islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
16,6425
EURO
17,3804
ALTIN
972,82
BIST
2.401,96
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
27°C
İstanbul
27°C
Açık
Perşembe Açık
28°C
Cuma Açık
27°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
26°C
Pazar Açık
27°C

İNSANI TANIYALIM 

İNSANI TANIYALIM 
06.06.2022
A+
A-

İnsan yapısını, yaratılış gayesini, nefis ile intihanı ve benzeri bazı hususları, Kur’an-ı Kerim ve sünnet ölçüleri dâhilinde kısaca tanıtmaya çalışacağız. Kelime olarak insan, cana yakın olmak, alışmak ve benzeri anlamlar için kullanılan “enise – ye’nisu” fiilinden türemiş bir isimdir. İnsan kelimesinin çoğulu, “nâs” ve “unâs” şeklinde kullanılmaktadır. Istılah açısından insan, akıl ve fikir sahibi, konuşarak anlaşan canlı varlık, âdemoğlu, beşer ve olgun kişi demektir.[1][1] Ragıp el-İsfahânî (ö. 502/1108), insanı şöyle tarif etmiştir: “İnsanlar, birbirleriyle ünsiyet sağlayıp kaynaştıkları için, insan diye isimlendirilmişlerdir.”[2][2] Seyid Şerif el-Cürcânî (ö. 816/1413) ise insanı, konuşan hayvan olarak tarif etmiştir.[3][3] İnsanın biyolojik ve psikolojik yapısını inceleyen uzmanların cevabını araştırdıkları soruların büyük bir kısmı, hala cevapsız bulunmaktadır. Günümüze kadar bu konu ile ilgili çeşitli kitaplar yazılmış olmasına rağmen, insanın fiziki ve psikolojik yapısının karmaşıklığı nedeniyle bu bilgisizlik, hala devam etmektedir.[4][4] Kur’ân’da, insanın yapısı hakkında çeşitli bilgiler verilmektedir. Bu konuda bilgi veren ayetlerden bazıları üzerinde durmak istiyoruz:

وَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَنِي آدَمَ وَحَمَلْنَاهُمْ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَرَزَقْنَاهُم مِّنَ الطَّيِّبَاتِ وَفَضَّلْنَاهُمْ عَلَى كَثِيرٍ مِّمَّنْ خَلَقْنَا تَفْضِيلاً

Muhakkak ki Biz, âdemoğullarını/insanları keremli/onurlu kılmışız. Onları karada ve denizde taşımışız. Onları, güzel ve temiz olan yiyeceklerle rızıklandırmışız ve onları, yaratmış olduklarımız varlıkların birçoğundan üstün kılmışız.”[5][5]

Tefsirciler bu ayette geçen, keremli/onurlu kıldık anlamındaki “kerremna” kelimesini, insanlara akıl ve fikir yürütme, yorum yapma, düşünme, konuşma, okuma ve yazma gibi kabiliyetleri vermek, güzel ahlak ve benzeri farklı nimetleri vererek onları diğer varlıklar arasında üstün kılmak diye yorumlamışlardır.[6][6] İnsanın diğer varlıklar arasında güzel özelliklerle üstün bir şekilde yaratılmış olması, Kur’ân’ın başka yerlerinde şöyle haber verilmektedir:

وَالتِّينِ وَالزَّيْتُونِ وَطُورِ سِينِينَ وَهَذَا الْبَلَدِ الْأَمِينِ لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ ثُمَّ رَدَدْنَاهُ أَسْفَلَ سَافِلِينَ إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَلَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ فَمَا يُكَذِّبُكَ بَعْدُ بِالدِّينِ أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ

İncire, zeytine, Sina dağına ve şu emin, güvenli beldeye ant olsun k Biz, insanı en güzel bir biçimde yaratıyoruz. Sonra da onu, aşağıların aşağısına düşürüyoruz. İman edip dürüst yaşayanlar, bu aşağılananların dışındadır. Onlar için kesintisi olmayan bir ödül olacaktır. Bütün bunlara rağmen, senin hesap gününü inkâr etmene sebep olan şey nedir? Allah, hükmedenlerin en büyük hâkimi değil midir?”[7][7]

Bu ve benzeri ayetlerde haber verildiğine göre insan, diğer varlıklar arasında şerefli bir yapıda yaratılmıştır. İnsan, nefsini ıslah etse, insanlığını kavrayarak insani görevlerini yerine getirse, toplumsal uzlaşı ve barış için çalışsa, meleklerden daha üstün bir dereceye yükselir. Bunun tersine hareket ederek nefsinin arzu ve isteğine göre hareket eden kişiler ise, hayvanlardan daha aşağı bir dereceye düşerler. İnsanların bu konuda bir imtihana tabi tutulmak üzere yaratıldığını anlatan pek çok ayetten biri şöyledir:

وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِّنَ الْخَوفْ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِّنَ الأَمَوَالِ وَالأنفُسِ وَالثَّمَرَاتِ وَبَشِّرِ الصَّابِرِينَ

Ant olsun ki Biz, sizi biraz korku ve açlık ile mallarınızda, canlarınızda ve ürünlerinizde uğrayacağınız kayıp ile deneyeceğiz. Sabredenleri müjdele.”[8][8]

Sabırla hareket ederek nefislerini temizleyen insanların bu imtihanı kazanacağını anlatan pek çok ayet vardır. Kur’an’ın bir yerinde bu konuda şu bilgiler verilmektedir:

وَالشَّمْسِ وَضُحَاهَا وَالْقَمَرِ إِذَا تَلَاهَا وَالنَّهَارِ إِذَا جَلَّاهَا وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَاهَا وَالسَّمَاء وَمَا بَنَاهَا وَالْأَرْضِ وَمَا طَحَاهَا وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّاهَا فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَاهَا قَدْأَفْلَحَ مَن زَكَّاهَا وَقَدْ خَابَ مَن دَسَّاهَا

Güneşe, aydınlığına, onu izlediğinde aya, onu ortaya çıkardığında gündüze, onu bürüdüğünde geceye, göğe, onu bina edene, yere, onu yayıp döşeyene, nefse, onu düzenleyene, sonra da ona kötülüğü ve iyiliği ilham edene ant olsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa erecek, onu kirleten ise kaybedecektir.”[9][9]

İnsan olarak diğer varlıklar arasında şerefli bir yapı ile yaratıldığımızı bilmemiz, bu değerimizi kavramamız, hak, hukuk ve adaletle hareket ederek insani görevlerimizi yerine getirmek sureti ile meleklerden daha üstün bir dereceye yükselmeye çalışmamız gerekmektedir.

Herkese selam, saygı ve hürmetlerimi sunuyorum.

Prof. Dr. Nurettin Turgay

 

[10][1] Bkz. Cemaluddin Muhammed b. Mukerrem b. Manzûr, “enise”, Lisânu’l-Arab, Dâru’l-Fikr, Beyrut 1994, VI, 10 vd.

[11][2] el-Hüseyn b. Muhammed er-Rağıp el-İsfahânî, “enise”, el-Müfredât fî Ğarîbi’l-Kur’ân, Kahraman Yayınları, İstanbul 1986, s. 34.

[12][3] Ali b. Muhammed eş-Şerif el-Cürcânî, “insan”,  et-Ta’rifât, Mektebetu Lübnan, Beyrut 1990, s. 39.

[13][4] Alexis Carrel, İnsan Denen Meçhul, trc. Refik Özdek, Timaş Yayınları, İstanbul 1998, s. 24 vd.; A. Cessy Morrison, Müsbet İlim Yönünden İnsan, Kainat ve Ötesi, trc. Bekir Topaloğlu, Dergâh Yayınları, İstanbul 1975, s. 45 vd.

[14][5] el-İsra 17/70.

[15][6] Ali b. Muhammed b. Habib el-Maverdî, en-Nuketu ve’l-Uyûn, Muessesetu’l-Kutubi’s-Safiyye, Beyrut 1992, III, 257.

[16][7] et-Tin 95/1 – 8.

[17][8] el-Bakara 2/155.

[18][9] eş-Şems 91/1 – 10.

 

ETİKETLER: ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.