21 Ekim 2018 Pazar
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Peygamberimiz (sav) ile iftira ve zulüm üzerine bir söyleşi (3)

Değerli okuyucularım;

Bazen kendimi yalnız hissettiğimde, dertlerimle baş başa kaldığımda sohbet etmek, içimi dökmek için, samimî bir dost ararım. Bu halet-i ruhiyle ‘Allah’tan ve onun Resulünden daha iyi bir dost mu olur?’ diyerek, zihni dünyamda Peygamberimiz (sav) ile sohbette bulunur ve ona çok özel sorular sorarım.


Eminim Peygamber sevdalıları olarak sizler de içimizi ferahlatacak olan cevaplarını merak ediyorsunuzdur. Bu haftaki sorularım, daha çok iftira ve zulüm üzerine olacaktır…İşte sohbetimiz:

Ben:Selamünaleyküm; Ya Resulullah;

Resulullah:Aleykümselam ve rahmetullah, ya Ali.

Ben:Ya Resulullah; Ülkemde ve dünyada içimi sıkan çok fecî olaylar yaşanmakta. Fitne döneminde müfterilerin ve zalimlerin değişik hileleri yüzünden birçok masum Müslüman mağduriyetler yaşamaktadır. İftira atan ve kötülükte bulunanlar hakkında ne dersiniz Ya Resulullah?

Resulullah: “Kim(ler) size iftira etmiş ise o kimse(ler) zarara uğramıştır.” Bir başka deyişle “bir kimse, bir mümin hakkında olmayan bir şey söylerse, iftiraya uğrayan kimse, onu affedinceye kadar, Allah-ü teâlâ onu Cehennemden çıkarmaz.” (1)

Ben: Ya Resulullah; Peki, zalim konumunda olan müfterilere şu veya bu şekilde destek verenlerin hâli ne olacak?

Resulullah: Allah, kitabımızda Hud suresinin 113. âyetinde buna şu şekilde cevap vermiştir: “Bir de sakın zulmedenlere meyletmeyin (sempati duymayın). Yoksa size ateş dokunur. Sizin Allah'tan başka dostunuz yoktur; sonra yardım da göremezsiniz.”

Ben: Peki, mazlumlara ellerinden geldiği kadar maddî veya manevî yönden destek olan mert insanlar hakkında ne dersiniz Ya Resulullah? Onlara bir müjdeniz var mı?

Resulullah: “Kim bir mümini bir münafığa (zalime/müfteriye) karşı korursa, Allah da onun için Kıyamet günü, etini cehennem ateşinden koruyacak bir melek gönderir.” (2)

Ben:Anladım. Ne güzel. O zaman hep Hak’tan yana olmak ve mazlumu korumak lazım. Ya Resulullah; Peki, sizin bu zalim ve iftiracılara karşı ahirette tutumunuz ne olacak?

Resulullah: Ya Ali;Belki duymuşsundur. Nasıl ki ben, bir zimmiye eziyet eden bir zalimin düşmanı isem aynen bir Müslüman kardeşime herhangi bir kötülük yapan kişinin de düşmanı olurum. Sen hiç merak etme “Ben kimin düşmanı olursam, (mazlumların adına) ahirette onun yakasını tutarım.” (3)

Ben:Ya Resulullah; Mazlumların ahı hep ahirete mi kalacak? Zalimlerin yaptıkları yanlarına kâr mı kalacak, onlar dünyada hiç ceza çekmeyecek mi?

Resulullah: Ya Ali; Sana bu sefer Hud sûresinde geçen 102. âyeti hatırlatırım. Bu âyette C. Hak şöyle buyuruyor: “Zulme sapmış memleketlerin halkını yakaladığında, Rabbinin yakalaması işte böyledir! Şüphesiz O’nun yakalaması can yakıcı ve şiddetlidir.” Bu bağlamda “Hiç şüphesiz Allah zalime mühlet verir. Onu yakalayınca da kaçmasına fırsat vermez.” (4) Diğer yandan “İşleyene daha dünyada cezası çarçabuk gelmeye en layık günah, zulüm ve sıla-ı rahmin koparılmasıdır, üstelik bu cezanın dünyada gelmesi, ahiretteki cezaya kefâret değildir.” (5)

Ben:Ya Resulullah; Bir hadisinde şöyle dediğinizi hatırlıyorum: “Yöneticilerin en hayırlısı, sizi seven ve sizin tarafınızdan sevilen, size dua eden ve sizin duanızı alan kimselerdir. Yöneticilerin en kötüsü de, siz buğzeden ve sizin buğzunuzu hedef olan, size lanet eden ve lanetinizi alan kimselerdir.”(6) Bu durumda biz, bu kötü idarecilere karşı tavır alalım mı?

Resulullah:“Aranızda namaz kıldıkları sürece hayır.”(7)

Ben: Ya Resulullah; Nasıl olur. Hiç tepki göstermeyelim mi?

Resulullah: Ben ahir zaman Müslümanlarına yaşadıkları bu fitne döneminde aktif sabır tavsiye ederim Ya Ali. Çünkü “Bir kula haksız zulüm yapılır o da sabrederse, Allah onun izzetini (dünya ve ahirette) mutlaka artırır. (8)

Ben:Mağdurlar şiddete başvurmadan zaten sabrediyor ya Resulullah. Ama kendilerini ferahlatan adalet henüz tecelli etmedi. Adalet yavaş işliyor. Onun için gönüllerinde bir kırgınlık var. İçlerinden bazıları bu sebepten ötürü zalim idarecilere ve müfterilere beddua bile etmek istiyor. Ne yapsınlar?

Resulullah: Muaz’ı Yemen’e vali olarak tayin ettiğimde kendisine “Mazlumun bedduasını almaktan da son derece çekin, çünkü onun bedduası ile Allah arasında bir perde yoktur.” (9) demiştim. Beddua etmek yerine onları en güzel sözlerle hak ve adalete davet edebilirsiniz. Çünkü “Cihadın en faziletlisi, zalim idarecinin karşısında hakkı ve adaleti söylemektir.” (10)

Ben:Ya Resulullah. Böyle bir tebliğ, hitabet ve ilmi siyaset ile ancak mümkündür. Yoksa bu tavsiyeniz daha çok benim gibi akademisyenler için mi geçelidir?

Resulullah:Evet, çünkü “Amelde eksikleri olsa da, yanı üzerinde sürünen bir kimse olsa da en bilgili insan, insanların kaosa sürüklendiği fitne zamanında Hakkı en iyi şekilde gören (ve tebliğ eden) kimsedir.” (11) Sizlere da bu yakışır Ya Ali! Şimdi “Sana (bu bağlamda) dünyada ve ahirette en değerli ahlâkı öğreteyim mi?”

Ben:Evet, buyurunuz Ya Resulullah.

Resulullah: “Sana zulmedeni sen affet, seninle münasebeti kesenlerle sen irtibatını sürdür, sana cahilce davrananlara sen yumuşaklıkla mukabele et, sana vermeyenlere ve seni malından mahrum edenlere sen ver.” (12)

Ben: Ya Resulullah; Bu hakikaten güzel bir tavsiye, ama bu bana biraz zor geliyor. Bunu ben nasıl yapabilirim ki?

Resulullah: Ya Ali; Sen “Ebu Damdangibi olmaktan aciz misin ki” (13) böyle söylüyorsun?

Ben:Ya Resulullah; Ebu Damdanda kimdir?

Resulullah: “O, sizden önceki kavimlerden birine mensup bir kimseydi. O, her sabah, ‘Allah’ım! Ben şerefimi, bana hakaret eden ve dil uzatarak gıybetimi yapan kimselere sadaka olarak veriyorum’ derdi.” (13)

Ben:Ya Resulullah. İnşallah bendeniz de Ebu Damdangibi olurum… Kalbime huzur verecek başka bir tavsiye daha istiyorum sizden Ya Resulullah?

Resulullah: “Sana cennet ehlinin kimler olduğunu haber vereyim mi?” (14)

Ben:Haber veriniz Ya Resulullah.

Resulullah: “Cennet ehli, nazik ve yumuşak huylu, kolaylaştırıcı ve cana yakın her kimsedir.” (14)

Ben: Ne demek istediğiniz anladım Ya Resulullah; Sizi çok özledik. Biz de Cennet ehlinden olabilir miyiz? Ahirette sizinle beraber olabilecek miyiz?

Resulullah: “Ben ahirette kardeşlerimi daha çok görmeyi arzuluyorum.” Sana ve kardeşlerime bu vesile ile son tavsiyem: Şirkten, zulümden ve bid’atlardan sakınınız, abdestli olunuz, namaza devam ediniz.Ben, Allah’ın izniyle sizlerden önce Kevser havuzumun başına varmış olacağım…”(15)Vesselâm…

----
1.) Ahmed b. Hanbel, I, 91. Ebu Davud, Akdiye, 14. İbn Mace; Eşribe: 4.
2.) Ebû Dâvud; Edeb: 4883, 4/270.
3.) Keşfü’l Hafa; 2341; II/218.
4.) İbni Mâce; Fiten: 22.
5.) Kutub-i Sitte: 5889.
6.) Müslim; İmare; 37: 65-66.
7.) Müslim; İmare; 37: 65-66.
8.) Kutub-i Sitte: 5366.
9.) Buhârî; Zekât: 41, 63.
10.) Tirmizî; Fiten: 13.
11.) Taberani; el-Mu’cemü’l-Kebir: 10531.
12.) Heysemî; Mecmau’z-Zevaid: 13694, 13691.
13.) Ebu Davud; Edep; 36: 4886-4887.
14.) Taberani; el-Mu’cemü’l-Evsat: 89.
15.) Müslim; 1: 150,151.

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/prof-dr-ali-seyyar-peygamberimiz-sav-ile-iftira-ve-zulum-uzerine-bir-soylesi-3-84-4070y.html


Back To Top