21 Ekim 2018 Pazar
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Zekât’ın önemi

Zekât: İslâm Dîni’nin mü’minlere yüklediği temel görevlerden biridir. Menkûl ve gayr-ı menkûl bütün mallar üzerinde Allah’ın hakimiyetini kabul edişin filî belgesidir. Zekât; verilmesi Cennet’e götürecek, verilmemesi Cehennem azabına sürükleyecek bir ibâdettir. Ferdi ihtirasları dizginleyen ve sosyal kaynaşmaya vesîle olan zekât, fakir toplum kesiminin tüketim gücünü artıracağından üretimin çoğalmasına sebeb olan ve böylece iş gücü imkânları doğuran iktisadî değeri büyük, pek yüce bir ameldir.
Zekât, aslında İslâm Hukuku’na göre teşkilatlanmış İslâmî Devlet tarafından alınır. Cemiyetin, Allah’ın tayin ettiği muhtaç kesimine Devlet yardımı olarak verilir. Ancak cemiyetimiz gibi laik toplumlarda mü’minler zekâtlarını laik devlete ve laik kurumlara veremeyecekleri ve vergiye de mahsub edemeyecekleri için fakirlere bizzat vermek mecburiyetindedirler ve bilindiği gibi tatbikatımızda bu şekildedir.
Zekât ziraî mahsuller, hayvanlar, ticaret malları, hisse senetleri, altın ve gümüşler, fabrika ve apartman gelirleri ve de madenler üzerinden değişik yüzdelerle verilir. Bu yüzde oranlarını şöylece özetleyebiliriz. Ziraî ürünlerden onda bir, sunî sulama ile yapılan üretimlerde yirmide bir, küçük baş koyun ve keçi gibi hayvanlardan kırkda bir, deve hariç büyük baş hayvanlardan otuzda bir zekât verilir. Altın ve gümüşle ticaret mallarından, sermaye kazanç ikilisinden kırkda bir, apartman ve fabrika gelirlerinde ise bunları toprak gelirlerine mukayese eden İslâm âlimlerine göre onda veya yirmide bir, bu kıyası yapmayanlara göre ise kırkda bir oranında zekât verilir. Bu oran madenlerde ise beşte birdir. Dinimizde zekâtın büyük ölçüde her bir cins maldan ve değişik yüzdelerle verilmesi, her tür malda fakirlerin ve acizlerin Hak’ları olduğunu bildirir. Yüce Allah’ın mallar üzerindeki hakimiyetini tanımayan kâfirlere has olan zekâtsızlık şüphesiz Hak ve halk katında pek büyük bir suç ve günahtır.
Suç ve günah olduğu içindir ki Kur’ân ve Sünnet’in yönettiği cemiyetlerde, mü’minlerden zekâtını vermeyenlerin cezası yönetim/yargı kararı ile ödeme mecburiyeti ve malî cezalardır.*
İçinde yaşadığımız laik cemiyetler gibi toplumlarda zekâtı vermeyenler için ceza yoktur. Ancak zekâtı vermeyenler için kulun uğrayacağı âhiret azabı bâkîdir. Allah sorguya çekecek ve cezalandıracaktır.**

*Geniş bilgi için bak.Yûsuf El-Kardavi Fikhüz-Zekâi Beyrut, 1969, 1/77
**Enfal 3-4, Ra'd 22-25, Müminûn 1-11, Tevbe 34-35, Müdessir 42-43



http://www.mirathaber.com/zekatin-onemi-44-4383h.html


Back To Top