18 Kasım 2018 Pazar
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Trump'tan skandal karar: Kudüs resmen İsrail’in başkenti


Siyonizm’e karşı tepkisellik yerine ümmet bilincini geliştirmeliyiz

Trump'tan skandal karar: Kudüs resmen İsrail’in başkenti
Kudüs, İsrail'in başkentidir diyen Trump,şu açıklamaları yaptı: "İsrail Filistin barışı için çalışmaya devam edeceğiz. Ortadoğu barışı için elimden geleni yapacağım. İsrail Filistin çatışmasına çözüm bulunacak. İsrail'in başkenti olarak tanıyacaktı. Bu yasa kongreden büyük çoğunlukla çıkmıştı. ABD'nin büyük elçiliğini Kudüs'e taşıma kararından bertaraf ettiler. Kudüs'ün bu şekilde tanınması gecikti. Bazıları cesaretleri yok dediler. Şimdi İsrail ile Filistin arasında barış anlaşması çalışmaları var. Atılan bu adımı ABD'nin çıkarına olarak görüyorum. İsrail, bağımsız ve egemen bir devlettir. Bu şehir, başbakan ve cumhurbaşkanının evinin olduğu yerdir. Kudüs, İsrail'in başkentidir. Bundan fazlası da değildir, azı da değildir. Bu kadardır. Bu Kudüs büyükelçilik yasası ile de uyumludur."


SİYONİZME KARŞI TEPKİSELLİK YERİNE ÜMMET BİLİNCİNİ GELİŞTİRMELİYİZ

ABD’deki Siyonist lobilerin desteğini alan Trump,Kudüs’ün 3 büyük dinin merkezi olduğunu kabul ediyor ama buranın Hıristiyan-Siyonizm ittifakına bağlı bir demokrasi anlayışı ile idarenin İsrail devletine verilmesinden yana bir tavır sergiliyor. Bunu da barış için gerekli olduğunu iddia edip Kudüs'übaşkent olarak tanıdığını onaylayan belgenin altına imzasını sırıtarak atıyor.

Siyonizm’in hayallerini gerçekleştirmeye aday olan Batı dünyası, Ortadoğu sorununa çözüm getirmek maskesi altında aslında İslâm dünyasına yönelik stratejik sinsî plânlarını kendi menfaatleri doğrultusunda tedricî de olsa uygulamaktadır. Bu pragmatik açılımlarıyla küresel çapta sözde analitik düşünüyorlar. Halbuki analitik düşünce, tam anlamıyla küllî tefekkür değildir sadece rasyonel akla dayanan kısmî bir düşüncedir. Bırakınız tahrif olmuş ilahî kaynakları doğru okumayı mevcut bulguları dahî terkip edemeyen bir analitik yaklaşım, doğru teşhisler ortaya koyamaz. Kalıcı çözüm üretmek yerine barışı bile tehdit eder ve hatta dinler savaşına bile zemin hazırlar.  

İslâm Âlemi Ne Haldedir?

Batı’nın siyonist emellerine ve plânlı hamlelerine karşı İslâm âleminin tepkisi ne kadar şiddetli olursa olsun, neticede bu gaflet haliyle tepkiselliğin ötesine gidemeyecektir. Kendimizi (Türkiye’yi) ve Müslüman milletleri, Batı’nın iktisadî, ilmî, teknik, sosyo-kültürel ve askeri emperyalizmin etkilerinden uzaklaştıramadığımız ve bu alanlarda kendi orijinal varlığımızı birlikte ve bir bütünlük içinde hayata geçiremediğimiz sürece her türlü güç ve koz, yine Siyonizm’in elinde olacaktır.

Ortadoğu coğrafyası insan-tarih-din-medeniyet açısından basite indirgenemeyecek kadar girift bir alandır. Ancak bizim en zararlı alışkanlıklarımızdan birisi yılların ihmali ile kompleks (mürekkep) hâle gelmiş/getirilmiş olan ve aslen ümmetin müşterek bir sorunu olan Filistin/Kudüs meselesini, bir öncelik ve teselsül münasebeti içinde bir birliktelik içinde ele alıp bir ortak strateji geliştirmekten aciz olmamızıdır.

Çoğu despotizmle yönetilen İslâm ülkeleri, ya kendi içlerinde bir çatışma halinde ya da komşu Müslüman ülkelerle savaş halindedir. Böyle bir ortamda ümmet şuurunun zerresini bile bünyesinde barındırmayan İslâm âleminin, bırakınız küresel sorunlara halifelik (öncülük/liderlik) yapması, kendi öz meselelerine bile aktif bir şekilde çözmesi imkânsızdır. Ümmet şuuru, somut olarak varlığını göstermiş olsaydı, İslâmî tefekkür ufkuyla plânlı, programlı, akıllı ve dengeli dinamizm hamleleriyle dünyayı küresel ahlâk ve adalete davet edebilirdi. Bu davete icabet etmeyenlere de yaptırım gücünü gösterebilirdi.

Küresel çapta İslâmî dinamizm, İslâm ülkelerinin siyasî ve diplomatik arenada birlikte hareket etmeleri ile sağlanabilir. Ama korkarım emperyalist güçler, bu imkânı İslâm âlemine vermemek için, ellerinden gelen her hain plânı hayata geçirmeye uğraşacak ve bunun için de yetiştirdikleri “hiperaktif/psikopatik İslâmcı teröristlerin” kanlı eylemleriyle “radikal/fundementalist İslâmizmi” ve dolayısıyla İslamofobiyi körükleyeceklerdir.

Küresel Siyonizm Plânlarına Karşı En Büyük Zaafımız: Gaflet Hastalıklarımız

Peygamberimiz (sav), İslâm ümmetini başlarına gelebilecek altı önemli gaflet türünden zamanında uyarmış ve “Sizin için 6 şeyden korkarım” demiştir. İşte İslâm ümmeti için bir tehdit teşkil eden gaflet türleri (Ahmed bin Hanbel; Müsned; VI; 22):1. Sefihlerin idares i)i (Diktatörler gibi kötü ahlâk sahibi zalim liderlerin yönetimde olması).

2.) Hükmün satılması (Hâkimlerin rüşvet alması ve adaleti sarsmaları, dolayısıyla hukukun üstünlüğünün yerine üstünlerin hukukun geçerli olması).

3.) Kan dökülmesi (İslâm ülkelerinde veya ülkeler arası terör, savaş, toplumsal şiddet, cinnet vakıalarının vb artması).

4.) Akrabadan ziyaretin kesilmesi (Sosyal ilişkilerin ve güvenin bozulması).

5.) Kuran’ı nağme aleti yapan bir grubun ortaya çıkması. (Örn.: Kuran hükümlerinin uygulanması yerine güzel Kuran okuma müsabakaların yapılması).

6.) (Müslümanların kendi aralarındaki sorunlarını diyalog ve uzlaşma yoluyla çözmek yerine savaşı tercih edip bunun için) Polislerin (askerlerin) sayısını çoğalmak.

Velhasıl

İslâm âlemi, topyekûn bütün bu gaflet hastalıklarından kurtulmuş olsa, Siyonizm dâhil hiçbir beşerî güç İslâm dünyasına karşı düşmanca bir tavır sergileyemez. Onun için her bir İslâm ülkesi, kendi yerli ve millî gaflet saplantılarından kurtulmanın çarelerini araması elzemdir Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, “Kudüs'ün statüsü konusunda atılacak yanlış bir adım, İslâm âleminde infiale neden olacaktır” demesine rağmen vurdumduymaz Trump, bir “kowboy” edasıyla Kudüs’ü başkent ilan etmekle bu infiale sebebiyet verecektir. Ancak tepki göstermenin ötesinde daha güçlü başka enstrümanlarımız da yok değil. 13 Aralık'ta Türkiye’nin önderliğinde İstanbul’da İslâm İşbirliği Teşkilatı’nın üyeleri bir araya gelecektir. İşte burada kolektif olarak alınacak kararlar önemlidir. Her musibette bir hayır vardır. Ey Müslüman ülkeler, gelin kendi içinizdeki gaflet hastalıklarınıza bir çare arayın ve ümmet şuuruyla Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak kabul eden ülkelere karşı en azından diplomatik ilişkilerinizi hep birlikte kesin ve küresel bir güç olduğunuzu gösterin.

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/trumptan-skandal-karar-kudus-resmen-israilin-baskenti-1-2556h.html


Back To Top