18 Ağustos 2018 Cumartesi
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Türkiye’nin kalkınma ajansları ne kadar başarılıdır?


Cezayir, İzmir Kalkınma Ajansı’nın çalışmalarından yararlanacak

Yerel düzeyde sürdürülebilir kalkınma sürecinin hızlandırılması ve bölgeler arası gelişmişlik farklılıkların giderilmesi maksadıyla farklı organizasyon modelleriyle tüm Dünya’da yaygınlaşan Kalkınma Ajansları, Cezayir’in kalkınma gündemine de girdi.
Türkiye’nin kalkınma ajansları ne kadar başarılıdır?
Cezayir’de kalkınma ajanslarının kurulmasına yönelik ilk adımlar, Avrupa Birliği (AB) ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) işbirliğinde yürütülen “Cezayir Yerel Kalkınma Aktörlerinin Kapasitesinin Geliştirilmesi – CAPDEL” projesi kapsamında atılıyor.

Cezayir’deki kalkınma ajansları için, Türkiye’deki modelin uygulanması planlanırken, başarılı çalışmalarıyla örnek olarak gösterilen İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) belirlendi. Proje kapsamında Cezayir’de düzenlenen çalıştayda Türkiye’deki kalkınma ajansı modeli ve İZKA’nın faaliyetleri katılımcılara sunuldu. Çalıştaya Cezayir Bakanlıklarından üst düzey yöneticiler katılırken, İZKA uzmanları, İzmir’in sürdürülebilir kalkınmasına yönelik yaptıkları çalışmaları detaylı olarak aktardı.


TÜRKİYE’NİN KALKINMA AJANSLARI NE KADAR BAŞARILIDIR?

Kalkınma ajansları, Türkiye’nin gündemine AB üyelik sürecinde hazırlanan 2003 Yılı Katılım Ortaklığı Belgesi ile girmiştir. 2006 yılında çıkarılan 5449 sayılı kuruluş kanunu ile Türkiye’de 2 pilot kalkınma ajansı kurulmuştur. Bunlardan birisi İZKA olmuştur. Kuruluşundan günümüze kadar geçen 10 yılı aşkın süreçte, başta İzmir Bölge Planı olmak üzere çok sayıda planlama ve strateji çalıştırması gerçekleştiren, İzmir’de farklı kurumların ve kuruluşların 598 projesine 2017 yılı rakamlarıyla 312 Milyon TL destek sağlayan İZKA, başarılı çalışmalarıyla öncü Ajans olarak gösterilmektedir.

Dünya Bankasına göre bölgesel kalkınma ajansları, istihdam oluşturmak, küçük ve orta ölçekli işletmeleri (KOBİ) geliştirmek ve desteklemek, bölgenin ekonomik durumunu iyileştirmek ve fırsatlar sunmak olan, bölgesel kalkınmayı koordine edecek yerel ağları kuran, yöneten ve destekleyen organizasyonlardır. Başka bir tanımda ajanslar, sektörel veya genel kalkınma problemlerini belirleyerek, bu problemlere çözüm sağlayacak stratejiler bulan, program ve projelere destek sağlayan koordinatör ve katalizör kurumlardır.

Kuruluş kanunu ve ilgili mevzuat incelendiğinde ajansların kamuoyunda bilinen proje destekleme rolünden çok bölgede yer alan yerel yönetimlerin planlama çalışmalarına destek olma, planlama, koordinasyon, bölgeye yatırım çekme ve tek elden yatırımların takibi, kırsal kalkınmaya destek gibi görevlerin öne çıktığını söyleyebiliriz.

Kalkınma ajanslarının kuruluşu, koordinasyonu ve görevleri hakkında kanunun genel gerekçesinde, ajansların görevlerinden birisinin de “ulusal ve bölgesel düzeyde, başta istihdam ve gelir olmak üzere, ekonomik ve sosyal göstergeleri iyileştirilmek, bölgeler arası ve bölge içi gelişmişlik farklarını azaltmak ve dolayısıyla ülkenin genel refah ve istikrarına olumlu katkılar sağlamak” olduğu belirtilmiştir.

Ajansların hedeflerinden belki de en önemlisi, hizmet verdiği bölgelerde gelişmişlik farklarını ortadan kaldırmaktır. Bunu sağlamak için ajanslar başta fertlerin gelir ve istihdam imkânlarını artırmaları gerekmektedir. Bölgede gelir ve istihdam imkânlarının artırılması için, bunlara yönelik yerel sosyal politikaların geliştirilmesi elzemdir.

Kalkınma Ajanslarının Sorunları ve Çözüm Önerileri

Türkiye’de faaliyetlerine devam eden 26 kalkınma ajansının her biri ne yazık ki İZKA kadar başarılı değildir. Buna bağlı olarak kalkınma ajanslarının sektörlerin/bölgelerin kalkınmasında, istihdam oluşturmada ve üretimde daha etkin olabilmeleri için, mevcut sorunları tespit ettikten sonra yeni çözüm önerileri sunma ihtiyacı duymaktayım:

1.) Kalkınma Ajansları, Türkiye'nin her bölgesinde aynı maksatla kurulduğu halde geri kalmış bölgelerimizle gelişmiş bölgelerimizde aynı şekilde ve benzer bütçe ile hizmet vermektedir. Ancak bu yapısıyla bölgeler arası farkı azaltma hedefinden çok uzak kalmaktadır. Dolayısıyla gelişmekte olan bölgelere kalkınma ajansları üzerinden daha fazla bütçe ayrılmalıdır.

2.) Her bölgenin kendine has sosyo-ekonomik gelişme alanları/imkânları bulunmakta iken 11-12 yıllık kalkınma ajansı serüveninde gerçekleştirilen faaliyetlerin çoğunun birbirinin kopyası olduğunu söyleyebiliriz. O halde bölgesel kalkınmaya katkı sağlayabilecek ve yerel dinamikleri dikkate alan daha etkin ve orijinal projelere destek verilmelidir.

3.) Yapısal olarak esnek, hızlı hareket etmesi için kurulan kalkınma ajansları, özel sektör zihniyeti ile çalışacak bir projeksiyona sahip idi. Fakat yapılan bir değişikle ajanslar, Sayıştay denetimine alındı. Böylece kalkınma ajansları, bir devlet kurumu haline getirildi. Dolayısıyla denetim mantalitesi, girişimcilik ruhuna zarar vermemeli ve etkin projelerin hayata geçirilmesinin önünde engel olmamalıdır.

4.) Kalkınma ajanslarının yönetim kurulu başkanlığı, sırası ile bölge valiler arasında birer yıllığına yapılmaktadır. Vali'nin başkanlığında oluşan yönetim kurullarında otomatik olarak onun sözü dışında bir söz söylenememektedir. Esnek, hızlı, özel sektörün emrinde olması gereken ajans, vali başkanlığında diğer il müdürlüklerinden farksız bir şekilde hantal bürokrasiye takılmaktadır. Halbuki birçok ülkede kalkınma ajansları, şirket yönetim anlayışı ile hizmet etmektedir. Dolayısıyla ajansların yönetim kurulunda piyasayı/işletme dünyasını iyi bilen ve özgürce düşüncelerini ifade edebilen iş adamlarının da bulunması elzemdir.

5.) Kalkınma ajansları ve KOSGEB son yıllarda benzer projelere benzer bir şekilde destek vermeye başlamıştır. Böylece zaman/kaynak/personel israfı da ortaya çıkmaya başlamıştır. Şu anda kalkınma ajansları, Kalkınma Bakanlığı’na, KOSGEB ise Bilim ve Teknoloji Bakanlığı’na bağlı olarak çalışmaktadır. Dolayısıyla ajansların çalışma alanlarının/hedeflerinin ayrılması ve(ya) aralarında bir koordinasyonun sağlanması gerekmektedir.

6.) Kalkınma ajanslarında personel politikası açısından hızlı bir sirkülasyon olduğu gibi bazen de alanında uzman olmayan ehliyetsiz kişiler de tayin edilmektedir. Dolayısıyla alanında uzman olan başarılı personelin görevden alınmasına ve hizmetlerinin yeni atamalarla engellenmesine son verilmelidir.

7.) Kalkınma ajanslarının en önemli görevlerinden bir tanesi de bölge planlarını hazırlamak ve uygulanmasını sağlamaktır. Fakat şu anda bölge planlarının hemen hepsi askıya alınmıştır. Çünkü bu planların ajanslar tarafından hangi zaman diliminde nasıl uygulanması gerektiği hususunda herhangi bir yaptırım bulunmamaktadır. Bu belirsizlik de ajansların etkinliğini azaltmaktadır. Dolayısıyla hazırlanan bölge planlarının uygulanmasına yönelik süreci hızlandıran mekanizmalar geliştirilmelidir.

8.) Ajansların projelere sağladığı malî destekler, son yıllarda özel sektör desteklerinden kamu desteklerine doğru kaymaktadır. Bunun sebebi, valilerin ajansları özel idare bütçesi gibi görmeye başlayarak, akıllarından geçen her projeyi bu şekilde gerçekleştirmek istemelerine bağlanabilir. Hâl böyle olunca istihdam ve üretim için verilmesi gereken hibeler, fantastik projelere kaymaya başlamıştır. Dolayısıyla kalkınma ajansları, özerk bir statüye kavuşturulmalı ve istihdam/verimlilik/üretkenlik alanında uzman olan ehil bir ekip tarafından idare edilmelidir.

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/turkiyenin-kalkinma-ajanslari-ne-kadar-basarilidir-14-3991h.html


Back To Top