21 Haziran 2018 Perşembe
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Benim prenses kızım

Çocuklar ebeveynleri, akrabaları ve karşılaştıkları birçok insan tarafından seviliyorlar. Bu sevgi cümlelere dökülerek onlara hissettiriliyor. Ancak tamamen sevgi kaynaklı kullanılan bazı cümleler çocukları mutlu etmekle beraber gelişimleri için zararlı olabiliyor. “Benim prenses kızım, ne kadar da güzel olmuş aynı bir prenses, ama prensesler böyle davranır mı…vs“ gibi tamamen iyi niyetli ancak prenseslik kültürünü çocuklara empoze eden cümleler zararlı cümlelerin başında gelebiliyor. Peki nedir bu cümlelerin kız çocukları üzerindeki etkisi ve zararı?

Prenses Wald Disney’in 2000 yılında dünyaya sürdüğü bir marka. Bu Amerikan şirketinin çeşitli prenses karakterleri oyuncaktan kıyafete tüm ürünlerde yerini almış ve anaokulu yaşlarındaki kız çocuklarının gözdesi durumunda. Bu prenseslerin ortak noktası ise görselliklerinin ön planda vurgulanması. Yani tüm prensesler göz alıcı bir güzelliğe ve şıklığa sahip.

Biz anaokulunda kız çocuklarıyla yaptığımız resim çalışmalarında, çocukların çoğunun kendini bu prensesler gibi çizdiğini görüyoruz. Resimler üzerinden yaptığımız sohbetlerde ise güzel elbiseler giydikleri zaman insanların onları çok sevdiğini ve kendilerini mutlu hissettiklerini söylüyorlar. Sonuç olarak kız çocukları “prenses “kültürünün etkisine girmiş durumda. Bu etki onların üzerinde “güzel ve şık olmalıyım “ baskısı kurmuş. Çocuklar ancak güzel ve şık oldukları zaman sevileceklerini ve değer göreceklerini düşünüyorlar. Bu yüzden sürekli süslü elbiseleri istiyor ve prenses gibi görünmeye çalışıyorlar. Bu da onlarda beden odaklı bir kaygıya yol açıyor.

Çocuklar üzerindeki bu kaygının tek sorumlusu toplumun bedensel övgüleri değil elbette ki. Medya reklam ve yayınları hatta eğitim sektörleri bile bu baskıya ortak olmuş durumda.

Oysaki çocukların kendilerini tanımaya ve geliştirmeye başladıkları dönemde kimlik algıları “bedensel özellikler” üzerine değil “değerler” üzerine kurulmalıdır. Çocuk öncelikle koşulsuz kabul edilmeli prenses gibi görünmeden de sevilmelidir. Bu konuda ebeveynlere ve eğitimcilere çok görev düşüyor. Çocuklarımızı prenses kültürüne göre değil İslâm’dan ilham alan milli kültürümüze göre yetiştirmeye çalışmalı, onları doğru olana özendirmeli ve teşvik etmeliyiz.

Bunun için çocuklarla iletişimde, çocuğun bedensel özelliklerine değil, sahip olduğu ya da sahip olması istenilen değerlerine vurgu yapmak faydalı olacaktır. “Benim prenses kızım “ yerine “Sabırlı, anlayışlı, dürüst, yardımsever… vs kızım “ demek “bu elbise ile çok güzelsin “yerine “güldüğün zaman çok güzelsin “ demek, sohbetlerde onun kişiliği ve güçlü yanlarına vurgu yapmak, çocukların kimlik arayışlarında onları doğruya yönlendirmek olacaktır.

Yukarıda dile getirilenleri biz yetişkinlere de uyarlayabiliriz. Yazımızı Sevgili Nebimiz Allah’ın elçisinin yaparak bize de öğrettiği bir duasıyla bitirelim:

Allahım! İçimi dışımdan daha hayırlı kıl. Dışımı da güzelleştir.”

Şeyma Demircan NAMAZCI
http://www.mirathaber.com/seyma-demircan-benim-prenses-kizim-20-2332y.html


Back To Top