All for Joomla The Word of Web Design

Yeni Zelanda Katliamının 25 Yıllık Hazırlığı

Yeni Zelanda’da iki camide düzenlenen ilk sayılara göre 49 ölüm ve o düzeyde yaralıyla sonuçlanan İslam düşmanı vahşi saldırı yeni bir gelişme değil. Çeyrek asırdır devam eden, artık alıştığımız, kanıksadığımız, unuttuğumuz bir tekrar.

1994 yılında Filistin’in Eriha şehrinde Baruch Goldstein adlı İsrailli yerleşimci Müslümanların İbrahim el Halil camiinde sabah namazı kılarken otomatik tüfekle cemaate ateş açmış, 30 kişiyi katletmiş, 100 kişiyi yaralamıştı. Kaçamadan cemaatten canlı kalanlara yakalanmıştı. Bugün yerleşim yerinde bir heykeli yükseliyor. Cani ruhlu insanlar buraya gelip ‘hacı’ oluyorlar.

Yeni Zelanda’daki saldırı bunun bir kopyası da olsa iki ek özelliğe sahip.

Birincisi bütün dünyada yayılan Müslüman düşmanı propaganda. İnternette çok yaygın ve hakim bu propaganda, tamamen ortamı ele geçirmiş durumda. Eskiden Yahudi karşıtı olan Batılı ırkçılar bugün Müslüman karşıtı oldular. Bunda İsrail ve Yahudi lobisinin etkisi ve doğrudan finansmanı önemli yer tutuyor.

İkincisi de Norveç’te Anders Bervik’in planlı katliamları. Bunlar iki farklı mekanda ve uzun süren planlama sonucu oluşan Baruch Goldstein tipi saldırının daha gelişkin ve kanlı sürümü. Uzun süren bir Türk ve Müslüman tarihi çalışması, sonunda bir siyasi manifestonun yayını da Bervik tipi modelin unsurları. Yeni Zelanda’daki saldırı bu modelde.

Bunlar neden oluyor? Neden diğerlerine değil de Müslümanlara yönelik.

Birincisi propaganda savaşında Internet’te, medyada, uluslararası siyasette ezici mağlubuz. Örneğin milyonlarca Müslüman Balkanlarda soykırıma uğramışken sözde Ermeni Soykırımı adeta bir bilinsel gerçek olarak ilan edildi. Yani ümmet olarak meydanı boş bıraktık ve sindik. Forumlarda, gruplarda, sosyal medyada hakim söylem İslam düşmanı.

Ikincisi ve daha önemlisi, çok zayıf ve akılsızız, birleşmiyor, bölünüyoruz. Batılılar güce taparlar. Zayıf görünce saldırırlar. Zayıfı ezmek doğaldır Batılı ruhunda. Dünyada her dört kişiden biri Müslüman ama en zayıfı, kanı en ucuz olanı. İslam birliği için çalışmak yerine evimizin mobilyaları, düğünde komşu çatlatmak, Alman araba almak için yaşıyoruz. Akılsızları, kurnazları baş tacı yapıyoruz. Bir milyar sekizyüz milyonu birleştirmenin, dünyanın en büyük ordusunun oluşturmanın caydırıcılığını anlamıyoruz. Buna çabalayan varsa köstekliyoruz.

O kadar zayıfız ki kısa süre önce kadın bakanımız Rotterdam’da yaka paça gözaltına alındı, arabaya bindirildi. Seyrettik. Unuttuk. Hollanda, Alman, İsviçre malı almaya devam ediyoruz.

Bir yandan beyni yıkanmış bir yandan da zayıflığı gören Batıdaki bu münferit deliler cesaretleniyor ve ucuz Müslüman kanı içmeye karar veriyor. Biz de “adaletin bu mu” gibi saçma sapan mırıldanmalarla geçiyoruz. 50 Müslüman devlet oturup bir deklerasyon yazamıyor. Çünkü başlarında hainler var.

Haftaya bu katliamı Müslümanlar unutacak ama İslam düşmanı Batılılar tekrarlamak ve Müslümanları yok etmek için hazırlanmaya devam edecek. Biz de hangi varaklı mobilya daha zengin gösterir konusuna geri döneceğiz.

Faik Emre ÖZDEMİR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir