21 Haziran 2018 Perşembe
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Milliyetçilik, yine sınırları aşma noktasına mı geliyor?

Milliyetçilik,  insanların kendi  renk, ırk  ve bazı  milli ideallerini yüceltmeleriyle ortaya çıkan batılı bir kavram. İslam dünyasında insanlar, Allah'a olan yakınlık ve  dini emirleri yerine getirmeleri ve iyi ahlak sahibi olmalarıyla değerli olmakta ve kimlik kazanmaktaydılar. Bu konuda, Kur'an insanların farklı özelliklerini tabii kabul etmekte fakat, bunu  bir üstünlük vesilesi  olarak ortaya koymamalarını tavsiye etmemektedir.

Milliyetçiliğin, millet ve onu  şekillendiren diğer faktörleri  yüceltmesi, aslında kendini ve kendinden olan kitleleri herşeyin belirleyicisi ve ölçüsü olduğunu kabul etmeleridir.  Dolayısıyla Milliyetçilik, asli manası ile  insanı ve toplumu bir manata kutsallaştırması demek oluyor. Kutsallaştırma kelimesi, burada herşeyin belirleyici ve ölçü haline getirilmesi manasına gelmektedir.

Bir kişi veya toplumun kendini hakikatin ölçüsü haline getirmesi, bir yerde başkalarını veya onların fikir ve eylemlerini yanlış kabul etmesi gibi   "kendini merkez" görmesiyle  ciddi bir  ilişki problemi ortaya çıkmaktadır. Bilindiği gibi sosyal ilişkiler, karşılıklı iki farklı kişi ve grubun  birbirlerine saygı göstermeleri ve eşit seviyede  münasebet kurmalarıyla sağlanabilir. Fakat Milliyetçilik, kendini her zaman ve hiçbir gerekçe göstermeden  ön plana alan ve hak sahibi gören dogmatik bir  anlayışı ortaya koymaktadır.

Batı'da manevi değerlerin çok önem arzetmemesi ve insanları değerlendirirken, fiziki ve maddi  yönlerin ön plana alınmasıyla, ahlaki ve sosyal değerler; belirleyici olmaktan çok, kişinin istek ve tercihlerine göre şekillenmektedir.  Böyle olunca da  Milliyetçilik, insan ve toplumların nefsine (bencil duygularına) ve ihtiraslarına cevap veren kolaycı ve maddeci  dünya görüşü olarak  kişi ve toplumlara cazip gelmektedir.

İslam dünyasında Milliyetçilik hareketleri, bir tez  ve dünya  görüşü olarak değil; antitez, yani karşı milliyetçilik hareketlerine tepki olarak ortaya çıkmıştır.  Ayrıca, İslam dini ve ahlakının özelliği, Milliyetçilik gibi kendini ve  milli varlığını üstünlük sebebi olarak gören anlayış ve görüşlere müsaade etmemiştir. Fakat, kültürel ve inanç dünyasında dini anlayışların zayıflaması ile, müslüman toplumlarda da  kendi özelliklerini yüceltici bir  milliyetçilik anlayışı yerleşmiştir.  Bu tür milliyetçilik, zaman zaman tehlikeli noktalara da gelse, İslami inanç ve ahlakın varlığı ile  çoğunlukla  inanç ve ahlak değerleri ile birlikte sürdürülmeye çalışılmaktadır.

Günümüzde, özellikle  kürt hareketinin siyasi bir söylem ile ortaya çıkması; bazı müslümanlarda  bu hareketin meşru olduğu şeklinde milliyetçi ve hatta ırkaç kanaate yol açmakta ve  bu ideoloji ile hareket edenleri  benimseyenleri mazur gösteren bir noktaya çekmektedir. Yani ırk zaafiyeti diyebileceğimiz psikoloji, o gruptakilerin yaptığı hataları bile  gözden uzak tutan bir anlayışa ulaştırmaktadır.

Halbuki bir medeniyet insanı, olayları kendi değerleri ile olayları değerlendirmeli ve  onları belli  gruplara has izahlardan kaçınarak; asıl  hikmeti gözden uzak tutmadan analiz etmesi gerekiyor. Çünkü değerlendirme kriteri ırk olursa, asıl güzergahtan ayrılmış ve başkalarının ideolojileri çerçevesinde bir anlayışa düşmüş olunur. Bu durum, Türkçü yaklaşımlar için de geçerlidir.  Özellikle, Meşruiyet döneminden itibaren Milliyetçilik duygusu sonucunda, batılı bir ideoloji haline gelmiş Milliyetçi ve ırkçı yönelişler, ister istemez ölçü haline gelmiş ve bu durum, toplumun birliğini parçalamıştır.  

Bir toplum, en büyük değer ölçüsünü öncelikle belirlemek zorundadır. Her değer, birbirinden hiyerarşik olarak farklı seviyelerde bir etkinlik içindedir. Baskın değer Milliyetçilik olursa; artık batılı bütün ideoloji ve hatta kimi dini inanışlar bile bu doğrultuda şekillenir. Ama, asıl belirleyici dini inanç ve ahlak olursa, bütün davranış türleri bu bilgi ve inanç doğrultusunda değerlenme imkanı bulur.  Asırlardır inanç merkezli bir yaşama felsefesi, hem kişi ve toplumları ve hem de onların yaşama kültürlerini dengeli ve adaletli bir şekilde   gerçekleştirebilmişken, birçok kötü örnek ile tarihte ortaya çıkan Milliyetçilik ideolojisi, sadece toplumları birbirine düşürme konusunda aktif olabilmiştir.  

  

Prof. Dr. Sami ŞENER
http://www.mirathaber.com/prof-dr-sami-sener-milliyetcilik-yine-sinirlari-asma-noktasina-mi-geliyor-83-2797y.html


Back To Top