17 Ocak 2018 Çarşamba
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

“Demokrasi haram da, istibdat helal mi?”

Geçen yazımızı “İslam’da demokrasi yok diyenler vize ne vaat ediyor?” şeklindeki bir soruyla bitirmiştik. Yazımız facebookta alt soru ve itirazlarla tartışılıdı. Şu tip sorular eklendi meselâ; “İslam’da demokrasi var diyenler bize ne vaat ediyor?” “Demokrasi bize İslam ekseninde ne kazandırdı?”, Bir okurumuz da, “onurlu ve güven dolu bir yaşam vaat etmedikleri ortada” şeklinde yorum yapmıştır. Buna benzer soru ve yorumları çoğaltabiliriz.

Müslümanların yönetimle ilgili çok sistematik olmayan tartışmaları ve zihinlerinde nasıl bir uygulama olması gerektiğine dair fikirlerinde henüz bir netlik yok. Ancak ben böyle bir soruyu sorarken, İslam dünyasındaki  u zamana kadar varolan uygulamalar ve sürekli tartışmalarda zihnin arkaplanındaki yönetim anlayışlarından yola çıkmıştık. Bir kere açık işgal ve sömürge sonrasında, bir çok Müslüman ülkede özgürlük, adalet gibi ilkeleri gerçekleştirmek bir yana, zulüm ve istibdatın hüküm sürdüğünü gördük. Bugün hala Mısır’da açık darbe ile işbaşına gelen yönetim herkesin gözleri önünde. Taliban yönetiminin nasıl bir toplum ve devlet inşa ettiği malum. Neo-Selefi hareketler ve Işid gibi yapılanmaların ise bize tek vaat ettiği şey totaliter bir yönetim biçimi.

Belki bazıları bunların istisnai durumlar olduğunu söyleyerek itiraz edeceklerdir. Ancak durum böyle değildir. Yapılan tartışmalar ve satıarası okumalara dikkatle bakıldığında, açıkça söylemek gerekirse, birçok kimsenin zihnindeki yönetimden zulüm ve istibdat çıkmaktadır. Allah bizi bu tür zihniyetlerin yönetiminden korusun. Türkiye’nin serencamı bile dikkatle gözden geçirildiğinde, demokratik hayatımızda bazı kesintiler olsa bile, serbest ortamlarda Müslümanların kendilerini daha iyi ifade edebildiklerini görebilirsiniz.

Hz. Peygamber (SAV), öncelikle insanlar için özgürlüğü getirdi. İnsanların özgür olmadan inanmalarının bir anlamı yoktur. Bu, Müslümanların zihinlerinin de özgürleşmesi anlamına gelmektedir. Daha sonra Medine’de farklı unsurlarla sözleşmeye dayalı olarak kurduğu devlette, şeffaf yönetim, açıklık, zulme karşıtlık ilkelerini uyguladı; zulüm ve istibdattan kaçındı ve en önemlisi asla bir diktatör olmadı. Ben gündelik hayatımıza şeffaflık, adalet, özgürlük, zulme karşıtlık ve istibdattan kaçınma ilkelerinin hakim olmasını istiyorum. İslam adına yapılan tahakkümlerin, zulüm ve istibdatın asla kabul edilemez olduğunu düşünüyorum.

Bu vesile ile dün ülkemize gelen Gannuşi’nin yaptığı konuşmada bazı değinilerinin altını çizmek isterim. O şöyle sormuştu: “Demokrasi haram da diktatörlük helal mi?” Hayır, istibdat, zulüm ve diktatörlük haramdır. Diye de cevap verdi. Daha da önemlisi cihadı, bir din savaşı, ya da diğerlerini Müslüman yapmak üzere yapılan savaş olarak göremeyeceğimizi belirterek, cihadın insanlık için bir özgürlük mücadelesi olduğunun altını çizdi. Bugün de cihadın akıl ve zeka ile yapılması gerektiğini de özellikle belirtti.

Bugün dünya ölçeğinde ciddi anlamda bir özgürlük sorunu vardır. Bizim asli görevlerimizden birisi de, öncelikle zihinlerin özgürleşmesidir. Bu sebeple, meseleye çok tahakkümcü biçimde insanları Müslümanlaştırmak olarak bakmamalıdır. Elbette İslam evrensel bir dindir ve ben de bütün kalbimle hakikatin ve kurtuluşun İslam’da olduğuna inanıyorum. Ancak zulümle ve özgürlük kanallarını tıkayarak, İslam’ın vaadlerini insanlara sunamazsınız. Bu sebeple, bugünkü müslümanların manzarasının insanlara nasıl bir imkan sunduğunu ve vaat ettiğini de öncelikle tartışmamız gerekmektedir.   

Başlıktaki soru Gannuşi’ye aittir. Bu sorunun da cevabını ayrıca dürüstçe vermemiz gerekmektedir.

Prof. Dr. Mustafa TEKİN
http://www.mirathaber.com/prof-dr-mustafa-tekin-demokrasi-haram-da-istibdat-helal-mi-97-2119y.html