21 Eylül 2018 Cuma
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Üniversitede silahlı saldırı sonucunda dört kişi öldürüldü


FETÖ ile mücadele kanlı cadı avcılığına dönüştü

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Eğitim Fakültesi'nde araştırma görevlisi olan Volkan Bayar, henüz belirlenemeyen nedenle, fakülte binasının 3. katında Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. ÜyesiMikail Yalçın,Fakülte Sekreteri Fatih Özmutlu, araştırma görevlisi Yasir Armağanile Dr. Öğr. ÜyesiSerdar Çağlak'ı silahla öldürdü, 3 kişiyi yaraladı. Saldırgan, yakalanarak gözaltına alındı ve sorgulanmak üzere Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Eskişehir Valisi Özdemir Çakacak, olayın faili araştırma görevlisi Volkan B'nin emniyetteki ilk ön ifadesini şu şekilde paylaştı.
Üniversitede silahlı saldırı sonucunda dört kişi öldürüldü
“Kendisi ve eşi sözlü ve fiili saldırıda bulunduğu iddiasıyla Yasir Armağantarafından şikâyet edilmiş. Bunun ardından ESOGÜ Rektörlüğü tarafından hakkında idari soruşturma açılmış. Yürüyen soruşturmada, soruşturmacı, bunların savunmasını almak üzere yazı yazıyor ve '19 Nisan'da şu odada bulunup savunmanızı vermenizi rica ederim.' diyor. Bugün bu zarf eline geçince eşini de çağırıyor, zarfı okuyor. Zarfı okuduktan sonra sinirlendiğini, aşağıdaki otoparkta bulunan aracına inerek bulundurma ruhsatlı silahını alarak önce Yasir Armağan'ın odasına girerek ateş ettiğini, daha sonra da diğer odalara girerek olayı işlediğini ifade etmiş. Olay çok farklı yönlere çekilmek isteniyor. Başsavcılığımız olaya el koydu. Üç cumhuriyet savcısı görevlendirildi. Olay tüm detaylarıyla ayrıntılı şekilde inceleniyor.”


FETÖ İLE MÜCADELE KANLI CADI AVCILIĞINA DÖNÜŞTÜ

Melun 15 Temmuz darbe teşebbüsünden hemen sonra üniversitelerimizde görevli öğretim elemanları arasında korkunç bir güvensizlik ortamı hâkim olmaya başlamıştır. Devletin en üst tepedeki yetkili ve etkili yöneticileri, FETÖ ile mücadelede hükümete yardımcı olunması maksadıyla vatandaşlardan FETO’cü olduğunu düşündüğü şüpheliler hakkında ihbarda bulunmalarını açıkça istemelerinden sonra özellikle üniversitelerimizde başta rektör ve dekanlar olmak üzere şüpheli buldukları öğretim elemanlarının açığa alınmalarına ve(ya) ihraç edilmelerine sebebiyet vermiştir. İlk aylarda isimsiz ihbarlar dahî savcılıklarca dikkate alınmış ve birçok akademisyen delil olmadığı halde tutuklu olarak yargılanmıştır.

İşte ESOGÜ’de yaşanan katliam, aslında hemen herkesin herkesi FETÖ’cülükle suçladığı gergin bir ortamın acı bir dışavurum örneğinin kanlı bilançosudur. ESOGÜ Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Aypay’ın olay sonrası yaptığı heyecanlı açıklamaları, cadı avcılığın bir üniversiteyi/toplumu ne hâllere soktuğunu bariz bir şekilde göstermektedir:

“Saldırgan beni de aramış, bulamamış. 5. cenaze olarak sıraya dizeceği kişi ben olacaktım. Onun hakkında adliyeye suç duyurusunda bulunmuştum. Hakkımızdaki iftiraları ve FETÖ'cü hakaretleri dolayısıyla savcılık ifadeye çağırmıştı, oradaydım hasbelkader yoksa bugün ben de 5. cenazeydim…Bu saldırgan yüzünden benim eşim ihraç oldu ve beraat etti. 'Hiçbir alakası yoktur.' diye bütün hocalar beraat etti ama bu kişiye hiçbir işlem yapılmadı. Biz herkese söyledik, emniyete verdik dilekçelerimizi, üniversiteye, rektörlüğe defalarca dilekçe verdik, hiçbir işlem yapmadılar. Rektörlük korudu. Rektörlük, Volkan Bayar hakkında dilekçelerimiz sisteme girmemesi için memurlara talimat verdiler. Kavga dövüş işleme soktuk dilekçeleri. Soktuk da ne oldu? Hiçbirine yanıt alamadık…Volkan Bayar’ın gerçek bir FETÖ’cü olduğunu, her ifadesinde ortaya koyduğunu kimse görmedi. Mahkeme beraat verdi. Volkan’ı korudular. Rektörlük hakkında suç duyurusunda bulunacağım…Bugün göz göre göre bu olay yaşanmıştır. Bugün göz göre göre hocalarımız canlarından olmuştur yani adalet geç kalmamalı, bu iş zamanında yapılmalı, bugün çileden çıkaran olay budur.”

Saldırgan, üniversitede görevli birçok kişi hakkında FETÖ’cü olduğu gerekçesiyle iftirada bulunmuş ve buna bağlı olarak birçok öğretim elemanı mağdur etmiştir. Saldırganın pek çok kişiyi şikâyet ettiğini teyit eden dekan Prof. Dr. Cemil Yücel’e göre saldırganın aklî dengesi yerinde değildir. Ne var ki zanlı, saldırı gününe kadar görevin başında olduğu gibi 2016 tarihinden beri tabanca bulundurma ruhsatına da sahip. ESOGÜ rektörü Prof. Dr. Hasan Gönen de zanlınınFETÖ ile ilgili başkalarına suçlamada bulunmuş olduğunu kabul etmekte, hedefinde büyük bir ihtimalle mağdurlardan gelen şikâyetler üzerine hakkında soruşturma açan dekanın olduğunu, dekanı bulamayınca cinnet geçirmiş olabileceğini belirtmektedir.

Velhâsıl-ı Kelâm

FETÖ ile mücadele sürecinde genelde adalet ve hukuk kurallarına riayet edilmediği için, art niyetli kişilerin asılsız ihbarları yüzünden üniversitelerimizde birçok akademisyen şu veya bu şekilde mağdur edilmiştir. OHAL kapsamında yavaş işleyen hukuk sisteminde mağdurların hak arama mücadeleleri deveyi hendek atlatmaktan daha zor hâle geldi. Bu arada aynı kurumda ihbar edenlerle mağdur edilenler arasında ortaya çıkan kırgınlıklar, tartışmalar ve karşılıklı suçlamalar, kolaylıkla husumete, kin ve öfkeye ve haberde de görüldüğü üzere ne yazık ki kanlı hesaplaşmalara da dönüşebilmektedir.

Hukuken muğlak olan ‘FETÖ ile iltisak(lı)’ kavramıyla hemen herkesin şüpheli konuma düşebileceği bir ortamda ortalıkta müfterilerin ve teziviratçıların cirit atması kaçınılmazdır. Hak ve hukukun tam olarak işlemediği böyle güvensiz bir ortamda her zaman ve her yerde su-i zan çanları çalmaya başlar. Üzerinde hiçbir ciddî suç unsuru olmayan insanların şüphelilikle töhmet altına alındığı bir toplumda sosyal barış, bereket ve millî birlik olmaz. Halbuki Allah, su-i zandan bizleri sakındırmaktadır:

“Ey iman edenler, zandan çokça sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır.” (el-Hucurat: 12).

Üniversitelerimizde ilmin yerine ayak kaydırmalar, adam kayırmacılık ve su-i zannın zirve yapması hâlinde şeytanın da boş durması beklenemez. Kan akıtılması, aysberginin görünen yüzü olması hasebiyle sadece bir sonuçtur. Ümit edelim ki yetkililer, daha önce de işaret ettiğim gibi, FETÖ ile mücadelede yapılan temel hataları görür (1) ve üniversitelerimizde akademik barış ve huzurun yeniden tesisine yönelik gerekli hukukî tedbirleri alır. Bu vesile ile hayatlarını kaybetmiş meslektaşlarıma Allah’tan rahmet ve mağfiret diliyor, acılı ailelerine de yine C. Hak’tan sabr-ı cemil niyaz ediyorum.

(1):http://www.mirathaber.com/prof-dr-ali-seyyar-tarihte-haricilikle-mucadelede-yapilan-yanlisliklardan-ders-alabildik-mi-84-3676y.html

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/universitede-silahli-saldiri-sonucunda-dort-kisi-olduruldu-7-3750h.html


Back To Top