21 Eylül 2018 Cuma
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Şirket iflaslarının manevî sebepleri de araştırılmalıdır


İflas eden girişimciler 'iş batırdım geceleri' tertipliyor

Büyük maddî beklentilerle kurdukları işlerinde iflas bayrağını çekmek mecburiyetinde kalmış olan girişimcilerin sahneye çıkıp hikâyelerini anlattıkları ‘İş Batırdım Geceleri', Türkiye'de de hızla yayılıyor.
Şirket iflaslarının manevî sebepleri de araştırılmalıdır
Hikâyeleri dikkatle izleyen yeni girişimcilerin veya girişimci adaylarının yaşananları analiz eden sorularıyla ilerleyen toplantı, her girişimcinin "kulağına küpe olacak" derslerin çıkarılmasıyla sona eriyor.

‘İş Batırdım Geceleri’,aslında 2012 yılında Meksika'da 5 girişimcinin başlattığı bir hareketin adı. Halen 80 ülkede 252 kentte düzenli olarak organize edilen buluşmaları Türkiye'ye getiren ise İzmirli girişimci Banu Güsar’dır. Uluslararası şirketlerde yöneticilik yaptıktan sonra danışmanlık yapmak için kendi şirketini kuran Güsar,yaptığı ikinci işten parasını alamayınca iflas etme korkusuyla yüz yüze geldi. Güsar, yaptığı araştırma sonucu dünyada hızla yayılan bu etkinliğin henüz Türkiye'de tertiplenmediğini gördü ve kolları sıvadı.

Bugüne kadar İzmir'de 39, İstanbul'da 20, Ankara'da 12 buluşma yapıldı. Gece başına iflas etmiş 3-4 girişimci bir konuşma yapıyor. Bugüne kadar 120'nin üzerinde girişimci sahne almış. Girişimcilerin bir sunum eşliğinde, kurdukları işin hangi seviyeye ulaştığını, nelerin ters gittiğini, nerede tökezlediklerini anlattığını ifade eden Güsar, sunumların genelde esprili bir dille ilerlediğini ve girişimcilerin bu şekilde psikolojik olarak rahatladıklarını kaydetti.


ŞİRKET İFLASLARININ MANEVÎ SEBEPLERİ DE ARAŞTIRILMALIDIR

Müflis girişimcilerin yeni müteşebbislerle bir araya gelip, iflasa götüren hatalarının yanında bilgi ve tecrübelerini de paylaşmaları, girişimci kültürüne önemli katkı sağlayacağını düşünüyorum. Nasıl battıklarını esprili bir dille anlatan konuşmacıların hatalarından ders çıkartabilme imkânı veren bu gibi toplantılar, uygulamalı girişimcilik dersini aratmayacak kadar faydalı olabilmektedir. Kötü giden girişim öyküleri tahlil edildiğinde Türkiye’de genelde nefsanî duygularla iş/idare rollerinin karıştığı aile şirketlerinin en fazla battığı tespit edilmiştir. Binaenaleyh bize düşen görev bunun sadece zahirî sebeplerini tespit etmek değil iflasa sebebiyet veren aile/akraba üyeleri arasında gün ışığına çıkan manevî/ahlâkî zafiyetleri de araştırmaktır. Bu manevî eksikler tespit edilip giderildiğinde aile fertlerinin kuracağı/kurduğu şirketler de sürdürebilirliklerini sağlayabilecektir.

Bir Aile Şirketinin Başarılı Olabilmesinin Manevî Şifreleri

Aile fertlerinin birlikte iş yapma ve ortaklaşa para kazanma niyetleri ile bir araya gelmeleri, aslında takdir edilecek bir girişimdir. Ne var ki birçok aile, mal/para getirecek dünyaya ait nesnelerin/teşebbüslerin manevî/uhrevî bir imtihan olduğunu bilmeden çoğu zaman hırsla bazı işlere girişmektedir. Halbuki bu hususta Peygamberimiz (sav) bizleri şu sözleriyle uyarmaktadır:

“Her ümmetin bir fitnesi (imtihanı) vardır. Benim ümmetimin fitnesi de maldır.” (Tirmizî; Zühd; 26: 2336)

İmtihan sorumluluğu ve bilinciyle başlatılmayan her girişim, en sonunda fitneye (Kargaşıklığa/İflasa) yol açacaktır. Binaenaleyh aile fertlerinden meydana gelen şirketin kurucuları, bu imtihan şuuruyla birbirlerine karşı son derece sorumlu davranmalıdır. Peygamberimizin (sav) şu tavsiyeyi aile üyelerinin kulağına küpe olmalıdır:

“Her biriniz eli altındakilerden sorumludur. Erkek karısından ve çocuklarından sorumludur. Onların sorumluluğu erkeğin boynundadır. Kadın da kocasından ve çocuklarından sorumludur.” (Buhari; Ahkam: 1).

Aile fertleri arasında mesuliyet şuuru ne kadar çok pekiştirilirse hanelerinde bereket de o kadar çok görülecektir. Kuran-ı Kerim, aile saadetinin ve bereketinin kaynaklarını göstermektedir: 

“Siz evlerinizde (işyerlerinizde) okunan Allah’ın âyetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allah en gizli şeyi bilendir, hakkıyla haberdardır. Müslüman erkekler, Müslüman kadınlar; mümin erkekler, mümin kadınlar; itaate devam eden erkekler, itaate devam eden kadınlar; doğru (sözlü) erkekler, doğru (sözlü) kadınlar; sabreden erkekler, sabreden kadınlar; mütevazı erkekler, mütevazı kadınlar; sadaka veren erkekler, sadaka veren kadınlar; oruç tutan erkekler, oruç tutan kadınlar; ırzlarını koruyan erkekler, (ırzlarını) koruyan kadınlar; Allah’ı çok zikreden erkekler (ve) zikreden kadınlar var ya; işte Allah, bunlar için hem bir mağfiret, hem de büyük bir (maddî) mükâfat hazırlamıştır.”(Ahzab: 34-35).

Bu iki âyette ailede huzur, bereket ve refahın sağlanmasına dönük dokuz temel unsura dikkat çekilmektedir. Bu unsurların iş/ticaret hayatında başarılı olmak isteyen aile şirketleri için de geçerli bir akçe olduğu için, bunların içeriğini kısa yorumlarla açıklamak isterim:

- Nasıl ki aile fertlerinin evlerinde Kuran okumaları tavsiye ediliyorsa neseben birbirlerine yakın olan şirket kurucuları da işe başlamadan önce her sabah Kuran okuyarak, Allah’ı hatırlamalıdır.

- Nasıl ki aile fertlerinin Kuranı anlamaya gayret göstermeleri ve bunun üzerinde düşünmeleri gerekiyorsa şirket sahipleri de kendilerini ilgilendiren âyet ve hadisler üzerinde tefekkür etmelidir.

- Nasıl ki aile fertlerinin Allah’a itaat noktasında sebat göstermeleri gerekiyorsa şirket sahipleri de gerek kendi aralarında, gerek paydaşlarına/müşterilerine karşı, gerekse iş ile ilgili konularda mütehammil ve sabırlı olmalıdır.

- Nasıl ki aile fertlerinin Hak’tan ayrılmamaları ve hayatlarını doğruluk üzerine bina etmeleri gerekiyorsa şirket sahipleri de paydaşlarına ve müşterilerine karşı iş/ticaret ahlâkına uygun bir şekilde hep dürüst davranmalıdır.

- Nasıl ki aile fertlerinin birbirlerine karşı alçak gönüllü olmaları gerekiyorsa şirket sahipleri de başkalarına karşı mütevazı olmalıdır.

- Nasıl ki aile fertlerinin maddî ve manevî sadakalarda bulunmaları ve birbirlerine iyi davranmaları gerekiyorsa aynı müspet tutum ve davranış iş hayatında da sergilenmelidir.

- Nasıl ki aile fertlerinin kendi namuslarını korumaları ve iffet noktasında hassas olmaları gerekiyorsa aynı durum şirkette çalışan bütün personel için de geçerli olmalıdır.

- Manevî/sosyal sorumluluklarını unutmamaları için, aile fertlerinin tek tek veya birlikte Allah’ı çok anmaları ne kadar önemli ise aynı dinî hassasiyetin şirket içinde de gösterilmesi o kadar elzemdir.

Helal yollardan rızık temin etmek niyetiyle bir araya gelen ve bir şirket kuran aile fertleri, kendi sorumlulukları çerçevesinde maddî ve manevî yükümlülüklerini benimseyerek, yerine getirmeleri durumunda Allah, onları bağışlayacak, huzur ve refahı temin edecek dünyevî ve uhrevî olmak üzere birçok imkânlar sunacaktır. Bereketli/kazançlı bir yuvanın/şirketin sürdürebilirliği için, aile reisi/şirket patronu hükmünde olan kişiye büyük sosyal ve manevî sorumluluklar yüklenmiştir. Ancak eşini (işini/personelini) Allah rızası için seven bir aile reisi (şirket yöneticisi), bu manevî/sosyal sorumluluklarını kolaylıkla yerine getirebilir. Aile reisi (şirket yöneticisi), aile fertlerini (çalışan personeli) adalet ölçüleri doğrultusunda ne kadar mutlu ederse, yuva (aile şirketi) de o kadar huzurlu ve bereketli (kazanç getirici) olur.

Velhâsıl-ı Kelâm

Manevî/ahlâkî sorumluluklarını yerine getiren şirket sahipleri, iş hayatında da başarılı ve zengin olabilir. Ancak dünya ve ahiret saadetine kavuşmak için, bütün bu maddî imkânlar, sevap kazanmak adına manevî bir fırsata da dönüştürülmelidir. Bu meyanda şirket sahipleri, kulluk vazifelerini asla unutmamalıdır. Hz. Süleyman, büyük bir zenginlik ve saltanat içinde yaşadığı halde, kulluk görevini hep layıkıyla yerine getirmiş ve buna bağlı olarak da Allah’ın, “O ne iyi bir kuldur” (Sâd: 30) övgüsüne mazhar olmuştur.

Onun için günümüzün aile fertleri, kulluk vazifelerini ihmal etmemek şartıyla, ortak birikimleriyle helal olan alanlarda yatırım yapmalı, toplumun maddî ilerlemesine katkıda bulunmalı, girişimciliğin teknik/malî şartlarını öğrenmenin yanında manevî/sosyal sorumluluklarını da bilmelidir. Bir de elde ettikleri gelirin/kârın Allah tarafından kendilerine emaneten verildiğini ve ahirette hesaba çekileceklerini hatırlamalıdır.

Bu şartlar altında aile şirketinin başarılı olması durumunda sahipleri aktif şükürde bulunmalıdır (zekât ve sadaka vermelidir). Haricî faktörlerden dolayı aile şirketinin iflası kaçınılmaz olması durumunda ise sahipleri isyan etmek veya ümitsizliğe düşmek yerine aktif sabır göstermelidir. Girişimciler, her iki muhtemel dünyevî durumun bir imtihan olduğu şuuruyla dikkatli ve rikkatli olmalıdır. Şuurlu girişimcilerin, gerek zenginliğe yol açan şirket başarısının, gerekse yoksulluğa sürükleyen şirket iflasının manevî tuzaklarından uzak kalabilmeleri için, tıpkı sevgili Peygamberimizin (sav) dillendirdiği gibi şu duayı okumalıdır:

“Allah’ım! Cehennem fitnesinden, cehennem azabından, zenginliğin ve yoksulluğun şerrinden (manevî tuzak ve kötülüklerinden) sana sığınırım.” (Ebu Davud; Vitr: 32).

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/sirket-iflaslarinin-manevi-sebepleri-de-arastirilmalidir-8-3644h.html


Back To Top