22 Ekim 2018 Pazartesi
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Cumhurbaşkanımız tarımdaki bu oyunu görmedi mi?

Cumhurbaşkanı 100 günlük programı açıkladı. Refah yol hükümeti dönemi hariç, Türk siyasi tarihinde bir partinin, parti programı gibi dolu bir programdı. Kasım ayında da orta vadeli programın açıklanması bekleniyor. Hizmet ağırlıklı olduğunu gözlemlediğimiz 100 günlük programda; özellikle milli savunma alanında yerli ve milli yapılan çalışmalar taktire şayan şeyler olduğu gibi, diğer konularda eleştirilmesi gereken noktalarda var.

Bu yazımızda çok önemli gördüğümüz bir kaç noktayı dile getireceğiz. Umut ediyoruz ki tedirginliğini  taşıdığımız eleştirilerimiz, yanlışın düzeltilmesinde katkı sağlasın.

100 günlük program açıklamasında Sayın Cumhurbaşkanımız ‘’ Türkiye, ekonomik savaştadır’’dedi.  Biz de bu düşünceye katıldığımız için; içeriden kripto bürokrasi aracılığı ile bu savaşın karşı tarafa destek mahiyetinde atılan adımlar olduğunu da çok net olarak görüyoruz. Önerilen programların kimlere yaradığını görmemiz bizim kripto bürokrasinin varlığını söylememiz için yeterlidir.

Ürün ihtisas borsası ve Lisans depoculuğu:

Mehmet Şimşek döneminde çalışmaları başlanmış  Ürün ihtisas borsası; amaçlanan şeyin finansal piyasalara entegre edilmesi olduğu ifade edildi. Lisanslı depoculukla desteklenecek bu borsada, Türkiye'ninStratejik tarım ürünleri olan; Hububat, Baklagiller, yağlı tohumlar, pamuk, fındık, zeytinyağı, kuru kayısı, Antep fıstığı gibi ürünlerin olması son derece önemlidir.

Stratejik bu ürünlerin bankalar, sigorta şirketleri, yatırımcı tanımlaması içinde temel aktörler olarak yer alması; milli tarım üretim ve pazarlama ve fiyatının belirlenmesi, banka ve sigorta şirketleri üzerinde kontrol edecek bir güce davetiye çıkarmasını son derece tehlikeli görüyoruz.

Amaç tanımlaması yapılırken; finansman sıkıntısı çeken küçük çiftçilerin, ürünlerini lisans depolarına verdikleri, bu ürünleri karşılığında aldıkları ürün senetlerini bankalara  götürerek bankalardan kredi almalarını sağlamak bir amaç olarak belirtiliyor. Bankalara yeni kredi verme alanları açmak olan bu amaç; küçük çiftçiyi faizin içine çekip ürününü borsada bitirmeden önce, ürün tanımlama senedine karşı banka ile bitirmektir.

Bu çiftçi neden ürününe karşı  ihtiyacı olan parayı devlet tarafından alamıyor da bankaların kredi kabiliyetleri ile faiz gelirlerini arttırmaya yönelik bir yönlendirmeye tabi tutuluyor?

Çiftçiye üretimde, devletin desteği olarak % 90 sübvanese eden Avrupa  dan farklı olarak; Türk devleti tamamen çiftçinin korunmasından çıkartılıyor, devlet müdahalesi borsa ile asgariye indirilmesi isteniyor. Bu kimin menfaatinedir?

Lisanslı depoculuk ve ihtisas borsasında stratejik ürünlerin fiyatlarını belirleme gücü kimin elinde olacak?

Bugün borsa üzerinden reel şirketleri kim esir alıyor ve dilediği gibi oynatıyorsa, ihtisas ürün borsasını da onlar kontrol edecek. Bu çiftçiyi direk tarlada köle yapmak olup halkın beslenmesini de büyük olumsuzluklar oluşturacak şekilde etkileyecektir.

Bugün borsada küresel finans sistemi kağıt üzerinde  fiyatlarla oynuyor ve anlık çok hızlı hareket ederek Türkiye’yi tehdit ediyorsa, bu yeni oluşumlarda Türkiye’nin beslenmesinde tehdit unsuru olacaktır.

Tarım ürünlerinin küresel finansa entegresi son derece tehlikeli bir durumdur. Bu Ortodoks ekonomi anlayışı ülkenin tarımını tamamen çökertecektir. Dışa bağımlı hale gelmiş bir tarıma neden olup, ithalat patlamasına neden olacaktır.

Buradaki büyük oyunu, Cumhurbaşkanımızın görmesini umuyoruz. Ürün ihtisas borsası bu yapı ile tarımı dışa teslim etmektir.Bu borsalardaki fiyatların öldürülmesi, yerli üreticiyi bitirecek, ve siz soğanı, domatesside ithal etmek zorunda kalacaksınız. Bu da sizin cari açığınızı bağımlı olarak yükseltecektir.

Lisanslı depoculukta belirtilen hedeflerden biride bankacılık ve sigorta sektörü açısından yeni bir iş alanlarının oluşturulması deniyor.

Bu ne demektir biliyor musunuz? Dışarıdan dünya tarımında tekelleşmiş GDO’lu ürünlerle toplumları besleyen küresel finans; içerideki uzantıları bir yana, dışarıdan bankaları ve sigorta şirketleri ile gelecekler. Çiftçi ürünü depoya bir temsili senetle verdikten sonra zaten krediye yönlendiriliyor. Hem ürününüzü alacak, hem bu ürününüze size kredi satacak, hemde borsada ürününüzün fiyatını düşürerek dış ülkelere farklı pahalı piyasalarda  satarak Türk çiftçisini tam köle haline getirecek. Bu tek çümleyle tarımda faciadır.

Ezcümle;

Cumhurbaşkanımızın çevresindeki Ortodoks ekonomistlerin dayattığı ve iyi gösterdiği bu fikirler milli tarıma ve çiftçinin geleceğine vurulacak en büyük darbelerden biridir. Bu konunun oldu bitti ye getirilmeden kamuoyunda her yönü ile tartışılması gerektiğine inanıyoruz.

Selam ve dua ile...

Yunus EKŞİ
http://www.mirathaber.com/yunus-eksi-cumhurbaskanimiz-tarimdaki-bu-oyunu-gormedi-mi-13-4936y.html


Back To Top