All for Joomla The Word of Web Design

Şiddet içeren bir toplantıya aile ve sosyal politikalar bakanı neden katılmaz?

Sporda şiddetin önlenmesi konulu toplantı yapıldı

 

3 bakan ve 4 federasyon başkanının katıldığı’Sporda şiddetin önlenmesi’ konulu toplantıdan çıkan kararlar şiddeti önleyebilir mi?

 

Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak‘ın koordinasyonunda Adalet Bakanı Abdülhamit Gülile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu‘nun da katılımıyla düzenlenen’sporda şiddetin önlenmesi konulu’ toplantıdan’maçların risklerine kategorilendirileceği ve buna göre önlem alınması’ kararı çıktı.

Toplantıya üç Bakanın yanı sıra Spor Genel Müdürü Mehmet Baykan, Emniyet Genel Müdürü Selami Altınok, Jandarma Genel Komutan Yardımcısı Korgeneral Ali Çardakçı, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören, Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağve Türkiye Hentbol Federasyonu Başkanı Bilal Eyuboğlukatıldı.

Bakan Bak, sporda şiddetin önlenmesi adına bundan sonra kupa finallerinde e-bilet uygulamasına geçileceğini bildirdi. İçişleri Bakanı Soylu da maçların risklerine göre kategorilendirileceğini ve buna göre önlem alınacağını belirtti.

ŞİDDET İÇEREN BİR TOPLANTIYA AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI NEDEN KATILMAZ?

Toplumsal hayatımızı tehdit eden sosyal risklerin başında her geçen gün ve hemen her alanda artan şiddet olayları gelir. Sporda şiddet gerçeği de, toplumsal şiddet türlerinden sadece bir tanesidir. Hangi şiddet türü ortaya çıkarsa çıksın, genelde kaynağı ailevî ve buna bağlı insanî bir sorundur. Sosyal düzeni bozan bu gibi şiddet içerikli tehlikelerin hiçbir alanda filizlenmemesi yönde devletler, genel anlamda koruyucu sosyal politikalarla, özel anlamda ise aile destek hizmetleriyle tedbirlerini alır. Sosyal hayatta sapkınlıkları ve şiddet türlerini engelleyici maddî ve manevî tedbirler zamanında uygulanmadığında şiddet dalga dalga her alana bir virüs gibi sirayet eder. İşte sporda (futbolda) “play fair” düşüncesine aykırı bir davranış biçimi olan şiddet de aslında sadece sporda değil sosyal hayatımızın da iyi gitmediğinin, aile hayatımızın huzurdan uzak olduğunun bir göstergesidir.

Dolayısıyla sosyal sorunlarla direkt ilgisi olan’sporda şiddetin önlenmesi konulu’ bir toplantıya Aile ve Sosyal Politikalar Bakanının katılmamasına bir anlam veremiyorum. Ailelerde sosyo-ekonomik sorunlar (işsizlik, yoksulluk, aile içi şiddet, aile yükleri, gelir yetersizliği vb) var olduğu sürece, bu sorunlar, şu veya bu şekilde gayri ihtiyari olarak bir tehdit olarak spor müsabakalarına da yansıyacaktır. Futbol statlarında çılgınca hareket eden, bağıran, çağıran hatta yenildiğinde kendi takımına bile küfreden seyirciler, tarafgirliğin ötesinde kendi sosyal sapkınlıklarını teşhir etmektedir. Şiddet ve sapkınlık, her ne kadar statlarda daha bariz bir şekilde görünse de sorun, toplumsal yozlaşmanın ve aile hayatının bozulmasına bağlı bir kişilik sorunudur.

Toplumsal yozlaşma, ahlâken bozulan toplumlarda ortaya çıkan cinnet olayları ve her çeşit sosyal sapma ve hastalıklardır (maraz-ı içtimaiye). Sosyo-ekonomik şartların elverişsiz olmasından ve manevî iklimin bozulmasından dolayı ortaya çıkan yozlaşmalar, sosyal barışı ve dayanışmayı zedeleyen tutum ve davranışların bütünüdür. Rüşvet; yolsuzluk; cinsel sapkınlıklar, saldırganlıklar, kin, nefret ve(ya) kaba kuvvet içeren anti-sosyal davranışlar, yozlaşmanın bir ürünüdür.

Enteresandır yozlaşma, medenî, seküler ve buna bağlı olarak gelişmiş olduğu düşünülen toplumlarda daha çok görülmektedir. Özellikle sosyo-ekonomik kriz, ihtilal, darbeler, ayaklanma ve değişim dönemlerinde travmalara bağlı sosyal anormallikler daha yaygındır. Toplumsal yozlaşmaya sebep olan unsurların başında hemen her alanda görülen taassup ve cehalet gelir. Cahil bir toplumun fertleri, sürekli olarak iç/dış düşman/rakip pompalayan propaganda ve ajitasyon (tahrik-kışkırtma) gibi provokasyonlara kolaylıkla inanabilir ve savunma refleksi ile şiddet içeren eylemlere girişerek, iç huzursuzluklarına bir kılıf arayabilir.

Velhasıl

Sporda şiddetin önlenmesine yönelik gerçekçi tedbirler alınmak isteniyorsa asıl sorunun kaynağına inilmelidir. Bunun için de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının öncülüğünde risk kapsamında olan aileleri değişik maddî-manevî tehlike ve tehditlere karşı koruma altına alan politikalar geliştirilmeli ve uygulanmalıdır. Statlarda ne kadar çok fizikî, teknik, polisiyer tedbir alınırsa alınsın, toplumsal yozlaşmanın yanında ailevî sorunları çözemediğiniz sürece sporda şiddet, hiç gündemden düşmeyecektir. Gençlik ve Spor Bakanı, Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanı, kendi alanları ile ilgili gerekli tedbirleri düşünüyorlardır. Ancak sporda şiddetin önlenmesi için bu asla yeterli değildir. Dostane ve uyarıcı bir yaklaşımla Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından bu gerçeği görmesini ve buna bağlı olarak da sporda şiddetin önlenmesine de önemli bir katkısı olacak olan aile dostu kamusal sosyal politikaların güçlendirilmesini talep ediyorum.

Ali Fuat AKÇAPINAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir