16 Kasım 2018 Cuma
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Yoksullara sahip çıkmak devletimizin varlık ve beka sebebidir


Makam odasına ayakkabılarını çıkarıp giren yoksulumuz iftiharımız ve de utancımız olmalıdır

Kırıkkale'de, Hüsne Keser (82), kömür yardımı talebini iletmek için girdiği Vali Yardımcısı Ayhan Özkan'ın makamında,'halı kirlenmesin' diye ayakkabılarını odaya girişte çıkardı.
Yoksullara sahip çıkmak devletimizin varlık ve beka sebebidir
Hüsne Keser, kışın evinde yakacak olarak kullanmak için kömür yardımı talebini iletmek üzere Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'ndan sorumlu Vali Yarıdmcısı Ayhan Özkan'ın makamına gitti. Odaya giren Hüsne Keser, ortada bulunan halının kirlenmemesi için, ayakkabılarını çıkarmak istedi. Keser, Vali Yardımcısı Özkan'ın ısrarlarına rağmen ayakkabılarını odanın girişinde çıkarıp, çoraplarıyla halıya basarak koltuğa oturdu. Vali Yardımcısı Özkan, kömür yardımı talebinde bulunan Hüsne Keser'e, yardımcı olacakları sözünü verdi. Keser, ardından ayakkabılarını tekrar giyip odadan çıkarak evine gitti.


HANGİ YOKSUL VATANDAŞLARIMIZ DEVLETTEN ÇEKİNİR?

Bundan birkaç yıl önce bir ilçemizin yoksulluk haritasını çıkartabilmek için, Kaymakam Beyle bir ön görüşme yapmıştım. Kendisine yoksul vatandaşların ihtiyaçlarının nasıl tespit edildiğini sormuştum. O da bana muhtaçların Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'na gelip ilgili memurlara durumlarını arz ettiklerini ve bunun üzerine ihtiyaç sahibi olup olmadıklarına yönelik sosyal araştırma yaptıklarını söylemişti. Kendisine bunun üzerine yörede muhtaç oldukları halde belki de çekindikleri için, devletin kapısına kadar gelmeyen yoksul vatandaşların da olup olmadığını sorunca “Olabilir, ama bize gelmezlerse bu kesime nasıl ulaşabiliriz ki?” demişti. Ben de kendisine daha sonra bir sosyal proje olarak gerçekleştirilmiş olan bütün haneleri için alan bir “Yoksulluk Araştırması”nın yapılmasını önermiştim. Böylece yardım isteyenlerin yanında isteyemeyen bütün yoksul vatandaşlar, tespit edilebilmiş ve istisnasız bütün yoksullar, kamusal sosyal yardım kapsamına alınabilmişti.

Kendilerini Gizleyen Sessiz ve Utangaç Yoksullar: Miskinler

Şunu baştan doğru tespit etmekte fayda vardır. Biz bu yazımızda miskinlere halk arasında uyuşuk, tembel ve(ya) hiçbir işe yaramaz zavallılar gibi anlamlar yüklemekten imtina ediyoruz. Çünkü Kuran-ı Kerim, ayrı bir isimlendirme ile de olsa yoksulların yanında miskinleri de zekât kapsamına almıştır. Dolayısıyla miskinler de yoksul kesime mensup insanlardır. Ancak İslâm âlimleri, klâsik eserlerinde yoksulların ve miskinlerin daha çok maddî yetersizliklerinin boyutu/derecesi üzerinde durmuş ve kıyaslama yaparken, farklı sonuçlara varmıştır. Kimilerine göre yoksullar daha çok muhtaç sahibidir, diğerlerine göre ise miskinler yoksullara göre daha fakirdir.

Kanaatimizce aralarındaki farkı, daha çok şahsî özelliklerinde aramak gerekir. Miskinler, diğer bildiğimiz yoksullardan farklı olarak hakları oldukları halde şahsî özelliklerinin bir tezahürü olarak (utanma duygusu, özveri, vakarlık, mahcubiyet vb.) ne devletten, ne de başka kişilerden yardım ister, dilencilik ise asla yapmaz. Bu yönleriyle miskinler, gizli veya sessiz yoksullar olarak bilinen nevi şahsına münhasır muhtaç insanlardır. Arapça miskin kelimesinden türemiş olan “sükûnet” de zaten sessizlik demektir. Peygamberimizin (sav) miskinler hakkında yapmış olduğu tanım da bu kavramsal/anlamsal çerçeveye uyduğunu söyleyebiliriz:

“Kendini bir-iki hurmanın, bir-iki lokmanın geri çevirdiği dilenen bir insan değildir. Miskin, ihtiyaç içerisinde bulunduğu halde istemeyen, durumu halk tarafından bilinmediği için, yardım edilmeyen, iffet ve nezâfet (temizlik) sahibi mümindir.” (Riyâzü's-Sâlihin; I: 309).

Miskinlere En Az Bürokratik İşlemelerle Yardım Etmek Farzdır

Yardım talep etmedikleri için, bu kesimi tamamen kendi hallerine bırakmak, gerek İslâmî duyarlılık, gerekse sosyal devlet ilkeleri açısından kabul edilemez. Nitekim fakirlere yardım edilmesini emreden aşağıdaki iki âyet, açıkça ve dolaylı olarak miskinleri de içine almaktadır:

“Yakınına, miskine, yolcuya hakkını ver.” (El-İsra: 26).

 “Verin o fakirlere ki, Allah yolunda kapanmışlardır. Şuraya buraya dolaşmazlar. İstemekten çekindikleri için, bilmeyen onları zengin zanneder. Onları simalarından tanırsın, halkı bizar etmezler (usandırmazlar).” (El-Bakara: 273.).

Kamusal sosyal sorumluluk kapsamında bir yardım sisteminin tesisini emreden ilgili âyetler, özellikle miskinler konusunda bilinen klâsik sosyal yardım yöntemlerinin dışında daha hassas düzenlemelerin uygulanmasını öngördüğünü düşünüyorum. Bu bağlamda (sivil veya kamusal) sosyal yardım kaynakları, sadece yoksulluklarından dolayı devlet kapısını çalanlar için değil, yoksulluklarına rağmen özel şahsî hasletlerinden (edeplerinden) dolayı hiçbir şey isteyemeyen sessiz yoksullara da ayrılması zaruridir. Bununla birlikte sosyal yardım sürecinde miskinlerin onurlarının kırılmamasına özenle dikkat edilmelidir. Bu bağlamda bu kesime yönelik yardımlar da en az bürokratik işlemlerle sessizce ve gizlice yapılmalıdır.

Ahir Kelam

Mezkur haberde ismi geçen Hüsne Keser teyzemiz, büyük bir ihtimalle yoksulluğun görünmeyen yüzü olarak çekine çekine Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'na giderek, ilk defa yoksulluğunu ifşa etmiş olmalıdır. Buradaki memur, kendisine her nedense yardım yapılamayacağını ve isterse şikâyetini ilgili vali yardımcısına iletebileceğini söylemiş olacak ki teyzemiz bu sefer sıkıla sıkıla vali yardımcısının güzel donanımlı çalışma odasına kadar çıkmış ve devletin halısını kirletmemek hassasiyetiyle ayakkabılarını çıkarma ihtiyacı duymuş. Sağ olsun vali yardımcımız, kapısına kadar gelen teyzemizi boş geri çevirmemiş ve kömür yardımının yapılacağının sözünü vermiş. Peki devlet dairelerinin süslü makam odalarına kadar gitme cesaretini gösteremeyen diğer miskinlerin durumu ne olacak?

Velhasıl sessiz ve gizli yoksulları korumaya yönelik sosyal tedbirlerin önündeki en can alıcı sorunların/engellerin başında kamusal sosyal yardımlardan birinci derecede sorumlu olan yöneticilerimizin dahî (Sosyal) İslâm’ın anladığı anlamda “miskin” kavramını hiç bilmedikleri gelir.Yanılıyorsam en azından bu özel kavramı bilip de bunun gereğini layıkıyla yapan şuurlu ve sosyal duyarlı yöneticilerimizden şimdiden özür dilerim.

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/yoksullara-sahip-cikmak-devletimizin-varlik-ve-beka-sebebidir-8-2354h.html


Back To Top