22 Ekim 2018 Pazartesi
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

İsrail’i kim durduracak

MÜSİAD bünyesinde faaliyet gösteren UTESAV’ın Hayat Yayın Gurubu ile birlikte tertiplediği Araştırmacı Yazar Mehmet Ali Bulut’un konuşmacı olarak katıldığı “İsrail’i Kim Durduracak?”isimli konferansa katıldık. Tartışmalı geçen toplantıda Gazeteci Yazar Mustafa Özcan Bey’de vardı.

Mehmet Ali Bulut Bey İsrail kaynaklarına, Tevrat’a, Peygamberimizin sahih hadislerine ve Kuran ayetlerine dayalı olarak İsrail’in yıkılmasının mukadder olduğunu, yıkacak gücün de kuzeyden gelen bir kavim eliyle olacağını teolojik kaynaklara dayanarak ispat etmeye çalıştı. Bu konudaki bilgisi de övülmeye layıktı.

İsrail’in yıkılacağına, zulümle, fesatla abad olunamayacağına akıl ve mantık sahibi herkes inanmaktadır. Hatta bilge hahamlarında bu yıkımın mukadder olduğunu bildiklerini, İsrail’de Kuran ve Hadis üzerine çalışan İsrail’in sonuna kafa yoran (eskatoloji) çok bilgili ilmi ekiplerin olduğu ifade edildi. Anlatımın buraya kadar olan kısmına itiraz eden olmadı. Evet, İsrail yıkılacaktır. Bu yıkım kendi eskatolojilerine göre 76-78 yıl arasında bir sürede gerçekleşecektir. İsrail’in kuruluşu 1948 olduğuna göre bu yıkım; 1948+76=2024-26 arası olacaktır.

İsrail’in yıkımı nasıl olacaktır? Bir genel savaş mı yaşanacaktır? Kıyametler savaşı mı çıkacaktır? ABD Eski Başkanlarından Jimmy Carter planında öngörüldüğü gibi Yahudi Devletini tasfiye ederek, halkı gemilerle başka yerlere mi taşıyacaktır, bunu bilemiyoruz.

Eğer içine İsrail’in karıştığı genel bir savaş çıkacaksa ve bu savaş klasik silahlarla yapılacaksa İsrail’in uzun soluklu bir savaşa dayanması mümkün değildir. Başlangıçta yıldırım harbi doktrinine göre hareket etse dahi İsrail’in Sina, Suriye, Lübnan ve Irak’ı işgal edecek ve elde tutacak yeterli kara gücü yoktur. Bu işi ABD’ye yaptırmak zorundadır. ABD her ne kadar Afganistan’ı ve Irak’ı işgal etmiş Suriye’de kuvvet bulunduruyor gözükse de esasen yenilmiştir. Galibiyetin temeli halkın gönüllü itaat ile işgalcilere direnmeden biat etmesidir. ABD 1991’den beri “yalan temeline dayalı stratejik aldatmalarla”küresel manada güvenirliliğini kaybetmiştir. İslam coğrafyasında desteklediği diktatörler üzerinden dahi tutunma kabiliyetini kaybetmeye devam etmektedir. Buna Amerikan gücündeki zayıflama da eklendiğinde çöküş geometrik hızla devam etmektedir. Dolayısıyla içinde ABD ve İsrail’in müttefik olarak bulunacakları bir bölgesel savaşı uzun vadede kazanmaları mümkün görülmemektedir. Bu savaşın nükleer çatışmaya dönmesi halinde İsrail’in de ayakta kalması, hatta Osmanlı coğrafyasının yaşanabilir topraklar olarak varlığını sürdürmesine imkân yoktur. Savaşın kazananı olmayacaktır. Küresel bir yıkım gerçekleşecektir.

Meseleye klasik savaş veya nükleer savaş hangi perspektiften bakılırsa bakılsın taraflar arasında çıkacak bir genel savaş İran ve Rusya’yı da içine alan geniş bir sahaya yayılacaktır. Meseleye İsrail’i yıkmak için kuzeyden gelen kavim kimdir ekseninde bakıldığında “Türkiye bu bölgenin sahibi ve bölgede mukim bir millet olması bölgenin de Osmanlı toprakları olması sebebiyle” kuzeyden gelen kavim değildir. Türkiye ve Türkler bölgeye yerleşmiş, mukim bir kavimdir. Hatta bölgenin esas sahibidir. İkinci husus ise bu gelecekteki savaşta nükleer silahlar kullanılacaksa “Türkiye’nin elinde nükleer silah bulunmamaktadır”.Nükleer kapasiteye sahip olan İsrail ve ABD karşısında zafer kazanması mümkün görülmemektedir. Gelenler zafer kazanacağına göre; bu durumda bölgeye dışarıdan gelen bir kavim eliyle bu iş gerçekleşecektir. O zaman acaba bu kavim ya da kavimler kimdir, kimlerdir? Bu tarife göre elinde nükleer silahları olan Rusya ve İran olmaktadır. Kaldı ki Türkiye, Afrin Harekâtını(Zeytin Dalı) yaparken kuzeyden gelen Rusya’dan Suriye hava sahasını kullanmak için izin almak zorunda kalmıştır.

Türkiye’nin bölgenin sahibi ve bölgeye yerleşik bir millet olması sebebiyle “kuzeyden gelen kavim olma” ihtimali yoktur. Türkiye’nin İsrail ile savaşacak sınırı yoktur. Suriye ve Irak coğrafyasında karşı karşıya gelmiş durumda değillerdir. Ayrıca Türkiye’nin İsrail’e karşı üstünlük kazanacak nükleer silahlara sahip olmaması sebebiyle kuzeyden gelecek ve zafer kazanacak kavim kriterlerine uyması mümkün gözükmemektedir. Bunların kim olduğu yakın bir zaman önce ortaya çıkmıştır. Geçtiğimiz günlerde kuzeyden gelip Suriye’de üs kuran, İsrail ile sınırdaş olan “İran=Hizbullah”dır. Şubat 2018 ayında İran/Hizbullah mevzilerine saldıran İsrail uçaklarını Rus hava savunma sistemleri ve İran yapımı silahlar düşürmüştür. Bu hadise İsrail’in bölgesel güvenliğini yerle bir etmiştir. İşin ilginç tarafı kuzeyden gelen İran (Hizbullah) Golan’ın dibine kadar yerleşmiştir. Rusya Suriye kara ve hava sahasına tamamen hâkim durumdadır. İran kökenli Hizbullah Lübnan’da sökülmesi imkânsız bir kale haline gelmiştir. Nitekim İran’lı yetkililer Kudüs’ü kurtarmak için “ Kudüs Ordusu “kurduklarını defalarca gizlemeden söyleyip duruyorlar.

Putin’in izni olmadan Suriye’de kuş uçmuyor. Esad yönetimi Putin sayesinde ayakta kalmaya devam ediyor. Bütün bunlar gösteriyor ki İsrail’i yıkmaya gelen güçler; tamda kitaplarda tarif edildiği gibi kuzeyden gelen güçlerdir. Bu da İran ve Rusya’dır. İsrail, Rusya’yı Suriye’den çıkartamadığı taktirde İran’ı yenmesi mümkün değildir. İsrail’in ayakta kalması için ABD’yi kullanarak bu iki gücü Suriye’den söküp atması gerekiyor. Çünkü kitaplardaki eskatolojik tariflere İran ve Rusya tıpatıp uyuyor.

İsrail lobisi ABD’yi kullanarak K. Suriye’de, Membiç’de, Haseke’de PYD/PKK oluşumuna büyük destek vererek sahada müttefik kazanmaya çalıştığını zannediyor. Kürtlere ayrı devlet kurdurma hayalini İsrail’in güvenliği ile eşdeğer görüyor. Hâlbuki Kürtlerin ayrı devleti olsa dahi İsrail’le birlikte diğer Müslüman devletlere karşı savaşacakları farazi ve hayali bir tasavvurdur. İsrail stratejistlerinin Türkiye’yi parçalama fikri Türkiye’yi karşı cepheye iterek İsrail’in güvenliğine zarar veriyor. Hâlbuki K. Suriye ve K. Irak’ın (Yani Kürt bölgelerinin) kontrolünün Türkiye’ye verilmesi Kuzeyden gelecek/gelmiş kavimlere karşı İsrail’in emniyetine maliyetsiz katkı sağlamaktadır. Irak ve Suriye bloğunu zayıflatmaktadır. Maalesef İsrail bunun farkında değil. Burnunun ucunu göremeyecek kadar stratejik körlük içinde bulunuyorlar. Kuzeyden gelen kavimler zaten yanı başında ve İsrail’in yıkım kuyusunu kazmaya devam ediyorlar. Kıvılcım çaktığında yanlış yaptıklarını görecekler ama zaman geriye yürümeyecektir.

Suat GÜN
http://www.mirathaber.com/suat-gun-israili-kim-durduracak-177-4112y.html


Back To Top