14 Aralık 2018 Cuma
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Ekonominin Temeli Mizan ve Ölçü

Kendisini ölçü olarak tanımlayan başka bir kitap yoktur. İndiği geceye Ölçü gecesi ismini veren Kur’an; bir çok isimleri ile de bu özelliğine vurgu yaparak, insanlığa rehber olmuştur. Kur’an’ın  Kadir/ ölçü gecesi  olarak yer yüzünde kılavuz olması, insanı en sağlam olana ulaştırması içindir. Elbette kendisini aydınlatıcı bir yol ışığı nur olarak tanımlayan bu kılavuzu izlemek, özellikleriyle beraber onu izleyerek, öğrenip kabul etmeyi gerektirir. 



Demek ki Kur’an ölçüyü çok önemsiyor. Bunun için indiği geceye ölçü gecesi ve bin aydan daha hayırlı diyerek, hayat boyu dikkatleri çekiyor. Buradaki bir hayata tekabül edecek bin aya vurgu, ölçü ile buluşmayla ilgili sürekli  dikkat edilmesi gereken bir konu. 

Kur’an çok okunarak çok anlaşılan bir kitap özelliği ile, ölçüye sürekli ilgi duyulması gerektiğine vurgu vardır. Kur’an, insanı ölçüye sadık olması için adeta bu sürekli okumayla idmanlı hale getirir. Ölçünün sürekliliği bir dengeyi beraberinde getirirken, Kur’an ölçüsü insanı sürekli güncelleyen, sorunları çözme konusunda insana vizyon kazandırmaktadır. 

Kimimiz bu iki kavramın Mizan ve ölçünün taşıdığı anlamı muhasebeden, kimimiz yaptığımız ticaretten biliriz. Muhasebecilerimiz bilir; mizan, yevmiye defterine kaydedilen işlemlerin, büyük defterdeki hesaplara doğru aktarılıp aktarılmadığını kontrol etmeye yarayan çizelgedir. Başka bir ifade ile işlerin sağlamasını yapmaktır. Bu mizanın yapılmasında istenilen denklik, borç toplamı,alacak toplamı ve yevmiye defterinin toplamının bir birine eşit olmasıdır. 

Buradaki gaye kaydedilen hesapların doğru tutulup tutulmadığını belirlemektir. Yani konmuş ölçüye sadık kalınıyor mu tespitini yapmaktır. 

"Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. İnsanların eşyalarını (mallarını ve haklarını) eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın." (Hud 85) 

Demek ki karışıklık, konulmuş ölçülerin bozulmasıyla başlıyor. Ölçünün bozulması tüm insanların aleyhinde olurken, belli bir zümrenin lehine tecelli ediyor. İnsanların mallarını haksızlıkla bu ölçü bozucu yapı üzerinden yemeye kadar gidiyor.  

Bu zaviyeden baktığımızda, bütün insanları ilgilendiren bir ölçüyü düşünelim. O da para dir. Para bir ölçü aracıdır. Mal ve hizmetleri itibari değer olarak para ile ölçüyoruz. Malların transferi bu ölçü üzerinden yapılıyor. İnsanlar bu para ölçüsünü kullanarak bütün ihtiyaçlarını gideriyor.  

Eğer bu ölçü ayette ifade edildiği gibi bozulursa toplumda tüm mal ve hizmetin hak sahipleri, haklarını alamaz. İşte enflasyon bu ölçüyü, parayı bozan ve onun alım gücünü azaltan bir unusurdur. Bunun için enflasyon bu ölçüden alınmış haksız bir kazançtır. Enflasyon haksızlığına da neden olan bağımsız etken faizdir. (Buna itiraz edenlerin sadece faizin gelecekte istenen öncü bir etken olduğunu düşünmesi, enflasyonun ise geçmişte oluşan bir sonuç olduğunu görmesi yetecektir. ) 

Faiz, ölçüyü yani parayı ölçü olma özelliğinden çıkartıp mallaştırarak ölçü özelliğini bozmuştur. Bozuk bu ölçü ile üretilen, tüketilen ve insanlar arasında transfer edilen tüm mal ve hizmetlerde haksızlık oluşturacaktır. Bu ölçüyü kim kontrol ederse tüm mal ve hizmetleri kontrol o eder. Bugün bu ölçü yani para faiz ile bankalar tarafından kontrol edilmektedir. Şimdi sorunun nereden başladığını anlıyor musunuz!? 

Toplumun çıkarları, faiz elde etmek için finans sistemini kontrol edenlere terk edilmiştir. Millet yokluk çekerken; ölçüyü kontrol etme yetkisini yasalarla ele geçirmiş bir avuç faizci yüksek refah içerisindedir. Ölçüyü kontrol ettikleri mekanizma olan para kredi sisteminin faizle başlayıp sürdürülmesini asla bırakmak istemezler. Millet onlar için sömürülmesi gereken bir modern köle topluluğu gibidir. 

Artık bu gidişata sistemsel bir değişimle dur diyecek zemin, bilgi ve irade mevcuttur. Asla taviz verilmeden faizci sistemin üzerine gidilmelidir. Çünkü bu iktisadi gerçek bir savaştır. Ya iktisadi bağımsızlığınızı kazanacaksınız yada köle olmayı sürdüreceksiniz. 

Hükümet, ölçüyü bozan bir sistemin yapısal varlığını yasalarla artık sürdüremez. Dışarıdan ve içeriden gelen tehditler her ne olursa olsun, bir yıllık bu millete ödetilen faiz  miktarı kadar tesirli olmayacaktır.  

Şimdi bakıyoruz kudururcasına her yerden açıklamalar geliyor ’’ Aman Merkez Bankasının bağımsızlığına dokunmayın’’diyerek, kurlarla oynayarak devleti ve milleti sürekli bir tehdit altında tutmak istiyorlar.  

Yeni ekonomik modelin inşası için hükümetin millet için kararlı adımları atacağı inancını kaybetmiş değiliz. Mevcut bürokrasi yeniden dizayn edilirken bütün bilgi ve kabiliyetleri yeni ekonomik yapılanmaya göre düzenlenmelidir.  

İsterseniz Çok yüksek üretim yapın. 500 milyar ihracat yapın. Böylece bugün ki Güney Kore’nin konumuna gelin. Eğer para kredi sistemini değiştirmezseniz büyüme tabanda değil tepede bir avuç zümre insan için olacak. Onlarda para kredi sistemine bağımlılığı gereği, faizci finans sistemini çok daha güçlü besleyecektir. her halükarda kazanan faizci para kredi sisteminin sahipleri olacaktır.  

Son olarak şunu ifade edelim; mizanın ve ölçünün korunması dediğimiz temel iki istikrar politikaların eş zamanlı uygulanması şarttır. Bunlar para istikrarı ve fiyat istikrarıdır. Ekonominin sürekli kalkınmasını ve dengeli bir tabanda üretime geçişi sağlayacak olan bu temel kuramdır.  

Bizim Doğal İktisat Döngüsü dediğimiz model içinde mizanın ve ölçünün( para istikrarı ve fiyat istikrarı) korunması sağlandığında, sürdürülebilir bir borç sistemi bitirilecektir. Böylece denk bütçeyi gerçekleştirmiş olacağız. Artık sürdürülebilir bir büyüme modeline geçmiş olacağız.  

Selam ve dua ile... 


Yunus EKŞİ
http://www.mirathaber.com/yunus-eksi-ekonominin-temeli-mizan-ve-olcu-13-4777y.html


Back To Top