Dünya Sınavımız Notlanıyor

Yapıp ettiklerimizin sonucu ahirette bize tebliğ edilecek olsa da etkilerini şu anda yaşıyoruz

İnsan, günahları ve sevaplarından bağımsız değildir. Bunlar sadece bir köşeye yazılıp, ölümden sonra muhasebesi yapılmaz. İşlendiği anda insanı değiştirmeye, onu farklı biri yapmaya başlar. Bazen yaşayan bir ölüye çevirir, geri dönülmez şekilde dönüştürür. Sınav sonuçlarımız şu an ve kendi beynimizde belirlenmektedir. Ölünce sadece tebliğ edilir.

Örneğin Kuran’a göre günahlar bilmeden yapıldığında ve içtenlikle pişman olunduğunda Allah daima affeder. Bile bile pişkin pişkin gevrek gevrek Allah affeder nasıl olsa diye yapılan haram işler asla affedilmez. Allah mağfiretini beynimizi ve ruhumuzu tasarlarken, onu yaratırken çoktan vermiştir. Allah af kararını biz doğmadan vermiştir, içimize yerleştirmiştir. 

Nitekim bilmeden yaptığımız günaha korkmamız, samimiyetle Allah’a sığınmamız bizim iç dünyamızı, imanımızı zenginleştirir. Müslüman olarak ölmemize yardım eder. Bilerek fütursuzca ve Allah’ı aklınca af memurluğuna indirerek, Berat Kandilinde bir ayin yapar iki yana sallanır haramları büyülü biçimde silerim kendini kandırmacasıyla haram işleyense, samimiyetsizliğini, Allah’ı aldatmasını, münafıklığını perçinlemiş olur. Beyni daha da batağa girer. Şeytanlaşır.

Kuran’da Allah’ın affetmeyeceğini açıkça beyan ettiği haram, bir Müminin bir Mümini kasten haince öldürmesidir. Bu suç affedilmediği gibi cehennem de kesinleşir. Geriye dönülmez bir noktadır. Bilerek Mümini kurban eden eski Mümin yeni şeytan için sınav kapanır. O, yaşayan bir ölü olarak yeryüzünde yeni şeytanlıklar yapmak, yeryüzünde fesad çıkarmak üzere bir robot olarak canlı tutulur. 

Neden? Çünkü insanların vicdanı, diğer insanları öldürmemek üzere programlanmıştır. Birini öldürenin vicdanı yalama olur ve artık bütün insanlığı öldürse de umursamaz. Ancak Mümin geçinen birinin bir başka Mümini, yani en üst düzeyde Kuran’ı içselleştirmiş bir Allah yardımcısını, bilerek, kahpece, planlayarak öldürmesi sadece temel insanlıga değil, o ana kadar bütün inanışlarına da aykırıdır. Topyekün karanlık tarafa geçmiş olur. Geri dönülmez noktadadır. Kendisi de bilir. Zevk almıştır. Allah’tan af dilemez bile. Şirke hizmetkar olmuş, Hizbüşşeytan’a kaydı alınmıştır. Yeni efendisinden talimat bekler.

Yanlış olan inanış yaptıklarımızın, aldığımız ihanet kararlarının zihnimizi, ruhumuzu, imanımızı etkilemeyeceği, hayata aynı kişi olarak devam edeceğimizdir. Oysa o haram suratımızdaki ifadeden, gözlerimizdeki bakışa kadar sistemimize girer, bizi başkalaştırır. Ya da sürekli samimiyetle Allah rızası aramamız bizi güzelleştirir, çocuksu bir ifade verir, gülümsetir, gözlerimizi ışıl ışıl kılar. 

Ahirette açıkça tebliğ edilecek olsa da sınavımızın sonuçları anında verilmekte, haramın elimizde ayağımızda gözümüzde organlarımızda izi kalmakta, beynimizdeki bağlantıları, ruhumuzu, imanımızı geriye dönülemeyecek şekilde değiştirmektedir.

Ali Ulvi ALTINSOY

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir