşüncelerin ortaya çıkmasını sağlamayı öngören bir disiplindir. Burada dinin hakikatlerini ve tevhidin veya ruhun mahiyetini ortaya koymaktan ziyade, din hususunda deist/ateist düşünürler dâhil filozofların görüşlerine önem verilmektedir. Sosyal (müspet/ampirik) bilimlere bağlı dinler bilimi olarak tanımlanabilen din felsefesi, bu yönüyle vasıflayıcı (deskriptif) bir nitelik taşır.

- Din Folkloru:Din folkloru, yaratılış, dünya ve ahiret, cennet ve cehennem, günahlar ve sevaplar, büyüler ve okutmalar, dualar ve beddualar temaları hakkında halk arasında söylenegelen sözler, bâtıl inançlar, dinî âdet ve gelenekleri araştıran bir disiplinidir. Din folklorunun en belirgin tezahürlerinden birisi, belli ziyaret yerleridir (yatır, türbe, mezarlık). Hurafelerin varlığı görülse bile bunlara tarafsız bilimsellik adına eleştiri yapılmamaktadır.

- Din Psikolojisi:Din psikolojisi, metafizik varlıklara inanmaya yönelik coşkusal yaşantıları veya dinî eğitim ve terbiyenin oluşturduğu his, eğilim, sosyal münasebetler, ahlâkî ve estetik yöneliş, düşünce, irade ve coşkuları (iman, inanç, dua, tövbe vb), psikolojik yönden inceleyen bir disiplindir. Genel eğilim bakımından dini, psikolojik bakış açısıyla inceler, bir başka ifadeyle insanın ruhî yaşayış ve davranışları içerisinde dinî nitelik taşıyan her belirtiyi ele alıp, dinî yaşayış ve davranışları değerlendirir. Dinin hakikatini veya inanç boyutunu belirlemekten ziyade dinin yalnızca insan hayatındaki etki ve boyutlarını tasvir etmeye çalışır ve Hak/Bâtıl değerlendirmesi yapmaksızın sadece dinî hayatın oluşum, değişim ve sonuçlarını araştırır.

-Din Sosyolojisi:Din sosyolojisi, dinî hayatı, toplum açısından ele alan, dinlerin ve inançların toplum hayatı üzerindeki etkilerini araştıran bir bilim dalıdır. Dini, bir sosyal kurum olarak ele alan din sosyolojisi, dinlerin farklı coğrafyalarda aldığı değişik biçimleri, dinî inanç ve ibadet biçimleri ile diğer sosyal etkinlikler arasındaki bağlantıları İslâmî esaslardan bağımsız olarak ortaya koyar.

- Din Etnolojisi:Kavimlerin dinî kültürlerini karşılaştırmalı olarak araştıran, birbirleri arasında karşılıklı olarak meydana gelen tesirleri ve münasebetleri tarafsız bir gözlemci gözüyle inceleyen bir disiplindir.

- Din Fenomenolojisi:Zaman ve mekân içerisinde ortaya çıkan dinî olayları birer fenomen (hadise) olarak ele alıp, onlara mucize/keramet/kader/vahiy boyutlarından ziyade sadece bilimsel/rasyonel yöntemlerle bir anlam vermeye çalışan bir disiplindir.

Velhâsıl-ı Kelâm

Görüldüğü gibi, İlahiyat Fakültelerimizde okutulan sosyal/tabiî bilimlerin emrindeki sözde dinî/manevî bilimler, felsefik, fenomenolojik, psikolojik ve sosyolojik ölçütleriyle araştırmalar yapmaktadır. Mesela, din fenomenolojisi dinî olayları birer dünyevî hadise olarak ele alıp onları rasyonel akıl ile manalandırmaya çalışırken, din psikolojisi bu vakıaların doğrudan doğruya ferdi ilgilendiren psikolojik yönlerini, din sosyolojisi de onların toplumla olan münasebetlerini araştırmaktadır. Bu araştırmalar yapılırken, İslâm’ın maddî ve manevî hayata ait temel görüşleri değerlendirmelere tâbi tutulmadığı için, öğrenciler hakikatin aydınlatıcı bilgilerinden mahrum edilmektedir.

Dolayısıyla İlahiyat Fakültelerinde ‘din’ adı altında hazırlanmış olan hemen bütün seküler derslerin, üniversitelerin sosyoloji, felsefe ve psikoloji gibi başka bölümlerinde daha liyakatli sosyal bilimciler tarafından daha kolay işlenebileceğini düşünüyorum. Bu durumda dünyevileş(tiril)miş olan ilahiyat fakültelerine gerçekten ihtiyaç duyulmayacaktır.Ancak İlahiyat Fakültelerini kapatmak yerine tevhit/vahiy inancına uygun hâle getirilmesi gereken müfredatını İslâm’ın maddî dünyasını (muamelat/dünya görüşü) da içine alacak bir biçimde zenginleştirip çağdaş sorunlara evrensel boyutta çözüm üretecek İslâm Araştırma Fakültelerine/Enstitülerine dönüştürmek daha isabetli bir yaklaşım olmaz mı?

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/prof-dr-ali-seyyar-ilahiyat-fakulteleri-kapatilmali-midir-yoksa-islamilestirilmeli-midir-84-3895y.html


Back To Top