All for Joomla The Word of Web Design

Sigara Karşıtı Söylemi İçin

Diyanet işleri Başkanı Sayın Ali Erbaş’ı ayakta alkışlıyorum. Daha önce hakkında birkaç eleştiri yazısı yazmıştım. Mesela “İslam, Konsil Dini Değildir” başlıklı yazımda; “Koltuğu dolduramadığını, Mehmet Görmez’den sonra çok yetersiz kaldığını, daha çaplı birinin getirilmesini” ifade etmiştim. Fakat görülüyor ki Sayın Başkan yavaş yavaş işi kavramış ve makamın hakkını vermeye başlamış. Sigara ile ilgili devrim sayılacak kararına katılmamak mümkün değildir. Sayın Başkanı tebrik ediyor ve bu kararına şapka çıkarıyorum.

Sayın Erbaş, din görevlilerince, sigara gibi sağlığa zararlı bir maddenin kullanılmasının çok yanlış olduğunu ifade ederek, şunları ifade etmiştir: “Bu yıl hem hac hem de umre organizasyonlarında sigara kullanmayan din görevlilerimizi tercih edeceğiz. Daha sonraki yıllarda sigara kullananlar sınava dahi giremeyecek. Belki daha sonraki aşamalarda din görevliliği sınavlarında sigara kullananlar tercih edilmeyecek. Sigaranın pek çok ilim adamı ve âlim tarafından haram olduğu söyleniyor. Şahsen benim de kanaatim bu yöndedir. Din görevliliği gibi mukaddes bir vazifede imamlarımızın, bütün görevlilerimizin bu tür alışkanlıklardan uzak durmaları gerekiyor… Nefis terbiyesi için gittiğimiz Arafat’ta çadırların etrafındaki sigara izmaritlerini görünce benim yüreğime sanki bir hançer saplanıyor. Arafat’ta vakfe öncesi ya da sonrası bir Müslüman kardeşimin elinde sigara gördüğüm zaman çok üzülüyorum.

Evet, bu ifadelerinde, yerden göğe kadar haklıdır Sayın Başkan. Bu konuda bütün sivil ve resmi kuruluşlarca desteklenmelidir.

Tıp uzmanlarınca; “İçinde tam dört bin sağlığa zararlı madde bulunan sigaranın dinamitten pek farkı yoktur” tespitinden sonra son günümüzün âlimleri, “Haram ile nefsinizi mahvetmeyin, Allah şüphesiz ki, size merhamet eder” (Nisa:4/29); “Kendinizi kendi elinizle tehlikeye atmayın” (Bakara:2/195); “Kendinizi öldürmeyin” (Nisa:4/29); “Yiyin için ama israf etmeyin” (A’raf:7/31) ayetlerini ve “Malınızı telef etmeyin/yok etmeyin” hadisini delil getirerek sigara içmenin haram olduğuna hükmetmişlerdir.

Dünya Âlimler Birliği Başkanı Yusuf el-Karadavî, konumuzla ilgili şunları söyler: “İslam şeriatında kararlaştırılmış genel bir kaide vardır. O da, Müslümanın, yiyecek ve içeceklerde zehir ve benzeri gibi kendisini acele veya yavaş öldürecek, zarar verecek şeyleri kullanması ya da fazla aldığı takdirde hasta edecek şeyden alması caiz değildir. Çünkü Müslüman, kendi kendinin mülkü değil, dininin ve ümmetinin mülküdür. Hayatı, sıhhati, malı ve Allah’ın kendisine bahşettiği bütün nimetleri, yanında bir emanettir” dedikten sonra yukarıda sıraladığımız hadis ve ayetleri zikrederek sigara ile ilgili hükmün adını koyuyor: “Bu ölçüye dayanarak deriz ki; KULLANANLARI İÇİN ZARARLI OLDUĞU İSPAT EDİLDİĞİNE GÖRE SİGARA İÇMEK DE HARAMDIR. Sıhhi yönden zararlı olduğu ispat edilmese bile, din ve dünyaya faydalı olmayan bir şeyle malı heder etmektir.” (Yusuf el-Karadavî, İslam’da Helal ve Haram, Terc. Mustafa Varlı, Hilal Yay. 1970, s.87)

Haram olan bir şeyi, kullanmak isteyene satmak da câiz değildir.” (Hayreddin Karaman, Hayatımızdaki İslam, s.476.)

Şunu da ayrıca belirtelim ki, geçmiş âlimlerimiz zamanında sigaranın bu denli zararı bilinmediği için iyimser bir tutumla, fazla derinliğine incelemeden “tahrimen/harama yakın mekruh” demişler. Bugünkü tıbbî veriler onlara ulaşsaydı herhalde onlar da asrımızın âlimleri gibi hüküm verirdi.

Diyanet İşleri Başkanı Sayın Erbaş, 3,5 saniyede açlıktan ölenlerin bulunduğu bir dünyada, israf edilerek havaya üfürülen sigaraya yapılan harcamalarla ilgili de şu rakamları vermektedir:

“Sadece bizim ülkemizde sigaraya ödenen paranın miktarı 30 milyar doları buluyor. Bu, 150 milyar lira anlamına geliyor. Dünyada her 3,5 saniyede bir insan açlıktan ölüyor. Sadece ülkemizde sigaraya ödenen paranın yarısı açlıktan ölecek olan insanlara verilse, o insanlar açlıktan kurtarılıyor. Sigara yerine binlerce okul, hastane yapılabiliyor. Binlerce aç ve açıkta olan mülteci insan, bulundukları konumdan kurtarılabiliyor ama maalesef sigara yüzünden ortaya çıkan hastalıkları tedavi etmek için de bir o kadar daha para harcanıyor.”

Yüce Allah, hayat kitabımız Kur’an-ı Kerim’de; “Yakınlara, yoksullara, yolda kalmışa hakkını ver ve sakın saçıp savurma. Şüphesiz saçıp savuranlar/müsrifler şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür(İsra:17/26-27) buyurmak suretiyle paralarını har vurup harman savuranları, İblis’e kardeş ilan etmiş ve onları sevmediğini belirtmiştir. “Kişinin yavaş yavaş intiharına sebep olan” sigara gibi öldürücü bir “dinamite” para verip kendi kendilerine “intihar saldırıları”  düzenleyenlerin harcamaları da herhalde “saçıp savurma” kapsamına girse gerektir. Onlar da İblis’e kardeş olsa gerektir.                              

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir