islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
17,9629
EURO
18,3232
ALTIN
1.032,03
BIST
2.795,06
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
32°C
İstanbul
32°C
Açık
Salı Açık
31°C
Çarşamba Az Bulutlu
28°C
Perşembe Az Bulutlu
30°C
Cuma Az Bulutlu
29°C

İnsanlığın Sonuna Doğru…

İnsanlığın Sonuna Doğru…
02.08.2022
A+
A-

İnsanlar ‘an’la o kadar meşguller ki yarına dair her hangi bir düşüncenin izine dahi rastlanmıyor. Hâlbuki bugün yaşadıklarımız ve tepki vererek karşıladığımız her şey yarına dair bize bir şey söylüyor. Farkında olmasakta hayat kendi ritmi üzere akıyor. Ve bu akış, lehimize görünmüyor. Çünkü lehimize olan her teknolojik gelişme, aleyhimize kullanılacak bir pozisyonu da elinde tutuyor. Özellikle, gen teknolojisi ile ilgili gelişmeler ve uzay araştırmaları vesaire, yarına dair önemli ipuçları vermektedir.

Sonradan belli olduğu üzere pandemi şartları taşımayan ama pandemi şartlarını dayatan bir mekanizmanın Korona virüsü üzerinden dünyayı bir yere taşıma cehdi göz ardı edildi. O kadar yalan ortaya çıktı ki bu yalanlar doğru gibi muamele gördü ve bundan kimse gocunmadı. Meseleye eleştirel bakanların hepsi ya susturuldu, ya itibarsızlaştırıldı, ya da cebine para dolduruldu. Bu bile başlı başına bir olgu olarak ortada dururken, insanlar akıllarını çalıştırmadılar. Akıllarını sadece günlük meşgaleler ile meşgul ederek kendilerine biçilen rolü oynamaktan vazgeçmediler.

İzlenilen ve oynanan bütün oyunlarda geleceğe dair bir bakışın ve alışkanlığın oluşturulmasına dair çok güçlü bir şuuraltı hazırlığı olduğu bilinmesine rağmen neredeyse istisnasız her kes bu filmleri seyrediyor, oyunların oynanmasına yönelik bir şerh koymuyor. Böylece olunca da yeni yetişen nesiller, istenilen kıvamda geleceğe hazırlanıyorlar, hemde kendilerinin bilincinin dışında…

Son yirmi yılın kitapları, dergilerinin önemli konuları, manşetleri ve bilim adamlarının çalışmaları bu yöne kaymasına rağmen, kitaplar bestseller olmasına rağmen, metinler havada kapışmasına rağmen, tersi bir işleve sahip olunmaktadır.

Bütün bir dünyanın bilinçaltı yeni bir geleceğe hazırlanmaktadır.

Bu yönde ciddi adımlar atılmakta ama bu geleceğin ne getireceğine dair ciddi kaygılar olmakla birlikte toplumsal zeminde konuşulmaktan imtina edilmektedir. Dünya toplumları, batılı kültürü en az elli yıl geriden takip etmenin getirdiği dezavantaj ile olup bitene dair sağlıklı bir yaklaşım geliştirmekte zorlanıyorlar. Ayrıca pandemi ile başlayan süreçte, bilim adamlarının kutsallaştırılması, devletlerin üstünde bir güce ve otoriteye sahip kılınmasının gelecekteki yeni yaşam formunu oluşturmada önemli bir olgu olacağına dair bir bakış bizi yanlıştan kurtaracaktır. Düşünün bütün pandemi sürecinde sadece bilim adamları söz söylediler, hükümetler, iktidarlar, toplum sadece uydu… Uymayanlara yönelik baskılar, cezalandırmalar ise bu meselenin ne kadar ehemmiyet kesp ettiğini göstermesi açısından önemli bir göstergeydi…

İnsanın sonsuzluğu arayışı kendi sonunu getirecek gibi görünmektedir.

Beyin üzerine yapılan çalışmalar…  Gen çalışmaları… Uzun yaşamın sırrını aramalar…  Tanrısız bir yaşamın varlığını bilim üzerine inşa etme çabaları… Buna yönelik uygulamaların olduğu filmlerin dünyada gösterime girmesi ve çokça izlenmesi… Din adamlarının ise nelerin olup bittiği konusundaki yetersizliğinin yanında din içi yanlışlara veya doğrulara vurgu yaparak dinin kendisinde meydana gelebilecek parçalanmaya yandaş olmaları da ayrı bir garabet olarak ortada duruyor.

Bu durumun kendisi başlı başına bir tehlike olarak varken, İslam dâhil mevcut kültür ve inançların da bu parçalanmışlığa ve insanlığın yeni kaderine yönelik bir tehdit unsuru görmemesi başlı başına bir tehdit ve tehlike olarak ortada durmaktadır. Ayrıca karşı çıkan yeni sol akımların, iklim değişikliği üzerine yapılan çalışmalar ve karşı çıkışlar vesaire tersinden aynı geleceğe kapı aralamaktadır. Yeşiller, hareketi, feminist hareketler, gey ve lezbiyenler ve onları temsil eden Lgbti gibi yapılar bu yeni geleceğin oluşumunu üstlenmiş ve toplumsallaşmasına matuf arayışlara destek sunmaktadırlar.

Müslümanların kendi dinleri ile sahih ve sahici bir ilişki kuramamaları yeni geleceğin durumunu kavrayamamalarına neden olmaktadır.

Onların din, gelenek, modernleşme gibi kaygılar üzerinden yaptıkları tartışmalar, kendi elleriyle karşı cenahı güçlendirmekte ve onları yanıltacak pozisyonların oluşumuna katkı sunmaktadır… Bu yüzden Müslümanların kendi varlıklarını korumalarının beklemek bile neredeyse hayal olmaya yüz tutmaktadır. Bırakın, karşı karşıya kalınan duruma yönelik bir muhalefet sergilemeleri, olup bitene dinden meşruiyet arayışını temellendirme çabaları içerden yüksek sesle çıkmaktadır.

Durum bu ahvalde iken, bir Müslüman olarak ben; mevcut gidişatın olumsuzluğu yanında insanlığın intiharına yönelik çok güçlü bir geleceğin varlığını görmekteyim.

Bu geleceğin insanlığın hayrına olmayacağı gibi insanlık tarihindeki en derin köleliğin yeniden inşa edileceği de bedihiyet kazanmaktadır. Buna rağmen Müslüman entelektüeller kendi psikolojik sorunları ile baş edemediklerinden dolayı bu yeni duruma yönelik eleştirel bir tavır geliştirmekte zorlanmaktadırlar. Bu meselede muhalefet sergileyenlerin defolu gösterilmeleri, olmaları, oldurulmaları meseleyi içinden çıkılmaz bir hale dönüştürmektedir.

Çözüm yok mu?

Çözüm her zaman vardır…

Allah var ise imkân vardır. İmkân ise her ne ise onu aşmanın bir yolunun varlığına delalet eder. Allah’tan başka mutlaklık yoksa ki Müslüman böyle inanır. O zaman geleceği kuranlar ve gelecek hülyasına sahip olanlar, bu yüzden İslam’a saldırı halinde olmaktadırlar. Bu yüzden o geleceği başlarına yıkmak her zaman mümkündür.

Bize Kuran: “Nice azınlıkların nice kalabalıklara galebe çaldığını” bildirmektedir. Yeter ki Müslümanlar Allah’a yönelsinler, O’na dayansınlar ve kendi dinleri ile barışık bir şekilde yaşamaya çalışırken, modern dünyanın ve kültürünün temel kodlarının ürettiği bu yaşam formunu terk ederek kendilerine ait bir yaşama biçimine yönelsinler. Gerisi kolayın ötesi olacaktır.

İlahi inayet her zaman insanların yanı başındadır. İnsan kendisi bu inayetten vazgeçmediği sürece…

Abdulaziz Tantik

ETİKETLER:
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.