17 Ocak 2018 Çarşamba
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bütçemiz borç bütçedir

Maalesef dayanışmada övgüde, hasetlikte sövgüde sınır tanımıyoruz. Bu tespitimizin dışında kalarak olumlu sonuç doğuracağına inandığımız 2018 Genel bütçe ile ilgili, özlü ve yapıcı bir değerlendirme yapacağız.

Kabul edilen bütçe görüşmelerinde sayın Başbakan Binali Yıldırım 2018 yılında Türkiye ekonomisinde nitelikli istihdam oluşturan yatırım ve ihracata dayalı büyümeyi sürdüreceklerini kaydederek “Onaylamış olduğunuz 2018 yılı bütçemiz, ülkemizin kalkınma hedeflerine ulaşmasında önemli bir kilometre taşı olacaktır” dedi.

2018 Bütçesi 762,8 milyar olarak açıklandı. Bütçe zararı ise 65,9 milyar olarak tespit edildi. Yani bürokrasi eli ile uygulanan politikalar, paradigma/değersayım anlayışı, bizim kesin olarak zarar etmemizin göstergesi bir bütçe oluşturdu. Yazıyı sonuna kadar okuduğunuzda bu eleştirimizin çok da acımasız olmadığını göreeceksiniz. Bunun aksini ancak denk bir bütçe ve bütçe fazlası verildiğinde söyleyebiliriz.

Bütçe’de 2018’de Faizcilere ödenecek miktar 71,7 milyar iken yatırımlara ayrılan para 68.8 milyar dır. Sayın Başbakanın bütçe görüşmelerinde “yatırıma dayalı bütçe” tabiri maalesef faize dayanan kısmını es geçmiştir.

Yapılan yatırımların da borç bir para kredi sistemi ile yapıldığını dikkate aldığımızda, olayın vahameti çok daha net biçimde ortaya çıkıyor.

Elbette bütçedeki paylar eleştirilebilir. Hükumet mevcut konjonktürsel durumu dikkate alarak böyle bir planlama ile bütçeyi oluşturmuş olabilir. Bizim dikkatleri çekmek istediğimiz bambaşka bir noktadır.

Şimdi ben desem ki, 80 milyonluk bir milletin bütçesini oluştururken, bunu tamamen borç olarak oluşturuyoruz, ancak borçlanarak bu bütçeyi oluşturabiliyoruz desem, çoğu okuyucu “ canım o kadarda değil, bütçede borçlanma kalemleri belli, gelir gider belli. Siz nasıl olur da gelire gidere borç dersiniz? “ diyebilir.

Resulullah “ zorlaştırmayınız kolaylaştırınız” der. Bende bu prensipten hareketle olayı çok basit ifade edeceğim.

1.Sizin bankada olan paranızı, bankadan borç olarak alıp bir de bankaya faiz öder misiniz? Ödemezsiniz. Çünkü para sizindir. Sizin olan bir şeye neden faiz ödeyesiniz ki?

2.Devlet bu paraya bütçeden niye faiz ödüyor? Bunun tek bir açıklaması olabilir değil mi?İ

O da para devletin değildir, onun için devlet bu faizi tıpış tıpış ödemek için bütçeye koyuyor. Koyuyor koymasına ama bunu vergi ensturmanı ile millete ödetiyor. Kamu gücünü de kullanarak yasalarla zorla senden alıyor, götürüyor faizciye veriyor.

3.Peki senden aldığı para senin mi? Hayır, o da senin değil. Sende onu elde etmek için borçlanıyorsun. İş öyle sistemleşiyor ki bütün toplum devletine ve kendisine ait olmayan bir parayı elde etmek için; çalışıyor, üretiyor, onun karşılığında bütün mal ve hizmetlerini götürüp taktim ediyorlar. Karşılığında da o kağıtları alıyor, yaşamını sürdürmek için o kağıtları kullanıyorlar. Ama bu devletin ve milletin olmayan paraya, geçerlilik gücünü kamusal olarak bizim adımıza seçtiğimiz irade veriyor.

 Sonra bütçe yapma yetkisi verdiğimiz hükumetimiz bizim adımıza mal ve hizmetleri düzenlemek için parasal tanımlama diyeceğimiz bütçeyi yapıyor.

Sonra devletimizle beraber hepimiz, oturtulmuş para kredi sistem ile bu paranın sahibine sürekli faiz ödüyoruz. Ne güzel değil mi?!

Şimdi kavrayabilirdiniz mi meseleyi?

4.Merkezi bütçenin oluşturulması faizli üretilen bir para iledir. Yani bütçe Amerikan Doları ile yapılmıyor değil mi? Devlet tüm işlerini ödemelerini, piyasaya çıkarken faizi şart koşulmuş bu faizli para ile yapıyor. Bütçe içindeki kalemler vasıtasıyla parayı dağıttığı toplumda, bu faizli para ile mal ve hizmetlerini üretiyor.Bu mal ve hizmetler faizli üretilmiş ve piyasadaki kısıt tutulan kağıtların karşılığı olarak kabul ettiriliyor.

Bu para her mal ve hizmet için karşılık olarak piyasada döndüğünde, her işlemden paranın sahibine faiz aktarıyoruz. İşlemlerin güncel hayatta çok çeşitliliği ve birbirinden bağımsız konularla olması, paradaki bu gerçeğin görülmesine engel oluyor.

Oysa ki bütün işlemler bu para ile yapılıyor. Çünkü bu para borca dayalı üretilmiştir. Yaptığınız işlemlerin hepsi borç ensturmanı olarak üretilmiş bir ölçü ile yapılıyorsa, bu borcun geri ödeme biçimleri de faizdir ve süreklilik arz eder.

Bunun neden böyle olduğunu sorduğumuzda, kesin olarak tercih edilen ekonomik politikalardandır diyebiliriz. Bir kuruş faiz dahi ödemeden bütçeyi yapmak mümkünken bunun yapılamayışı, bütçeyi hazırlayan bürokrasinin faizci bir bilgi yapısı ile hareket ettiği gerçeği de dikkate alınmalıdır.

Muhalefet bütçedeki faize giden miktarı eleştirirken, faizi tamamen kaldıracak bir modeli de maalesef önerememektedir. İşletilen iktisadi modele itirazın, somut bir öneri şeklinde, genel siyasi yapı kabullerinde olmadığını üzülerek görüyoruz.

Sizin anlayacağınız, oluşturulan bütçe borç bütçesidir. Çünkü borca dayalı üretilmiş bir paraya tanımlıdır.

Selam ve dua ile...

Yunus EKŞİ
http://www.mirathaber.com/yunus-eksi-butcemiz-borc-butcedir-13-2754y.html