All for Joomla The Word of Web Design

Seçim Sonuçları KHK Mağdurları Açısından Da Değerlendirilmelidir

Seçim Sonrası Şevki Yılmaz’dan Ak Parti Hükümetine Samimî Eleştiri

Akit gazetesi yazarı ve eski milletvekili Şevki Yılmaz, “16 Nisan 2017 Referandumu sonrasında kaleme aldığımız ‘’Hedefteki yeni plan! Erdoğan!’’ başlıklı yazımızı, 31 Mart seçimlerinin hemen akabinde önemine binaen revize ederek siz okuyucularımızın ilgi ve istifadesine arz ediyoruz” ile başlayan “Hedefteki yeni plan! Kaptan Erdoğan!” başlıklı 12.04.2019 tarihli köşe yazısında seçim sonuçlarına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

“15 Temmuz Silahlı Eşkıya darbesini başaramayan üst aklın, B planıyla İktidarımıza düşman etmek için bilerek mağdur edilen Fetö karşıtları vatansever memur ve işverenlerden özür dilenerek, acilen tüm hakları iade edilmelidir! Bunların içinde Öğretmen, Polis, Subay ve Bank Asya’da çalıştığı için işten atılan ve diğer kurumlara geçişi bile yasaklanan Fetö karşıtı yüzlerce samimi kardeşimiz hâlâ görevdeki bazı Fetösalcı bürokrat ve militan-ulusalcı savcılar eliyle bilerek mağdur ve mazlum edilmelerindeki sinsi plan deşifre edilmeli, tedbirler acilen alınmalıdır!”

Şevki Yılmaz’ın yazının tam metni için bakınız:

https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/sevki-yilmaz/hedefteki-yeni-plan-kaptan-erdogan-28124.html

Seçim Sonuçları KHK Mağdurları Açısından da Değerlendirilmelidir

Değerli okuyucularım;

Her birimizin siyasî görüşü biraz farklı olabilir. Dolayısıyla seçimlerde her birimiz, farklı partilere oy verebiliriz. Son yerel seçimlerde AK Parti’ye yakın olan birçok seçmen, bu sefer belki de bazı şahsî memnuniyetsizliklerinden dolayı tepki olsun diye ya sandığa gitmedi, gitti ise de kerhen oyunu AK-Parti’ye verdi. Bunun yanında azımsanmayacak sayıda vatandaş, daha önce oyunu AK-Parti’ye verdiği halde bu sefer tercihini başka bir partiye verme ihtiyacı duydu. Bundan özellikle MHP’nin yararlandığını söyleyebiliriz. Oyunu kerhen de olsa yine de AK-Parti’ye veren vatandaşlarımızın önemli bir kesimi Türkiye’de yaşananlara karşı gayet objektif ve âdil bir bakışı vardır. Bunların başında Ali Rıza Demircan Hoca gelmektedir. Hükümete yönelik son eleştirel yazısı buna örnek olarak gösterilebilir:

Biz de zaman zaman özellikle KHK mağdurlarının OHAL döneminde ve sonrasında yaşadıkları haksızlıkları dile getirerek, içlerinden mazlum olanların ahının alınmaması gerektiğinin altını çizdik. Hatırlatma bağlamında buna örnek olarak aşağıdaki yazımı gösterebilirim:

Hükümete yönelik samimî eleştirilerini yapanların başında Şevki Yılmaz da gelmektedir. Ne var ki şakşakçılık yapmadan hakikat ve adalet ekseninde Allah rızası için yapılan bu gibi uyarılar, her nedense hükümet nezdinde hiç dikkate alınmamaktadır. Halbuki hükümet OHAL döneminde sorgusuz sualsiz olarak memuriyetlerinden atılan binlerce KHK mağdurlarının feryatlarını dinlemiş ve seçimlerden önce en azından takipsizlik kararı veya beraat alan KHK mağdurlarının görevlerine iade edileceğini beyan etmiş olsaydı birçok KHK mağdurunun gönlünü yeniden kazanmış ve bu kesimden de oy almış olacaktı. Onun için AK Parti’ye yakın olan hakperest bilim insanlarının, gazetecilerin, siyasetçilerin ve ilahiyatçıların artık sözüne kulak verilmelidir.

Bakınız bizler zamanında şu uyarıları yapmıştık:

“15 Temmuz melun darbe girişiminden sonra FETÖ ile mücadeleyi zorunlu gören devlet/hükümet, mücadele alanının kapsamını genişletip, darbeyle bağlantısı olmayan fakat ‘cemaat’ ile ilişkisi olan sivil insanları da dâhil ederek, birçok mağduriyetlere de sebebiyet verdiği artık inkâr edilmemektedir. Bu yönüyle adalete güven sarsıntıya uğramıştır. Sayın Cumhurbaşkanımız R.T. Erdoğan’ın “Türkiye adalet konusunda da çok daha iyi bir döneme giriyor…” tespit ve temennileri, daha çok 24 Haziran seçimleri sonrasına yönelik olduğu anlaşılıyor. Buna göre bu söz, adaletin geciktirilmesi ve mağduriyetlerin belirli bir süre daha devam edeceği anlamına geliyor…Eğer vicdanlarda gerçekten mağdurların lehine olabilecek bir şeyler yapma ihtiyacı doğmuşsa, bu sürecin hızlandırılması elzemdir. Çünkü adalet, geciktirilmeyecek kadar hayatî önem taşıyan bir meseledir. Bu doğrultuda seçimlerden de daha önce en yüksek sesle ‘ille de adalet’ diyorum ve geciktirilmeksizin mağduriyetlerin giderilmesini talep ediyorum. Bu talebi de en çok seçimlerde Sayın Cumhurbaşkanımız R.T. Erdoğan’a oy verecek şuurlu/dindar vatandaşlarımız dillendirmelidir. Aksi takdirde vebal altında kalırlar.”

Şevki Yılmaz ise Akit TV’deki Milli Diriliş programında (17 Nisan 2018) şunları haykırmıştı:

“FETÖ kumpasına giren bir kızımız, yurtlarında kaldı diye tutuklanıyor. 15 Temmuz öncesinde yurtlar yasal yurtlardı. Nereden bilecek yarın oranın terör yurdu olacağını? Böyle binlercesi var…Bunlar Tayyip Bey’e suikast timleridir. Onun için bu ülkede seçime giderken, mazlumların ahı ile gitmeyelim. Allah aşkına. Yeniden bir çözüm getirmesi lazım AK-iktidarının. Kazanmak, Allah’ın takdiridir. Mazlumun ahı ile ahirete gitmeyelim.  Devlet, güçlüdür. Öyle 25 yaşındaki bir kız devleti yıkmaz. Hainlerle mücadele edelim…suçlu ile mazlumu ayıralım.  İbadet bölümü içinde aldatılmış olanlardan hiç suçu olmadığı halde cezaevinde olanlar var…Bu insanları ayıralım ve bunları kazanalım…bunun yolu ceza değil, nefret değil. Bunun yeri cezaevi değil. Önce yargılayalım sonra tutuklayalım. Yargı tam tersini yapıyor. 2 sene sonra yattıktan sonra ‘özür diliyorum’…80 yaşındaki nine, bu teyzenin Balıkesir cezaevinde ne işi var? Bunun tamamı FETÖ olsa ne olur ya? Allah’tan korkmak lazım. Bunları söylemek mecburiyetindeyiz çünkü Allah’ın gönderdiği anayasamız kitabımız diyor ki: ‘Bir kavme karşı kininiz, sizi adaletli olmaktan alıkoymasın.’ Adalet, devletin oksijenidir. Devletin ömrü, adalettir. Âdil davranan Hıristiyan devlet, zulmeden Müslüman devletten daha uzun ömürlü olur… Devletin ömrü, adalette ölçülür…”

Ezcümle

Şuurlu Müslümanlar, her seçim öncesi akl-i selimleriyle hükümeti o kadar çok uyardığı ve aradan o kadar çok zaman geçtiği halde adalet bekleyen KHKlıların sorununa el atılmadı. OHAL dönemine ait KHK’ler, ihraç edilenlerin hayatını sadece alt üst etmedi toplumumuz birlik ve beraberliğini, birbirine güveni, sadakati da kaybetti. Masum insanlara bir idarî kararla “Vatan Haini” damgasına vurmanın Gayretullah’a dokunacağını yeniden hatırlatmak isteriz. Gayretullah’ın dünyevî yansımaları kendisini “şefkat tokadı” ile gösterir. Son yerel seçimlerde bazı büyükşehirlerin AK Parti’nin elinden kayması, bu “şefkat tokadı”nın ilk işareti olarak değerlendirilebilir. Alma mazlumun ahı çıkar aheste aheste…

Prof. Dr. Ali SEYYAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir