All for Joomla The Word of Web Design

Toplumsal Çöküş, Bozulan Komşuluk İlişkileriyle Başlar

Konya’da Komşular Arası Savaş

Konya’da, komşu iki ailenin fertleri arasında belirlenemeyen sebeple çıkan kavgada, evlerin çatılarından birbirlerine taş, kiremit, cam şişe fırlatmaları üzerine cadde savaş alınana döndü. Bunun üzerine başta Çevik Kuvvet olmak üzere yaklaşık 200 polis sevk edildi. Polis, öfkeli grupları sakinleştiremeyince biber gazı ve gaz bombası fişeği kullanarak, tarafları uzaklaştırma çalıştı. Cadde savaş alanına dönerken, birçok evin camları kırıldı. Polis güçlükle tarafları evlerine girmelerine sağlarken, mahalledeki güvenlik önlemini de sürdürüyor.

Toplumsal Çöküş, Bozulan Komşuluk İlişkileriyle Başlar

Geçenlerde bir STK temsilcisi beni aradı ve belediye tarafından inşa edilen “sosyal” konutlarda ikamet eden aileler arasında hiçbir bağın olmadığı, herkesin kendi dünyasına kapalı olduğunu, eski komşuluk havasını özlediğini söyleyerek, benden bu hususta nasıl bir sosyal proje yapılabileceği üzerine fikir istedi. Modernleşme, refah artışı ile birlikte insanlarımızı maddî dünyanın cazibesine itti ve hemen herkes bireyci olmaya başladı. Kimse kimseye artık muhtaç olmamanın özgürlüğünü doyasıya yaşıyor.

Böyle modern semtlerde belki her ailede iki araba vardır ama hiçbir fert, zahmet edip de bir mübarek gecede komşusuna bir ikramda bulunmayı aklına bile getirmez. Kimse kimseyi aramaz, hâl hatır sormaz oldu. Özellikle yaşlılar ve kimsesizler, hem yalnızlığın, hem de yardımsızlığın acılarını içinde yaşayarak adeta sessiz çığlıklarını etrafa duyurmak ister. Geçmiş güzel geride kaldı. Bu güzelliğin özünü koruyup devam ettirebilmiş olsaydık semtlerimize ve mahallelerimizde sevgi de olurdu komşular arasında muhabbet ve vefa da olurdu. Bir türlü eski güzel komşuluk ilişkilerimizi muhafaza edemiyoruz. İleriye doğru giderken sanki sorumluluklarımızdan kaçıyoruz.

Yetmedi gettoları andıran varoşlarda yaşayan ve yoksulluk kültürünün cehaletini yansıtan bazı insanlarımız da aynı mahallede yaşayan komşularla barış içinde birlikte yaşamaktan bile uzak duruma getirilmiştir. Böyle olunca eğitim, edep, terbiye, sevgi, merhamet ve sabır gibi ahlâkî meziyetlerden de uzak kalmanın bir sonucu olarak gaflet dalgaları etrafa yayılır. Düşmanlık ve geçimsizlik ise gaflette beslenir. Gaflet, toplumsal yapıda yaygın hâle gelmeye başlarsa, zengin muhitlerde komşular arası ilgisizlik, yoksul mahallelerde ise kavga gürültü hâkim olur. Mezkûr haber, Türkiye’de yaşanmış tek bir olay değildir, hemen her gün buna benzer nahoş hadiseler yaşanmaktadır. Tek fark, Konya’daki komşu kavgalarının çok sayıda polisin müdahale ettiğine göre şiddetinin yüksek ve uzun sürmesindedir.

Komşuluk Münasebetlerini Diriltmek İçin Ne Yapılabilir?

Sosyal belediyecilik, bilinen bir kavramdır. Sosyal konut da ha keza dillerde dolaşan bir kavramdır. Ama mahiyeti ve özü hakkında pek fazla duyarlı olmadığımız gibi bu kavramların günlük hayatta yaşatılabilirliği konusunda da fazla gayretli değiliz. Şuurlu yöneticilerimiz sosyal dokudaki bu tahribatı gecikmeksizin görmeli ve komşuluk haklarını hatırlatan mahalle merkezlerinde eğitim faaliyetlerinde başlatmalıdır. Bu eğitim faaliyetlerine bütün komşular davet edilmeli ve uygulamalı olarak aşağıdaki konulara yer verilmelidir:

– Değil Müslüman komşularımız gayr-i müslim komşularımızın da haklarının olduğunu hatırlatmak.

– Müslüman komşularımızın hem komşuluk, hem de din kardeşliği hakkının olduğunun altını çizmek.

Akraba olan Müslüman komşulara gelince bunların hem komşuluk, hem din kardeşliği, hem de akrabalık hakkının olduğunu bildirmek.

Görüldüğü üzere İslâm, hiçbir din, ırk ve dil ayrımı yapmaksızın bütün komşuları, dünya kardeşliği ilan etmiş ve bu çerçevede insanlık adına karşılıklı sosyal sorumluluklar yüklemiştir. Bu bağlamda yüce dinimiz, sosyal münasebetlerimizi ve sorumluluklarımızı yakından uzağa doğru tanzim etmiştir. Peki nedir komşularımızın bizim üzerimizdeki hakkı? Allah, âyetinde bunu bize bildirmektedir:

…Anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve maliki bulunduğunuz kimselere ihsan ile muamele edin, iyi davranın…” (en-Nisâ: 36)

Yakın uzak demeden istisnasız bütün komşularımıza iyilikte bulunmak, komşuluk hukukunun korunmasının ilk adımıdır. Biz komşuluk görevimizi eksiksiz olarak yaptığımızda komşularımız da en azından bize zarar vermeyecek ve mahallemizde huzur ve barış hâkim olacaktır. Elbette bazen komşular arasında bazen tatsız olaylar çıkabilir. Ama fitnenin oluşmaması için, fedakârlık gösteren, hakkından feragat eden komşular manen her zaman hem kârlı çıkacaktır.

Komşusunun eziyetlerine Allah rızası için katlanmasını bilen, komşularından hiçbir zarar görmeyeceği gibi, belki de komşuların ıslahına da yardımcı olabilir. Kâmil bir Müslüman olabilmek için, hem komşularımızın bazı ufak tefek eziyetlerine tahammül göstereceğiz, hem de onlara ihsanda bulunacağız. İhsanda bulundukça komşularımız da hatalarını anlayacak ve eziyet vermekten imtina edecektir.

Netice-i Kelâm

Gafletin ve cehaletin toplumsal planda mahallelerimize kadar sirayet etmesine seyirci kaldık. Şimdi bunun acı faturasını görüyoruz. Ev sahibi olmak için çaba sarf ettiğimiz kadar komşuluk ilişkilerine önemsemedik. Dün iyi komşu sahibi olmak için, sosyal çevremize dikkatle ve rikkatle bakardık şimdi ise lüks dairelerde veya villalarda oturmanın derdindeyiz. Merak ediyorum. Dün mü mahallelerimizde canlı komşuluk bağları vardı yoksa şimdi mi? İnsanlarımız, kendi varlıklarının manevî boyutlarının hikmetini bilmek arzusundan uzak iken yanındakine, komşusuna nasıl değer verebilir ki? Sevgi, merhameti vefa, hamiyet, mesuliyet gibi kavramların sosyal hayatımızdaki yeri nedir?

Unutulmuş kavramlar, somut olarak tutum ve davranışlarımıza da yansıyor. Umumî bir gaflet rüzgarı esiyor da esiyor. Ama bu meteorolojik bir izah değildir. Gaflet, ruhlarımızı sarmış. Manen körelmişiz. Bunu kendimizde göremediğimiz için, çevremizdeki insanları ve en yakın komşularımızı göremiyoruz. Yeniden hayırlı ve faydalı bir insan olmak istiyorsak, imanlarımızı tazelememiz gerekir. Ancak böyle gaflet perdesini yırtabilir ve başımızı içine gömdüğümüz bencillik yastığından kurtarabiliriz. Biz, mümin oldukça, faydalı bir insan ve hayırlı bir komşu da olabiliriz. Mahallemizde örnek teşkil edecek kadar iyi komşuluk atmosferi hâkim ise toplumsal yapımız da güçlü hâle gelir. Aksi takdirde komşuluk ilişkileri bozulmasıyla birlikte toplumsal yapı da tahrip olur. Bu da bir milletin çöküşü olur. Allah korusun.

Prof. Dr. Ali SEYYAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir