23 Eylül 2018 Pazar
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Sokaklarımıza şeytan mı hâkim?

Adana'da minibüs ve otobüs hattı sahiplerinin güzergâh tartışması, taşlı- sopalı kavgaya dönüştü.
Sokaklarımıza şeytan mı hâkim?
Her iki tarafında kendi üyelerini çağırmasıyla Yaklaşık 200 kişi birbirine girerken, tarafları, bölgeye sevk edilen çok sayıda polis ekibi ayırdı. Olay, saat 11.30 sıralarında Mavibulvar ve Türkmenbaşı Bulvarı'nın kesiştiği noktada meydana geldi. Kent içi yolcu taşımacılığı yapan Yeşilevler Kooperatifi üyesi minibüsçülerle, halk otobüsü üyeleri güzergâh yüzünden tartıştı.


SOKAKLARIMIZA ŞEYTAN MI HÂKİM?

Değerli okuyucularım;

Ramazan ayındayız. Havalar sıcak. Seçimlerden dolayı siyasî hava zaten gergin. Üstüne üstelik saatlerce sokakta çalışmak mecburiyetinde olan taksi, minibüs ve(ya) halk otobüsü şoförlerini bir kısmı da hayli sinirli. Çabuk kızıyor ve öfkelenebiliyorlar. Bir de ekmeklerinin başkaları tarafından elinden alındığını düşünen bazı şoförler, oruçlu oldukları halde aşağıdaki hadis-i şerifin tavsiyesini de bütünüyle unutabiliyor:

“Hiçbiriniz, oruçlu olduğu gün çirkin söz söylemesin ve kimse ile çekişmesin. Eğer biri kendisine söver veya çatarsa, ben oruçluyum desin.” (Buhari; Savm: 9).

İnsanlarımız oruçlu olduklarını unutuyor, rızkın Allah’tan geldiğini hatırlayamıyor, kötü bulduğu bir şeyi medenî/hukukî yollarla düzeltmek yerine kaba kuvvete yöneliyor ve kendine suç ortağı da bulabiliyor. Grup psikolojisi ile her türlü şiddete yönelebiliyor. Rızık peşinde koşan aynı mesleğe sahip insanların arası açabiliyor, yetmiyor anlık öfke ve husumet ile sokaklar meydan savaşına dönüşebiliyor. Meslek grupları arası iyice belirgin hâle gelen menfaat çatışmaları, yerel yöneticilerin zamanında sulh ve istişare yoluyla önlenip çözüm bulunamadığı için, sorunlar sokağa taşınıyor. Bu şeytan için arayıp da bulamadığı tam bir fırsattır.

Çözülmemiş basit sorunlara bir de terbiye edilmemiş nefisler işin içine girince sabır yerine tahammülsüzlük ve isyan duyguları dalgalanmaya başlar. Şeytan, bu ortamda hiç boş durur mu? Gergin ortamı sakinleştirecek ve acil çözüm üretecek ehil ve cesur yetkililer ortada yok. Meydanlar boş. Halbuki bu gibi durumlarda C. Hak, başta sorumlu kişiler olmak üzere akl-i selimce düşünen her sağduyu insana şu çağrıyı yapmaktadır:

“Mümin kullarıma söyle, en güzel olan sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarına fesat sokar. Şüphesiz şeytan, insan için apaçık bir düşmandır.” (İsra: 53).

Birbiriyle sosyal diyalog kuramayan aynı vatanın ve aynı kentin insanları, birbirinin kardeşi olması gerektiği halde şeytanın sinsî tahrikleriyle birbirine düşman olur. Yetmez birbirleriyle maddî menfaat uğruna boğuşur, kavga eder ve hatta öldürmeye bile kalkışır.

İslâm, inananları, oruç tutanları birbirinin kardeşi olduğunu söyler ama bizim hiddet ve delalet içinde olan gafil Müslümanlarımız, bir türlü şeytanın aldatıcı etkinliğinden kurtulamaz. Şoförler arasında meydana gelen meseleler, aslında herkesin memnun olabileceği ortak akıl ile kolayca çözülebilir. Ama yetkililerin ihmalkârlığı ve şoförlerin de rızık kaybı endişesi yüzünden işler zıvanadan çıkabilmektedir. Şoförler ve ilgili odaları, sorunlarını, şikâyetlerini ve çözüm önerilerini seçtikleri yöneticilere intikal etmeleri gerektiği halde her nedense yine şeytanın saptırmasıyla şiddeti de içeren yanlış yollara başvurabilmektedir. Halbuki C. Hak, bu gibi kaygı verici durumlar için Müslümanları uyarmaktadır:

“Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve çirkin işlere teşvik eder.” (Bakara: 268).

İmana dair temel inançlarımız dibe vurduğunda şeytanın marifetiyle her gafil Müslüman, yoksulluk vesvesesi ile gelecek endişesi ve rızık telaşı yaşamaya başlar. Bu şeytanî duygular da onu insanlıktan çıkartabilir ve kötü işler yaptırabilir. Sokaklara helal rızık gayreti, aynı zamanda şeytanla mücadele meydanıdır. Yöneticilerin çözemediği konuların sokakta çözümlenmesi hiç mümkün değildir. Sokakta şiddete varan ‘çözüm’ demek, şeytanın oyununa gelmek demektir.

Yöneticilerimiz, erken müdahale sistemi anlayışı ile paydaşların da katılabileceği bir istişare mekanizması ile kalıcı bir çözüm ortaya koyamadıkları sürece bugün Uber hizmeti veren şoförler, taksicilerin şiddetine uğrayacak, yarın belki de tam tersi olabilecek, bugün minibüsçüler halk otobüsü şoförlerine saldıracak yarın belki de tam tersi olabilecektir. O halde sorunun bir parçası da seyirci kalan yerel yöneticilerimizdir.

Velhasıl-ı Kelâm

Sokaklarımızda şeytanın hâkim olmasını istemiyorsak yerel yöneticilerimiz, birbirine düşman hâle getirilmiş örgütlenmiş meslek gruplarıyla derhal bir masaya oturup istişare ve kardeşlik ruhuyla ortak bir çözüm aramalıdır. Fertlerin veya örgütlerin içinde yer aldığı yerel yönetimlerin karar alma süreçlerini etkileme, yönlendirme ve birlikte karar alma hakkı, meşveretin temel ilkelerindendir. Meşveret, iyi bir idarî sistemin kurulması ve çıkar çatışmalarının giderilmesinde çok önemli bir araçtır. Bu yolla değişik meslek gruplarına bağlı insanların topluma ve idarî sisteme yabancılaşması önlenmekte ve toplumsal barış ve dayanışma sağlanabilmektedir. Sorunların birlikte çözülmesi için ortak bir irade koyulduğu andan itibaren şeytanın etkisi de kaybolacak ve Müslümanlar birbiriyle kardeşçe yaşamı zemini bulacaktır.

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/sokaklarimiza-seytan-mi-hakim-8-4435h.html


Back To Top