13 Aralık 2018 Perşembe
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Erkeğin Kadın Üzerindeki Hakları

“İyi bilin ki, yaratma ve yönetme yalnızca Allah’a aittir. Âlemlerin Rabb’i olan Allah yücelerin yücesidir.”  A’raf, 54.

Önce şunu belirtelim ki; kadın ve erkeği yaratan Allah (cc), baba, eş, kardeş ve diğer akraba olan erkeklerin kadın üzerindeki haklarını, kadının da akrabaları olan erkekler üzerindeki haklarını taksim etmiştir. İnanan ve teslim olan bir mümin için Allah’ın koyduğu hak ve hukuktan başka hak arayışı yoktur, olamaz. Mümin bilir ki Allah’tan razı olmayandan Allah da razı olmaz. Ayrıca adalet yalnızca Allah’ın (cc) taksimidir. Beşer ideolojilerinin erkek ve kadına taksim ettikleri haklar yüzünden özellikle de yaşadığımız çağda ciddi anlamda erkeğe zulüm edilmektedir. Avrupa’ya uysun diye çıkarılan yasalar kız çocuklarını babalarından, kadınları kocalarından bağımsız bir hayata sürükleyerek aileyi param parça etmiştir. Son çıkan kadını koruma kanunlarından yola çıkarak cep telefonu almadığı için babasını şikâyet edip evden uzaklaşan kızlar mı ararsınız yoksa kafası attığı için kocasını evden uzaklaştıran kadın mı? Evliliği hafife alarak, olmadı boşanıp nafaka alma düşüncesiyle gerçekleştirenler, üç gün evli kalıp dördüncü gün mahkemenin yolunu tutanların sayısı her geçen gün artmaktadır. Daha önce de çeşitli sebeplerle belirtmiştik, aile kurumu hakların alındığı, meydan savaşlarının yapıldığı yer değildir. Aksine huzurun, hududun,sükunun  adresidir. Nizamsız ve intizamsız hiçbir sosyal yapı sağlıklı olmaz. Özellikle en büyük nizama inanan müminlerin nizamsız ve intizamsız olmaları düşünülemez. Aile yuvası aile bireylerinin temel ihtiyaçlarına cevap verebilecek nitelikte olmalıdır.

Bir aile sisteminin temel ihtiyaçları şöyle sıralanmıştır:

Varlığın tanınması,

Değer duygusu,

Emniyet duygusu,

Sorumluluk duygusu,

Paylaşma ve dayanışma duygusu,

Mücâdele duygusu,

Mutluluk duygusu,

Ahlâkî davranış ve adâlet duygusu,

Saf ve temiz bir iman. Şimdi ne oldu da ateş düştü aile yuvalarına bu sebeple huzursuzluğun, mutsuzluğun, stresin mekânı haline geldi. Hayatın yükünü birlikte kaldırmak adına verilirdi sözler oysa ki.

İnanç temelli ailelerde hak ve görevler taksim edilmiştir. Kadın ve erkek mümin Müslüman olmalarının gereği olarak bu taksime razıdırlar. Geleneksel algının dayattığı sanki kadın dünyaya sadece eşini memnun etmek için gönderilmiştir algısı da kabulümüz değildir. Modern, çağdaş demokrasinin dayattığı erkeğin kadın üzerindeki “Kavvamlık” sıfatını yok eden hadsiz, hudutsuz algıya da rızamız yoktur, olamaz.

Kadın erkek eşit değildir, olamaz. Zira her eşitlik adalet değildir. İslam her eşitliğin adalet olmadığını öğretmiştir müntesiplerine. Elbette kadın ve erkeğin  eşit oldukları alanlar da vardır. Mesela yargı önünde eşittirler. Ceza ve mükafat açısından eşittirler vb.. Hukuk açısından bakıldığında ise erkeğin kadınlar üzerine “kavvam”  olduklarından bir derece hak üstünlüğü vardır ve bu da adil olanın ta kendisidir.“Erkeklerin kadınlar üzerinde bulunan hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır. Erkekler, kadınlardan bir derece daha üstündürler. Allah, mutlak galiptir, hakîmdir.” Bakara, 228

Ailede Karşılıklı Hak ve Görevler

Karı ve kocanın arasında çeşitli ilişki biçimleri vardır. Tüm bu ilişki biçimleri, iman temelli   ve sağlıklı psikoloji üzerine inşa edilmelidir.

İnsan-insan ilişkisi,

Din kardeşliği ilişkisi,

Sevgili ilişkisi,

Bedenî-cinsî ilişki,

Akrabâ ilişkisi, 

Dost ilişkisi,

Arkadaş ilişkisi,

Sırdaş ilişkisi,

Yoldaş ilişkisi,

Kader birliği ilişkisi.

Öncelikle karşılıklı haklara ve  karı kocaya ait özel haklara riayet etmek  farzdır. Bu hakları şöyle sıralayabiliriz:

İyi Muamele  Karşılıklı Bir Haktır

Hem kadın hem de erkek için  geçerlidir bu hak. Bütün bir ömrü birlikte geçirmeye karar kılmış insanlar sevgiyi, iyi muameleyi, saygıyı öncelikle hak eder. “Kadınlarla iyi geçinin.”  (Nisâ Suresi, 19). Âlimler hitabın erkeklere olması, hükmün kadını da kapsamasına engel değildir demişlerdir. Kaldı ki bu hakkın karşılıklı olduğuna işaret eden diğer bir ayette şöyle buyrulmuştur:

“İyi kadınlar, gönülden (Allah’a) boyun eğen, Allah’ın koruduğu gizlilikleri koruyanlardır.” Nisa, 34

Karşılıklı Sevgi Bir Haktır

Sevgi insanın en önemli azıklarındandır. Ne ki Allah için olmadığında insanı en bedbaht eden duygulardan biri olur. Eşler arasında ki sevginin temelinde Allah rızası vardır. Ailenin huzuru için sevgi önemlidir. Sevgi, insanın en fıtri ihtiyaçlarından biri olduğundan boşluklar yanlış zeminlerde doldurulmaya müsait hale gelir.

Allah’u Teala şöyle buyuruyor:

“Onun âyetlerinden biri de, size nefislerinizden, kendileriyle sükûn bulacağınız eşler yaratması ve aranıza sevgi ve merhamet koymasıdır…” Rum Suresi, 21

Sevgiyi hırpalamayan iletişim ve ilişki biçimine özen gösterilmelidir. Menfaat üzerine kurulu bir duygu gerçek sevgiyi ifade etmez. Sevgi olunca şefkat ve merhamet duyguları kendiliğinden neşet eder. Saygı duvarı yıkılınca sevgi açılan delikten sessizce çıkıp gider.

Bir Birlerine ve Hayatın İmtihanına Karşı Sabır Karşılıklı Haklardandır

Allah (cc) şöyle buyuruyor:

“Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmazsanız, bilin ki, sizin hoşlanmadığınız bir şeye Allah, çok hayır koymuş olabilir” Nisa Suresi, 19

Ayet, eşlerin bir birlerinin zaaf noktalarına karşı sabrı öğütlemektedir.

Tez canlılık, sabırsızlık sonradan pişman olunacak söz ve fiillere sebeptir. Peygamberimizin öğütlediği empati ilkeleri en çok da ailemiz için lazımdır. Hayat öğretmenimiz Hz. Muhammed (sav) şöyle buyurmuştur;

“Sizden biriniz kendisi için istediğini din kardeşi içinde istemedikçe gerçek mümin olamaz”  Ahmed bin Hanbel

Karşılıklı Güven Hakkı

Eşler kuru zanlarla bir birlerinin güven duygularını yıkmamalıdırlar. Bir birlerine güven vermelidirler. Güven ve hüsnü zannın alameti, kıskanmayı sadece şüpheli yerlere indirgemektir. Zannın haram kılınmış olması karşılıklı güvenin tesisinde önemli etkendir.

“Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir. Mümin de insanların malları ve canları konusunda kendisine güvendiği kimsedir. ” Tirmizi, iman

Güvenlerin yıkılmaması için karşılıklı olarak zanna sebebiyet verecek söz ve davranışlardan uzak durulması gerekir. Hele şimdilerde telefonlara konulan şifrelerin eşler arasında ne büyük sorunlara yol açtığı bir vaka iken.

Karşılıklı Duygusal İstifade Hakkı

Allah (cc) Teâla şöyle buyuruyor:

“Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın. Kendiniz için önceden hazırlık yapın. Allah’tan korkun, biliniz ki siz O’na kavuşacaksınız. Müminleri müjdele!” Bakara, 223

Duygusal anlamda ihtiyaçların giderilmesi esastır. Bu konuda özellikle hanımların dikkatli olmaları erkeğin özel haklarındandır.

Erkeğin kadın üzerindeki özel bir takım haklarını da kısaca özetleyecek olursak şöyle sıralanabilir:

  1. Kocasının isteklerine itaat etmesi



Erkeğin haklan temelde şu ayeti kerimeye dayanır; ‘Allah’­ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve erkekler mallarından harcama yaptıkları için erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. Onun için Saliha kadınlar itaatkârdır, Allah’ın kendilerini korumasına karşılık gizliyi (kimse görmese de namuslarını) koruyucudurlar. Başkaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve (bunlarla yola gelmezse hafifçe) dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın”  Nisa, 34

Ancak unutulmamalıdır ki kadının kocasına itaati, mutlak değildir. İtaatte Yüce Allah’a isyan olmaması şarttır. Kocanın istekleri haram kapsamındaysa itaat edilmez. Çünkü Peygambe­rimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem); ‘Allah’a isyan olan bir konuda hiçbir kimseye itaat edilmez; itaat ancak maruf/doğru ve iyi şey­lerde olur'” diye buyurmuştur.  Sadece Allah’a itaat ve Allah’ın izin verdiği ölçüde itaat Tevhidin gereğidir.

  1. Kadının evinde oturması, kocasının İzni olmadan çıkma­ması:



Hanımların evlerinde oturmasıyla ilgili olarak Yüce Allah, şöyle buyurmuştur; ‘Evlerinizde vakarınızla oturun. İlk câhiliyye (dönemi kadınlarının açılıp saçılarak, zînetlerini göstererek yürüyüşü gibi yürümeyin. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah’a ve Rasulüne itaat edin” Ahzap, 33

Eşinden habersiz evden çıkması kadına helal değildir. Aile hukukuna zarar verebilecek bir davranıştır. Farz olan bir yolculuk olmadığı müddetçe izinsiz evden çıkamaz.

  1. Duygusal ihtiyaçlarını karşılaması.

  2. Evine kocasının izni olmadan kimseyi almaması,



       5.Kadın namusunu, çocuklarını ve malını korumalıdır

       6.Kocasıyla birlikteyken, izin almadan nafile oruç tutma­ması,

       7.Kocasının malından izinsiz infakta/bağışta bulunmaması,

       8.Eşinin anne-babasına ve akrabalarına iyi davranmalı­dır (bakmayın modernistlerin kadın, kayınvalideye bakmak zorunda değil dediklerine. Akraba hukuku İslam dininde önemlidir)

       9.Aza razı olmalı, kanaatkâr davranmalı, kocasını gücü­nün üzerinde zorlamamalıdır. Dünyalıklar için hayat arkadaşının kalbine çizik atmak akıl işi değildir.

       10.Kocası vefat ettiğinde, dört ay on gün (iddet) yas tutmalıdır.

Mümin kadınlar Allah’ın (cc) kendileri için biçtiği role de, erkek için yapılmış olan taksime de gönülden rıza gösterenlerdir. Allah’ın (cc) dışında kadın ya da erkeğe hak belirlemeye kalkanlar aile yuvalarını ifsada uğratmışlardır. Kadına ve erkeğe şiddetin önünün alınamamasının, boşanma vakalarının hız kesmeyen artışının sebebi Allah’ın taksimine razı olmamaktır. Allah’ın yeryüzünün ıslahı için koyduğu kanunların yürürlükte olmaması ifsadı, hukuksuzluğu, zulmü ve mutsuzluğu da beraberinde getirmiştir.

Sabiha Ateş ALPAT
http://www.mirathaber.com/sabiha-ates-alpat-erkegin-kadin-uzerindeki-haklari-238-5853y.html


Back To Top