18 Kasım 2018 Pazar
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Sünnet, hayatı Kur'ân'a göre yaşamaktır

Her bir peygamber gibi Hz. Muhammed (s.a.v) de Allah'ın buyruğu gereği kendisine itaat olunması için gönderilmiştir.
Sünnet, hayatı Kur'ân'a göre yaşamaktır
Bu sebeble O'nun, Kur'ân'ı açıklayıcı nitelikli emirleri, yasaklan ve onaylarına göre yasamakla mükellefiz. (1)

O'nun Sünneti'ni izlemek olarak ifadelendirebileceğimiz bu yükümlülüğümüze aykırılık kaos sebebi ve azab nedenidir. Kur'ân'ımızda söyle buyrulur:

"...Peygamberin buyruğuna karşı gelenler anarşiye düşmekten veya can yakıcı bir azaba uğramaktan korksunlar." (2)

Rabbimizin emri gereği Peygamberimizin Sünneti'ni izleyebilmek için Sünnet'i, işaret olunduğu üzere Kur'ân tarafından yönlendirildiğimiz örneklen­dirilmiş inançlar bütünü ve hayat tarzı olarak anlamamız gerekmektedir. Böyle algılanmadığı takdirde Sünnet’in dönemimizde olduğu gibi sakal bırakmak, selamlaşmak, hediyeleşmek, Şevval ayında oruç tutmak ve kurban kesmek türü belirli görevlerle sınırlandırılacağı açıktır.

Önemine binaen sevgili eşi Hz. Âişe (r.anhüm) annemizin anlatımı ile özetlersek Peygamberimizin Sünnet'i, Kur'ân'ın uygulamasından ibarettir.(3) Nitekim Peygamerimiz sunacağımız hadîslerinden de öğrenileceği üzere dîn olarak yaşanması gereken buyrukları Kur'ân aracılığıyla Allah'ın koydu­ğunu bildirmiştir:

"Şübhesiz Allah sizler için sı­nırlar koydu, onları aşmayın. Gö­revler yükledi, onları yapın. Ya­saklar koydu, onları da çiğneme­yin. Unuttuğu için değil ama size rahmet olması için pek çok alanı da özgürlüğünüze açtı, onları da sınırlamayın." (4)

Kur'an kişisel hayatın yanı sıra ahlakî, siyasi ve ekonomik yönleriyle toplumsal hayatı ve O'nun organizasyonunu da içerdiğine göre Sünnet'i anlamamız gerektiği şekliyle enginliği içinde kavramalıyız. Bunun için Kur'ân'ın genişçe bir fihristine veya bir hadîs kaynağı­nın ana bölüm baslıklarına bakma­mız yeterlidir.

Mesala Buhari'nin Sahihi namazdan oruca, nikahtan boşanmaya, ticari işlemlerden şirketleşmeye, yargıdan yönetim ilkelerine, yemek içmekten giyime ve görgü kurallarından ceza yasalarına kadar 97 kitabı ihtiva etmektedir ki Sünnet'in hayatı bütünüyle kucaklayıcılığını göstermektedir. Buradan haraketle Sünnet'i şöylece de tanımlayabiliriz.

"Sünnet, Hz. Peygamber'in inanç, ibâdet, tebliğ, eğitim, ahlâk, hukuk, siyaset ve ekono­mi gibi alanlarda kişisel ve top­lumsal hayatı yönlendirici Kur'ân merkezli buyrukları ve onaylarıdır."    

Bu tarif ışığında şöylece örneklendirmeler yapabiliriz:

Sünnet, Allah'a inanılmasını, emirleri ve yasaklarına uyularak yalnızca O'na ibâdet edilmesini emreder. O'nun yasalarıyla çatışan kişilere, ilkelere ve kurumlara meşruiyet tanınarak O'na ortak ko­şulmasını yasaklar.

Sünnet, insanların örneğin can, dünya ve âhiret mal, dîn ve ifade özgürlüğü gibi haklar ve hürriyetlerini korumalarını, bu uğurda gerekirse ölüme atılarak sehîd olmalarını ister. En büyük cihadın zâlim yönetimlere karsı hakkı haykırmak ve savaşmak, olduğunu bildirir.

Sünnet, toplumsal hayatın" adalet, liyakatlileri görevlendirme ve danışma-seçim kurallarına göre yapılandırmasını öngörür.

Sünnet, bütün sözlerin, davra­nışların, islerin ve de kılık kıyafet­lerin güzelleştirilmesini, güzellik ölçüleri olarak da Kur'ânî buyruk­ların, ilmî verilerin ve insanlığın ortak kabulleri olan (maruf) de­ğerlerin kullanılmasını öğütler.

Sünnet,Kur'ân ve akıl çizgisin­de dıs görüntülerin mükemmellestirilmesi gereğini, Allah'ın rızası hedeflenerek de rûh dünyamızın geliştirilmesi lüzumunu vurgular.

Sünnet,adalet, kazanmak ve cinsel tatmin gibi mesrû amaçların zâlim şiddet, faiz, içki-kumar-fuhuş işletmeciliği, emeği sömürü, zina ve eşcinsellik gibi gayr-ı mes­rû araçlarla değil yalnızca halâl yollarla gerçekleştirilmesini yasa­laştırır.

Sünnet,iradeleriyle atılım yapa­rak bedenî, ilmî, malî ve estetik güç kazananların ve bu güçleriyle bansa ve yarar sağlayıcı islere yö­nelenlerin Allah katında daha ha­yırlı ve sevgili olduklarını duyurur.

Sünnet,Kur'ânî doğruların ve il­mî gerçeklerin belirlediği alanlar dışında yabancı topluluklara ben­zer olmaktan ve onları kültürel, si­yasî ve hukukî sahalarda müminler özerine egemen kılmaktan şiddet­le sakınılmasını ilkeleştirir.

Sünnet,bütün nimetlerin Al­lah'ın ikramı olduğunu bildirir. Büyüklük duygularına kapılmaksızın sade ve mütevazı yaşanmasını, vermeyenlere vererek, gelmeyenlere giderek ve hata edenleri ba­ğışlayarak erdemli bir hayat sürül­mesini tavsiye eder.

Sünnet,dünya hayatını âhiret amacıyla yasamaya yöneltir, güzel ameller ve dualarla Cennet'e er­meyi ve Cehennem'den korunmayı gayeleştirir.

Yukanda hadîs kaynaklarından devsirerek Allah'ın Elçisi Hz. Mu-hammed'in Sünnet'i olarak vasi­liğimiz amelleri, Kur'ân'dan hare­ketle Kur'ân'ın emirleri-öğütleri ve yasaklan olarak da niteleyebiliriz. Çünkü Sünnet Kur'ân'ın açıklaması ve uygulamasıdır. Bunun içindir ki, Peygamber'e itaat Allah'a itaat olmuştur:

"Kim Peygamber Muhammed'e itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur. Yüz çevirenlere gelince; Biz seni onlara bekçilik yapman için göndermedik." (5)

Sünnet'in Kur'ân'ın açıklaması ve uygulaması olduğu gerçeğine Kur'an-ı Kerim'de sıkça vurgu yapılmaktadır. Misal olarak sunacağımız ayetlerde şöyle buyurulmaktadır.

"... Biz sana bu Kitabı, insanlara kendilerine indirilege­len mesajı iyice açıklaman için gönderdik. Böylece belki düşü­nürler." (6)

" Onların arasında Allah'ın in­dirdiklerine göre hükmet ve onların arzularına uyma ve onlar­dan sakın ki Allah'ın sana indir­diğinin bir kısmından seni uzaklaştırmasınlar..."
(7)

Sünnet'i Kur'ân çizgisinde hayatı İslamlaştırma programı olarak  göremeyenlerin onu değinildiği gibi kılık kıyafet ölçülerine ve nafile ibâdetler dizisine indirgemeleri kaçınılmazdır. Bu tür bir anlayış ise Hz.Peygamber'i hayattan dışla­maktır.

Kültürel ve siyasî arenada ente­lektüel olarak görülenleri dahil sevgili Peygamberimize bağlılık arzeder görünen müminlerin çok önemli bir bölümü cehaletleri se­bebiyle bu dışlama cinayetini işleyebilmektedir. Çünkü dînî eğitim ve öğretim kurumlarımız, cami içi kültürümüz, tarîkatlerimiz ve ge­lenekselleşen Sünnet anlayışımız bu dışlayıcı ortamı beslemekte ve bizi hayatımızın büyük bölümünde Şanlı Peygamberimizin önderli­ğinden yoksun bırakmaktadır.   

Sünnet'in Kur'ân'ın açıklaması ve uygulaması olarak algılanamaması Hz.Peygamber adına sözler uydurulmasına ve Sünnet'e Kur'ân'la çelişen anlamlar yüklenmesine de sebeb olmuştur ki, bu durum pek çok problemimizin kay­nağını oluşturmaktadır. Oysa ki Sevgili Peygamberimizin kendisi­ne aidiyeti ve anlamı üzerinde itti­fak edilmiş hiç bir sözü, isi ve tas­vibi yoktur ki Kur'ân'la örtüsmesin.

Cümlemize Kur'ân-Sünnet çizgi­sinde mutlu bir hayat diler, mesajımızı bir âyetle bitiririm:

"Allah ve Peygamberi bir konu­da hüküm verdikten sonra artık mümin bir erkek ve kadının ken­dileriyle ilgili konularda tercih serbestisi yoktur. (Bu hakkı ken­dinde görerek)Allah'a ve Pey­gamberine isyan eden kimse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur." (8)
------------------------------------------

(1) Nisa 64, (2) Nur 63, (3) İ. Kesir Nûn5, (4) İ. Kesir Bakara 23O, (5) Nisa 8O, (6) Nahl 44, (7) Maide 49, (8) Ahzab 36

http://www.alirizademircan.net/sunnet-hayati-kurana-gore-yasamaktir-4-170h.html


Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.mirathaber.com/sunnet-hayati-kurana-gore-yasamaktir-35-2251h.html


Back To Top