18 Ekim 2018 Perşembe
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Merkez Bankası’nın tamamı hazinenin olsa ne olur!?

Tarih derslerinden biliriz; hocalarımız savaşların esas sebebinin genellikle “ekonomik sebepler” olduğunu söylerdi. Bu gerçekten hareketle; siyasi sonuçların bağıl nedenleri için de “ekonomiktir” diyebiliriz. 

Ülkelerin dostları yoktur; çıkarları vardır, sözü de bu temele dayanır. Günümüze değin yaşanan ya da yaşanmış siyasi/ekonomik krizler de; bu gerçekten bağımsız düşünülmemelidir.

İki yıl önceki başarısız darbe girişiminin rövanşı; son günlerde, borca dayalı finans sistemi üzerinden alınmak isteniyor. Anımsayalım. Milletimiz, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında günlerce demokrasi nöbeti tutmuştu. Son nöbette, Cumhurbaşkanımız’ın Külliye’nin bahçesinden, tüm terör örgütlerine seslenerek; "FETÖ, PKK, DAEŞ, YPG, PYD topunuz gelin" diye meydan okuması, belli ki, stratejik ortaklığını yıllardır münafıkça yapmış, ABD’nin ağırına gitmişti.

Şimdilerde; küresel finans sistemi, milli iradeye benzer bir meydan okuma içerisinde, açıkça, tehdit ediyor. Adeta; “Ne yaparsanız yapın, size diz çöktüreceğiz. Faizle olmazsa kurla, kurla olmazsa borçla yapacağız bunu…” diyor ve yüklendikçe yükleniyorlar.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası bir illüzyon mu?

Merkez Bankası’nın bağımlılığı/bağımsızlığı üzerinden yapılan tartışmalar, kısır bir döngü halinde yanıltıcı bir yöne doğru evriliyor. Çünkü; Merkez Bankası para üretimi konusundaki işlevini büyük ölçüde kaybetmiştir. Merkez Bankası’nı yalın bir halde ele alarak çözüm aramak, eksik bir arayış olur. Konuyla ilgili; Merkez Bankası ve diğer tüm bankaların para/kredi yaratma kabiliyetleri ve bu kabiliyetlerin kanuni alt yapısı üzerinde düzenlemelere gidilerek, çözüm yolunda ilerlemeler sağlanabilir. Merkez Bankası’nın kamu ve diğer özel bankalara, munzam karşılık bedeli olarak, Kısmi Rezerv Sistemi (KRS) ile sağladığı ayrıcalıklar, finanslar araçlar üzerindeki hakimiyetini ortadan kaldırmıştır. Çünkü; bankalar, Kısmi Rezerv Sistemi marifetiyle, 1’i 20’ye katlıyor. 100 Bin TL’lik mevduatın karşılığında 2 Milyon TL’ye yakın kredi verme (para üretme) kabiliyeti kazanıyor. Merkez Bankası ve diğer bankaların para üretme yöntemlerinin kanuni alt yapıları, tedricen bu şekilde kurgulanmıştır.

Şimdi; gelelim Merkez Bankası hisselerine:

Efendim, Merkez Bankası da bizim değil mi? Hisselerinin %55’i hazinenin olduğuna göre devletin sözünün geçmesi gerekmez mi? Diye çok sormuşuzdur. Sormaya da devam ediyoruz. Hatta kendi kendimizi de çok avuttuğumuz olmuştur.

Evet, Merkez Bankası’nın hisselerinin %55’i; yani, yarısından %5 fazlası hazinenindir. Dolayısıyla Merkez Bankası, devletin/hazinenin “Bağlı Ortaklığı”gibidir. Oysa; fiiliyatta, hazinenin sadece bir “iştirak”i gibi işlem görüyor.

Bu durumda doğru soru; “Normal şartlarda Merkez Bankası’nın hazineye ait “Bağlı Ortaklık” olduğu statüsüne rağmen, neden bağımsız davranıyor/davranması gerekiyor?” sorusudur. Ya da; Merkez Bankası için özel statü oluşturulmasının gerekçeleri nelerdir?

Merkez Bankası’nın para üretme konusundaki işlevini büyük oranda kaybettiğinden bahsetmiştik. Gerek kamu, gerekse özel bankalar, para üretme konusunda, Merkez Bankası’nı nasıl kullanıldıklarına bakıldığında, Merkez Bankası’nın sadece bir konu mankeni olduğu daha net görülecektir. Zira; piyasadaki tüm özel ve kamu bankaları, KRS sistemi marifetiyle, para basmada Merkez Bankası’nı gölgede bırakmışlardır. Bu paraların, banknot ya da kaydi olarak üretilmesinin birbirinden fazlaca farkı yoktur. Merkez Bankası; içinde, borca dayalı iktisadi sistemi barındıran, kendisinden çok, diğer bankalara kazandıran, albenili, özel bir matruşka gibi, açılmayı bekliyor.

Merkez Bankası’nın Para Arzı üzerindeki hakimiyeti nedir?

Bankaların ürettiği 1 Trilyon 989 Milyar TL mevduatın haricinde, Merkez Bankası ne kadar banknot basmış olabilir, dersiniz? Dolaşımdaki para sadece 162 Milyar 772 Milyon TL. Bunun 2 Milyar 770 Milyon TL sini darphanenin bastığı madeni paralar oluşturuyor. Demek oluyor ki; 160 Milyar 2 Milyon TL Merkez Bankası’nın kontrol ettiği, bastığı para var. Devletin hazinesi, Merkez Bankası’nda %55 hisse ile söz sahibi olduğuna göre, basılı paranın en fazla 88 Milyar TL’sinin kontrolü sağlanabilir. Kontrolden kastımız, paranın, toplumun/devletin çıkarına kullanılma yöntem ve politikalarıdır.

Toplam Mevduatlar dikkate alındığında:

2 Trilyon 135 Milyarlık para arzı üzerinde, devlet hazinesinin finansal sisteme etkisi  88 milyar TL kadardır. Buna göre; hazinenin, tüm para arzı üzerindeki etkisi; 88 Milyar x 100 / 2 Trilyon 135 Milyar = %4,12’dir. Hazinenin Merkez Bankası ortaklığı üzerinden piyasadaki para hakimiyeti en fazla yüzde 4,12 kadardır.

Şimdi siz; %4,12 oranla hangi sözünüzü kime geçirebilirsiniz? Merkez Bankasının değil %55 i, tamamı sizin olsa ne fark edecek?

Ez cümle,

Sorun; ne üretim eksikliğinden, ne tüketim fazlalığından ne de tasarruf/yatırım noksanlığından.

Sistem bozuk, sistem!
Sorun, sistemde…


Sadık USLU
http://www.mirathaber.com/sadik-uslu-merkez-bankasinin-tamami-hazinenin-olsa-ne-olur-62-5409y.html


Back To Top