All for Joomla The Word of Web Design

“Yoga”lı Milli Eğitim, Daha da Neler?

İsmine bakarsanız “Milli Eğitim.” Yani “Eğitim”, “Terbiye” demek olunca, terbiyesini milli değerler doğrultusunda yapan teşkilat demektir. İyi de “Milli değerleri esas alan” bir eğitim teşkilatının, millilikle bir milim bile ilgisi olmayan, uzak doğu ve Hint dinlerinin ritüeli olan yogaya, resmi-özel tüm okullarda, “çocuklarda konsantrasyonu artırmak için” izin verilmiş olması, Müslüman mahallesinde salyangoz satmanın tâ kendisi değil mi?

Bu konuda basında çıkan habere göre: “Yoga eğitimi alarak bu konuda uzmanlaşan ünlü sunucu Ece Vahapoğlu, Milli Eğitim Bakanlığı’na başvurarak 2018-2019 eğitim öğretim yılında, Türkiye geneli resmi-özel tüm anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise ve dengi okul öğrencilerine yönelik, öğrencilere kendilerinin farkında olmalarını sağlamak, çocuklarda konsantrasyonu artırmak; arkadaşlığı, paylaşmayı ve sosyalliği artırmak, pedagojik oyun anlatımıyla yoga nefes egzersizleri yaptırmak amacıyla ücretsiz “Ece Vahapoğlu ile Çocuk Yogası” etkinliği düzenleme talebinde bulundu. Talebi değerlendiren Milli Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü yoga etkinliğine izin verdi. Bakanlık Türkiye’deki tüm okullara yazı yollayarak bunu duyurdu.”

Maalesef bu haberi bakanlık yetkilileri doğrulamıştır.

Hâlbuki gayri Müslimlerin dini bayramlarını kutlamak, onların dinî sembollerini kullanmak, onların ibadet saydığı eylemleri yapmakibadette benzeşmedir” ki, bu bizi onlardan kılar.

Bu bir aşağılık kompleksidir. İbn-i Haldun’un; “Mağluplar, gâlipleri taklit etme psikolojisi yaşarlar” dediği gibi, bugün dünyada yaşayan egemen kültürler, diğer mağlup kültürleri yozlaştırmaktadır. Yoga yapmanın, dinî değil kültürel olduğunu varsaysak bile, bunları birer kültürel yozlaşma olarak kabul etmek durumundayız. Fakat yoga o kadar da masum değildir. Kültürel olmaktan öte dinîdir. Diyanet İşleri Başkanlığımızın bu konudaki fetvası da şöyledir:

“Yoga, Hinduizm ve Budizm’de kişiye birtakım ilâhî bilgiler ve yetenekler kazandırarak, onun arınmasına ve hakikate ulaşmasına aracı olması amacıyla uygulanan bir yöntemdir. Son yıllarda ülkemizde bedensel egzersiz ve psikolojik terapi faaliyetleri görünümünde yaygınlaşan yoga merkezlerinin önemli bir kısmı kendilerini bu dinlerden ayrıştırarak bağımsız yoga uygulayıcısı oldukları söylemiyle faaliyet göstermektedirler. Ancak yoganın dinî bir yönünün bulunmadığı ve zihinsel arınmayı amaçlayan alıştırmalar olduğu söylemi tam olarak gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü Hint dinlerinde yoga, dinî bir uygulama olarak varlığını sürdürmektedir. (“Brahmanizm”, DİA, VI, 331). Buna göre bir Müslümanın, başka bir dinin inanç ve ibadetlerine dayandığını bilerek, yoga yapması uygun değildir.” (Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı)

‎Rasûlullah (sav), yapılan yanlışlar ve kötülüklere karşı seyirci kalmamamız için şunları buyurmuşlardır: “Canımı kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, ya iyilikleri emreder ve kötülüklerden nehyedersiniz, ya da Allah kendi katından yakın zamanda üzerinize bir azap gönderir. Sonra Allah’a yalvarıp dua edersiniz, fakat duanız kabul edilmez.” (Tirmizî, Fiten, 9/2169)

Yapabilme ve engel olabilme durumunda olmalarına rağmen, gözleri önünde açıkça işlenen günahlara göz yumdukları ve bunlara hiçbir hoşnutsuzluk tepkisi göstermedikleri sürece, günahkârların günahı yüzünden Allah bütün bir toplumu cezalandırır. İnsan topluluğu böyle bir duruma düştüğü zaman Allah, suçlularla beraber bunlara göz yumarak, müsamaha gösterenleri de aynı muameleye tâbi tutar.” (Ahmed, Müsned, IV/192).

Rasûlüllah (sav), sınır tanıyanlarla, sınır tanımayanların akıbetini, bir gemide yolculuk yapanlara benzeterek şöyle buyuruyor: “Allah’ın hudutlarına riayet edenlerle bu hususta ihmalkâr davranan kimselerin durumu; bindikleri geminin alt ve üst katlarını paylaşmak üzere kur’a çeken bir gurup insanın durumuna benzer. Kur’a neticesinde bir kısmı aşağıya, bir kısmı yukarıya yerleşirler. Aşağıdakiler su ihtiyaçlarını karşılamak üzere yukarıya çıkmak zorundadır ve bu esnada oradakilerin üzerine su sıçratarak onları rahatsız etmektedirler. Bundan kurtulmak için aşağıdakilerden biri eline bir balta alarak geminin dibini delmeye başlar. Yukarıdakiler gelip sorarlar: “Hayrola, ne oluyor?” Onlar: “Su alırken size eziyet ediyoruz. Suya da ihtiyacımız var” diye cevap verir. Şayet yukarıdakiler buna engel olurlarsa kendileri de kurtulurlar, onları da kurtarırlar. Yok, seyirci kalırlarsa kendileri de, onlar da hepsi birden boğulurlar.” (Buhârî, Şehâdât, 30; Tirmîzî, Fiten, 12).

Efendiler! İşte Rasulullah’ın (sav) bu talimatlarıyla bize yüklediği sorumluluğa istinaden avazımız çıktığı kadar haykırıyor ve diyoruz ki; “Titreyin ve kendinize gelin! Size emanet ettiğimiz çocuklarımıza salyangoz satmayın.Bir taraftan dindar nesil yetiştirmek için bütün liselere Kur’an-ı Kerim ve Siyer-i Nebi dersleri korken, öbür taraftan bâtıl bir dinin ibadet şekli olan yogaya yer vermenizi nasıl izah edersiniz? Adama Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!demezler mi?

Hani anlatılır ya, kilisenin çanına bir kuş konmuş ve çana pislemiş. Bunu gören papaz da “Ey kuş! Hıristiyan kuşu musun, Müslüman kuşu mu? Hıristiyan kuşu isen çana niye pisledin? Müslüman kuşu isen kilisede işin ne?

Artık biz de “BİZ” olalım. Hindû kuşu olmaya özenmeyelim. Dinî ve kültürel olarak yozlaşıp milli kimliğimizden uzaklaşarak şahsiyet kazanacağımızı sanıyorsak yanılıyoruz. Bu bir eziklik halidir.

 Onun için başta, Müslümanlığındaki samimiyetinden zerre kadar şüphemiz olmayan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere milli değerlere bağlı tüm yetkililerden olaya el atmalarını bekliyoruz.  

Musab SEYİTHAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir