All for Joomla The Word of Web Design

Roma İmparatorluğunun Varisi

Avrupa Birliği, Kati Peri, Emmanuel Macron gibi insanlar biz sözde barbar Türklere sık sık ders veriyorlar. Avrupa medeniyeti aşağı, Avrupa medeniyeti yukarı. Nedir bu Avrupa medeniyeti, kökeni nedir, esasları nedir?

Avrupa medeniyetinin esasları ve kuruluşu Roma İmparatorluğudur deniyor. Bütün Avrupa’nın kültürü, hukuku, temelleri, tarihi Roma İmparatorluğundan gelme. Pekiyi bu Roma İmparatorluğu nereye gitti? Avrupa demek Roma İmparatorluğu demekse onun varisi kim? Şu an yasal mirasçısı kim? Onu bulmadan Avrupayı anlayamayacağız.

Roma devleti Oktavyanus Agustus denilen Sezar’ın evlatlığı olan lider ile imparatorluğa başladı. 324 yılında Konstantin tarafından İstanbul yeniden kuruldu ve başkent yapıldı. 395 yılında İmparatorluk ikiye ayrıldı, ağırlık, önem, nüfus, ekonomi ve ordu İstanbul merkezli doğudaki Roma İmparatorluğu’nda kaldı. Balkanlar, Anadolu, Suriye, Irak, Mısır, Akdeniz adaları, Karadeniz sahillleri doğudaki esas Roma İmparatorluğunda kaldı. Batıdaki imparatorlukta ise nüfusu azalmış, sürekli işgale uğrayan fakir bir bölge kaldı.

80 sene sonra batıdaki Roma İmparatorluğu tamamen sona erdi. Onun yerine gelen Cermen kabileler İstanbul’u gerçek Roma İmparatorluğu olarak kabul ettiler. Bir süre sonra Roma imparatoru Jüstinyen bütün eski Roma topraklarını kısa süre birleştirdi. Roma İmparatorluğu 1453 yılına kadar küçülerek devam etti. Bizans hatta Doğu Roma diye bir devlet hiç olmadı. Sadece Roma İmparatorluğu vardı. 

Roma halkı, yani Rumlar, Rumca konuşurdu. Rumca Yunanca’nın ortak dil hale gelmiş halidir. Bugün İngilizce konuşan Amerikalılar nasıl İngilliz değilse, Rumca konuşan Rumlar da Yunanlı, Grek, Helen değildi. Yunan milleti 4. yüzyılda, Hristiyanlık ve Roma imparatorluğuyla kayboldu. 19. yüzyılda suni olarak yeniden kuruldu.

Ayrıca Roma İmparatorluğunda Rumca ana dil olsa da hiç bir Roma hanedanı Yunan ya da Yunanistan kökenli değildi. Sürekli hanedan değişiklikleri ve dinin değişmiş olduğu göz önüne alınırsa, Osmanlı hanedanının 1453’te başa gelmesi bir fetih değil klasik bir Roma İmparatorluğu hanedan değişikliğidir. 

Osmanlılar handanı ele alınca Roma İmparatorluğunu devam ettirdiler, dinin devletin hizmetine girmesi gibi, harem ağaları gibi Roma geleneklerini devam ettirdiler. Dindışı Roma kanunlarını örf adı altında devam ettirdiler, Roma devlet kurumlarını aynen devam ettirdiler, hatta uzun yıllardır atanmayan Patrik’i bile yeniden atadılar. 

Osmanlıların devlet-i aliyyesine yani imparatorluğuna Roma, padişaha da Roma İmparatoru, Kayser-i Rum, diye mektupta yazmamak savaş nedeniydi. Hala daha Saraybosna’daki esas merkez camiinin adı Çareva Camija, yani Roma İmparatorunun Camii’dir.

Osmanlı hanedanı Roma İmparatorluğunu o kadar önemsemekteydi ki, bunda hak iddia eden Hapsburg’un uydurma Kutsal Roma Cermen İmparatorluğuyla – ki Voltaire’e göre ne kutsaldı, ne Romalıydı ne de imparatorluktu – sürekli gerginlik ve soğuk savaş halindeydi. İstanbul’daki gerçek Roma İmparatorunu Fransa tam olarak desteklerken, Avusturya’nın Roma iddiasını İspanya ve Hollanda destekliyordu. Kurnaz Avusturya, Roma üzerindeki doğal mirasçılığımıza meydan okumak için Bizans diye bir imparatorluk adı icat etti. Bizans isimde hiç bir belge, fresk, yazıt, para bulunmamıştır, 16. yüzyıl sonu Alman tarih uydurmasıdır.

Sonunda bu işi bitirmek için başlanan 1683-1699 feci şekilde Karlofça Anlaşması’yla bitti ve Roma İmparatorluğu iddiamızı gümüş madenciliğinden gelme Hapsburg hanedanına teslim ettik. Yüz sene sonra da Napolyon onların iddiasına son verdi.

Fakat bir anlaşmayla yasal süreklilik kesilir mi? Agustus’tan Konstantin’e, Jüstinyen’e, Konstantin Paleologos’a, Fatih’e, Avcı Mehmed’e, Mehmet Vahdettin’e, Mustafa Kemal’e, İnönü’ye ve Tayyip Erdoğan’a kadar hiç kesintisiz, meşru olarak devam eden, yasal mirasçısı olan bir devletten bahsediyoruz. O devlet, Roma İmparatorluğu’nun kesintisiz devamı Türkiye Cumhuriyeti.

İtalya Roma’nın mirasçısı değildir, çünkü yüzyıllarca kesintiye uğramış ve devlet geleneklerini kaybetmişlerdir. Yunanistan da Roma mirasçısı değildir, çünkü Rum kimliğini terk edip 19. yüzyılda İngiliz ve Bavyera’lıların ısrarıyla uydurma Antik Grek kimliğini benimsediler.

Bu durumda Avrupa’nın bu uydurma yeni ülkelerinden bize kafa tutan, ciyak ciyak parmak sallayıp nasihat verenler, Roma İmparatorluğunun yasal mirasçısı olan bir devlete, yani Avrupa’nın kendisine, Avrupa fikrine ve temellerine parmak sallıyorlar. Türkiye Avrupa’nın parçası değildir. Avrupa Türkiye’nin parçası ve ürünüdür. Bu, İstanbul merkezli Roma İmparatorluğu için de böyledir, Avrupa’nın genetik olarak çoğunluğunun temeli olan Çatalhöyük merkezli Anadolu tarım toplumu açısından da böyledir. 

Roma devleti Türkiye’nin ukdesinde devam etmektedir. Dolayısıyla kimin Avrupa olduğunu biz kuzeydeki yeni halklardan öğrenecek değiliz. 

Ali Ulvi ALTINSOY

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir