islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
13,4205
EURO
15,2086
ALTIN
794,00
BIST
2.014,21
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Karla Karışık Yağmurlu
3°C
İstanbul
3°C
Karla Karışık Yağmurlu
Cumartesi Karla Karışık Yağmurlu
2°C
Pazar Karla Karışık Yağmurlu
2°C
Pazartesi Çok Bulutlu
3°C
Salı Çok Bulutlu
3°C

GEÇMİŞİ HATIRLAMA STRESİ 

GEÇMİŞİ HATIRLAMA STRESİ 
14.01.2022
A+
A-

Geçmişteki kötü şeyleri hayal etmek, aklı geriye atıp, iradeyi öldürmek demektir. Çünkü böyle düşünmek, mevcut haldeki tatlı hayatı gölgelemekten başka bir işe yaramaz.  Üzüntüsüz bir hayat yaşamak isteyenler, geçmişin kötü hatıralarını, unutulmuşluk zindanına kapatıp, kapısını da kilitlemesi gerekir. Geçmişin stresini yaşamak, ne hayır getirir, ne de yeniden hayata döndürür. Bu durum, akan sütü memeye geri çevirmeye çalışmak gibidir.

Mazinin elem ve keder defterini açık tutup,  kara günlerini hayal etmek, elimizdeki köşkü yok sayıp, eski bir enkazın yasını tutmak gibidir.  Yani yeryüzündeki insanlar ve cinler bir araya gelerek maziyi getirmeye çalışsalar, asla geçmişi geri getiremezler. Kur’an geçmiş ümmetlerden ve onların yaptıklarından söz ederken,  “Onlar bir ümmetti, geldi geçti” buyurmaktadır.( Bakara Suresi 2/141)  Yani kötülüklerle dolu tarih arabasının tekerini tekrar döndürmeye çalışmanın bir faydası yoktur. Öyle ise; İyi ve kötü yönleriyle geçen geçmiş, yarında henüz gelmemiştir. Kişinin görevi bu günü Allah(c.c.)’ın emrine uygun bir şekilde kullanmaktır. Geçmişin üzüntüsü ve geleceğin kaygısı, hayatı tökezletmekten başka bir işe yaramaz.

Hayatta mutlu olmak isteyenler, geçmişi hatırlayıp üzülme yerine, eski zamanı bir hatıra olarak tahayyül edip, üzerinde kafa yormadan, bu günkü hayatı yaşamaya çalışmalıdır. Yani bugün kılınacak namazı, okunacak Kur’an’ı, yapılacak hayır ve hasenatı mütalaa etmeli ve gücünü bu yönde harcamalıdır.

Zira ayet-i Kerime de

“Sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol” buyurulmuştur. A’raf 7/144

Geçmişe üzülerek gelecekten tedirgin olmak, insanoğlunun en çok kafasına taktığı meselelerdir. Bayanlar, erkeklerden daha fazla duygusal oldukları için, geçmişin üzücü manzaralarına daha çok önem verir, bundan dolayı da daha fazla stres yaşarlar.

           Güçlükler karşısında ne yapılması gerektiğini Rabbimiz şöyle anlatmaktadır  

 “Onlar; başlarına bir musibet gelince, “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” derler. (Bakara Suresi 2/156)  

Yüce Rabbimiz bu ayeti, musibetzedelerin sığınağı, imtihana uğrayanların da korunağı olarak inzal buyurmuştur. Çünkü bu emir büyük müjdeleri ihtiva etmektedir. Yüce Allah’ın, “Muhakkak biz Allah’ınız” buyruğu, kulun kendisi dâhil, her şeyin Allah(c.c.)’ın mülkü olduğunu ifade etmektedir. “Ve muhakkak biz O’na döneceğiz.” Beyanı da bizim öleceğimizi ve kabirlerimizden mizanda toplanmak üzere dirileceği­mizi hatırlatmaktadır.

Mümini rahatsız eden, her şey bir musibet sayılmaktadır. Konu ile ilgili Hadis-i Şerif şöyledir.

“Mü’min kişiye bir ağrı, bir yorgunluk, bir hastalık, bir üzüntü, hatta ufakcık bir tasa dahi isabet edecek olsa, Allah onun sebebiyle müminin günahlarından bir kısmını mağrifet buyurur.” (Buhârî, Marda 1; Müslim, Birr); Tirmizî, Cenâiz)

Aşağıdaki Hadis-i Şerifte, üzüntü ve eziyet çeken insanların nasıl affedildiğini beyan buyurmaktadır.

Ebu Sinân anlatıyor:  

“Oğlum Sinan’ı defnettiğimde kabrin kenarında Ebu Talha el-Havlânî oturuyordu. Defin işinden çıkınca bana: 

“Sana bir müjde vereyim mi?” dedi. Ben: 

“Tabiî, söyle!” dedim. 

“Ebu Musa el-Eş’arî (r.a.) bana anlattı” diye söze başlayıp Resûlullah’ın şu sözlerini nakletti: 

“Bir kulun çocuğu ölürse, Allah meleklere şöyle söyler: 

“Kulumun çocuğunu kabzettiniz mi?”  

“Evet” derler. 

“Yani kalbinin meyvesini elinden mi aldınız?” Melekler yine:  

“Evet” derler. Allah tekrar sorar: 

“Kulum (bu esnâda) ne dedi?” 

“Sana hamdetti ve istircâda bulundu(Rabbine taslim oldu)” derler. Bunun üzerine Allah Teâlâ hazretleri şöyle emreder: 

“Öyle ise, kulum için cennette bir köşk inşa edin ve bunu Beytu’l-hamd (hamd evi) diye isimlendirin.” (Tirmizî, Cenâiz, 36, (1021).) 

Yani kişinin geçmişte çektiği ıstırabın karşılığında bir miktar günahı affolunmaktadır. Onun için mazideki kara günleri hatırlayıp, tekrar strese girmenin bir faydası yoktur.

Maziyi unutmakla ilgili olarak anlattıklarımızın tamamı kötü hatıralar içindir. Kişinin geçmişteki ebeveynini hatırlayıp, onlar için hayır hasenatta bulunması, kur’an okuyup, Fatihalar göndermesi, hiç unutulmaması gereken bir görevdir. Çünkü ölünün sahibi diri, dirinin sahibi de Yüce Allah(c.c.)tır.

Günahına ağla, Rabbini zikret ve O’nun huzuruna varacak şekilde kendini hazırla. Bu günü neşe, sevinç ve huzur içerisinde yaşamaya bak. Rızkına bilgine ve seviyene razı ol. Bu şekilde yaşarsan, günü üzüntüsüz, sıkıntısız, öfkesiz, kin ve hasetten uzak olarak yaşamış olursun. Bu gün sıcak bir yemeğin, güvenli bir vatanın varsa, geçmişin açlık günlerini hatırlaman, sana stresten başka bir şey kazandırmaz. 13.01.2022

Ali KARA 

Emekli müftü 

 

 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.