islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
18,6396
EURO
19,7256
ALTIN
1.084,30
BIST
4.962,97
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
13°C
İstanbul
13°C
Çok Bulutlu
Salı Az Bulutlu
12°C
Çarşamba Az Bulutlu
14°C
Perşembe Az Bulutlu
15°C
Cuma Çok Bulutlu
17°C

Darlıktan Sonra…

Darlıktan Sonra…
30.04.2022
A+
A-

Teşekkürün en güzeli ancak Allah’a yapılır.

Darlıktan sonra genişleten, kaybolduktan sonra geri bulduran isimlerin ile seni her türlü eksiklikten yüceltir, tesbih ve takdis ederim.

Pandemi, kapanma, küresel kriz gibi dünyayı ve milletimizi tesiri altına alan imtihanlara rağmen Ramazan-ı Şerif’in hakkını vermeye çalışıyorduk. Camilere giremeden evlerimizi cami yapmak, toplu ibadet aşkına uyumlu teravih ruhunu evde yakalamak, yapılamayan iftar davetlerine rağmen, küçük küçük gayretlerle soframızı birilerine açma gayretimiz vardı.

Hep rızanı kazanmak üzere azmettiğimiz salih işlerdi bunlar. Fakat ne kadar buruktu, ne kadar hüzün doluydu, eksikti her yanından. Kanaat makamında idi halimiz, fakat ruhumuz acı çekiyordu. Annelerimize, babalarımıza sarılamıyor, hasta ve zor günlerinde yanlarında olmak ve olmamak arasında imtihanlar yaşayıp duruyorduk.

Şüphesiz Rabbimiz sensin. Senin hangi nimetin inkâr edilebilir ki? Sana nasıl teşekkür etmeyelim ki… Hamdolsun camilerimiz açıldı bu Ramazan, Harem-i Şerif Beytullah açıldı bu Ramazan. Nasıl teşekkür etmeyelim ki sana? Geçen yıl Ramazan ayında yine Mescid-i Aksa’ya yapılan saldırılar ve Gazze şehitleri ile bağrımız yandı… Bu sene yeniden yapılan saldırılar karşısında elimiz yüreklerde, aciz kadınlar olarak ağladık. Başka bir güç yok deyip zulme duruş sergileme olarak sanal alemde var olmaya çalıştık.

Ramazan bir parça bizi rahat ettirdi, ne güzel teravihler kılındı kubbet-üs Sahra’nın etrafında Beytül Makdis topraklarında şükredin arttırırım diyorsun.

Yüce kitabında buyuruyorsun ki:

“Derler ki: Bizden hüznü giderip yok eden Allah’a hamd olsun; şüphesiz Rabbimiz, gerçekten bağışlayandır, şükrü kabul edendir.” (Fatır Suresi, 34. ayet.)

Rabbimiz bizi de bağışladığın ve teşekkürünü kabul ettiğin müminlerden eyle. Son elçin, şerefli peygamberim Hazreti Resulullah sav buyuruyor ki:

“İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah’a da şükretmez.” (1 1954 TirmizI, Birr, 35).

Âlimlerimize, Üstatlarımıza, hocalarımıza, yazarlarımıza ve onlara el kol olan Allah’a hizmetkâr olma bilinciyle elini taşın altına zahmetle koyan resulün ümmetinden her bir abid kula teşekkür ederim.

Rabbimiz, Bakara Suresi, 152. ayette: “Öyleyse (yalnızca) Beni anın, Ben de sizi anayım ve (yalnızca) Bana şükredin ve (sakın) nankörlük etmeyin, diyorsun. Tüm bu nimetler karşısında bizi sana nankörlük yapmaktan, ateşten, zemheriden kaçan gibi sakınan halislerden eyle.

Rabbimiz! Milletimin yöneticilerinden, içerisinde insanlığa, erdeme dair onur taşıyan makamının hakkını liyakatle vermeye çalışan, hangi din, dil, ırktan olursa olsun işini insanlığın ortak mirası olan değerlere uyumlu olarak yapan makam sahibi her kişiye teşekkür ederim.

Şükrümüzü benliğimizden birliğimize artarak seyreden halleri ile kabul eyle ki nimetler artsın ve selam üzerimize yağsın. Ya Rabbi!

Şükrümüzün neticesinde Araf Suresi, 58. ayette geçen şehirler gibi hayırlı ve güzel eyle şehirlerimizi ve onları yöneten emir sahiplerimizi: “Güzel şehrin bitkisi, Rabbinin izniyle çıkar; kötü olandan ise kavruktan başkası çıkmaz. İşte Biz, şükreden bir topluluk için ayetleri böyle çeşitli biçimlerde açıklıyoruz.”

Milletimin sıhhatini hudutlarda gece gündüz demeden şahit olduğu her türlü acı hadiselere rağmen şehitlerinin mirasını yüklenen, milletinin muhafazasında kendinde büyük sorumluluklar olduğunu hissederek, samimice sınırlarımızda canla başla var olabilen Mehmetçiklerimize teşekkür ederim.

Mehmetçik ölmesin, milletimizin evlatları yetim, kadınları dul kalmasın, analar evlat acısı ile yanmasın, kâfire, zalime boyunlarımız eğik olmasın diye gecesini gündüzüne katarak, insansız hava araçlarını üretip İHA’larla , SİHA’larla bizlere dünyada şerefin, onurun güzel duygularını yaşatan ve milletime göz aydınlığı, gözbebeği olan “Bayraktar ve ekibine” teşekkür ederim.

Tegabun Süresi(17) der ki; “Allah’a güzel bir borç verirseniz O da bunu size fazlasıyla öder ve sizi bağışlar. Allah şükrün karşılığını bol bol verir, cezada ise acele etmez.”

Pandemide en kritik noktalarda gece gündüz görev alan ve bir asker gibi iki günü bir gün yapan, pandeminin bulaş riskine rağmen canından, ailesinden bedelleri bir borç olarak sana ödeyip mücadelenin en zor yerinde var olan sağlıkçılarımıza teşekkür ederim.

Onları ebedî cennetlerine dâhil eyle. Cennette Lokman AS’a komşu eyle…

“İman iki kısımdır: Yarısı sabırda, yarısı şükürdedir.” (Beyhakî, Şuabu’l-Îmân, VII, s. 127)

Hadisi şerifin tecellisine mazhar olan necip millet eyle bizleri.

Öyle ki bu milletin güzel insanları;

Dünyanın, memleketimizin karıştırılmak istendiği, yeni düzenlerin zeminini hazırlamak için şeytan ve avenelerinin birçok değerimizi tarumar ettiği bu dar günlerde, her türlü provokatif hareketten kaçınmaya çalışan, bilinmeyen her şeyin iç yüzünü bilen Zahir ve Batın yüzüne sığınan, görünenin de aldatıcı yüzüne kapılmamaya gayret ederek sükûneti, birlik ve beraberliği şükrün ve sabrın tuğlaları ile inşa etmeye gayret eden muhlislerden, muhsinlerden salih bir zümre var. O zümrenin içinde kalmak için sabır ile şükür ile değerlerine tutunan yurdumun insanına teşekkür ederim.

Denizler mürekkep olsa, ağaçlar kalem olsa yine de senin ayetlerini Yazmakla bitmez ve Aziz makamında yaptığımız veya yapmamız gereken şükür ve dualarımız da elbet hiç bir vakit bizlere ikram ettiğin nimetlerin için yeterli gelmez.

Tüm bunlara rağmen belki birileri:

“Dünya, memleket bu kadar kötüye gidiyor iken bu kadar teşekkür neye? Bu nasıl saf hallerde bakış?” diyebilirler. Onlara da son sözümüz Anadolu’nun irfanını en güzel şekli ile hayatında belgeleyen, bilge, âlim, içimizden Rabbimin lütfu ile var olan Nasrettin Hocanın şükrü ile cevap vererek tamamlamak isterim.

“Nasrettin Hoca bir gün eşeğini kaybetmiş. Bir yandan aranıp duruyor, bir yandan da arada bir ellerini göğe açıp, Allah’ım sana şükürler olsun, diye dua ediyormuş. Hoca’yı görenler sormuşlar: Hoca Efendi insan eşeğini böyle mi arar? Ne için şükredip duruyorsun?

Hoca onlara bakarak cevap vermiş:

Neden şükretmeyecekmişim? Ya eşeğin üzerinde ben olsaydım, kayıplara karışsaydım, hâlim nice olurdu?

 

Gerçek o ki:

Hala bitmedik elhamdülillah.

Ümmet olarak, millet olarak varız ve şükrümüz ondandır.

Yine yeniden besmele çekebilen ve tekrardan azimle başlayabilen, küllerinden yeniden dirilen hayatların miraslarını bize bırakan şerefli peygamberlerin varisçisi ve atalarımızın miraslarının sahibi olan nesilleriz.

Her şeyin üstünde, bitmeyen ve bitmeyecek olan Baki olan Allah’ın kullarıyız. Umudumuz O’ndandır.

İki cihanı bayram sevincimde yaşayan mübarek ve korunmuş kullar olmamız temennilerimizle…

Selam ve dua ile kalınız.

 Hatice Şebnem Diktürk

ETİKETLER:
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.