İstanbul Proje Değil, Yeniden Sayılmalı

İstanbul’da seçim Binali Yıldırım’ın dediği gibi mundar oldu. Az sayıda geçersiz oy sayımında AK Parti aleyhine 16 bin haksızlık çıktı. Büyükçekmece’de yolsuzluk çıktı. Ağırlıkla CHP eğilimli olan sandık kurulu başkanlarının etkileri görülüyor. Sandık kurulu çoğunluğu Millet İttifakında olduğundan geçersiz CHP oyları geçerli sayıldı. Ardı ardına haksızlıklar.

Bu, klasik Halk Partisi zihniyetidir. 

Gerek seçimde, gerekse kendi kurultaylarında bütün mesele imza alma, imza çekme, tüzük maddelerinin boşluklarından yararlanma yollarıdır. Halka, delegeye, istişareye önem vermezler. Bu genel solcu yaklaşımında lafta demokrasi, esasta dikta vardır.

Kuşkusuz 17 yıllık AK Parti iktidarı henüz kendi kadrolarını oluşturamadı. Hala hukukçular, akademisyenler, devlet memurları, öğretmenler, iş adamları, mühendisler, mimarlar, sanatçılar ağırlıkla Batıyatapar eğilimli, Yılbaşı Çamı kültürlü ya da FETÖ sempatizanıdır. Çünkü bir eğitim ve kültür stratejisi oluşturulamadı.

Dolayısıyla gerek ekonomi gerek hukukçularda ağırlıklı CHP eğilimli kesimin her aşamada yaptığı usulsüzlükler ortaya çıktı. 

Pekiyi neden şimdi bu seçimde, neden yakın devirlerde olmadı?

Cevap ittifaklardır. Daha önce CHP zihniyetliler sandıkta azınlıktaydı. AKP, MHP, HDP, SP varken bir şey yapmaktan çekinirdi. Fakat son seçimde sandıkta CHP, İYİ P., HDP hatta bizim SP’nin bile itiraz etmeyeceği çoğunluk oluşturdular. Canan Kaftancıoğlu, Frenk masallarının kötü cadısı gibi kulesinden İstanbul’a kahkahalar atmaya başladı. 

Muhtemelen sandık başkanı da bu eğilime katılınca, hafif Binali mühür kayması geçersiz, açık Ekrem hatası geçerli sayıldı.

Organize usulsüzlük her seviyede yapıldı: sandık başkanları atanırken, oy sayımında, oy toplamında, bildirimlerde, ilçe seçim kurullarında, il seçim kurullarında, hatta YSK’nın tuhaf kararlarında.

Bunun kendiliğinden vukuu, ihtimal ilmi dahilinde imkansızdır. Kuşkusuz yukarıdaki CHP zihniyetinin tabanda etkisi vardır, ama bu kadar fûtursuzca olduğunda akla bazı kuvvetler geliyor.

Şimdi kadrajı genişletip bakalım. 15 Temmuz’da dünya elitleri Türkiye’de darbe planladılar. Olmayınca alternatiflere bakıyorlar. 16 milyon resmî  20 milyon gayri resmi nüfuslu, orta büyüklükte bir Avrupa ülkesi misali İstanbulumuz ana hedef.

Destek veren kim? Fox televizyonu. Bu kim? Amerika’da Müslüman nefretinin kaynağı, İslamiyete karşı savaşın çığırtkanı, en iyi Türk ölü Türk malum zihniyetli Fox News kanalının Türkiye operasyonu. Mücahit Ören’den satın aldıkları Amerikan istihbaratının Türkiye’deki medya operasyon kolu.

Kim bu Amerikalıların televizyonunu emanet ettiği sadık ve Amerikan operasyonlarını uygulayacak şahıs? Daha önce fazla bilinmeyen Fatih Portakal diye bir beyefendi. 

Tesadüf o ki proje insanı Fatih Portakal, üniversitede Ekrem İmamoğlu diye yine paraşütle getirilen biriyle aynı evde gece gündüz birlikte kalmış, birlikte eğitim almış. İmamoğlu belki farkında bile değil ama dünya elitleri ne derse yapacak, bunda endişe yok. Yeni Gezi için de mesajlar vermeye başladı.

Operasyonun koordinatörü İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hanımefendiler kimler? CHP’nin Kemalist kanadıyla alay eden, domuz eti yemeyi yüceltecek kadar halk karşıtı, müzmin PKK sempatizanı, 15 Temmuz’a istihza eden, sol kökenli liberal adı verdikleri klasik bir Amerikancı. Bir işgal olsa ‘oh medeniyet geldi pisliklerden kurtulduk’ diyecek, işgal ordu askerlerine çeşitli hizmetler sunacak münevver kitlelerimizin gözbebeği. Konuşmaları, ‘yalancılar, öğreneceksiniz’ gibi tahriklerle dolu. Arkadan proje itmeleri olmasa muhtar bile seçilemeyecek bir kişi.

Bunlar 20 milyonluk İstanbul’u Bizans oyunlarıyla ele geçirecek, bir sonraki darbe girişimine zemin hazırlayacak, dindar kesim mahallelerine intikam hizmeti verecek.

Dahası FETÖ var. Genelde vatan haini zihniyetli kesimler bu konu geçince ukala ukala güler. FETÖ’nün AK Parti içinde, özellikle seçim kollarındaki yaygınlığı biliniyordu. Tepedeki generalleri aldılar ama tabanda bu ne düzeyde bilinmiyor.

Biz FETÖ’yü göremiyoruz ama İngiliz Amerikan istihbaratı her bir FETÖcü ajanlarının pozisyonunu ekranda ışıklı görüyor. FETÖcünün mahrem imamını, abisini görüyor. Kendi düz ajanlarını görüyor. Biraderleri görüyor. Marksist-Leninist  militanı görüyor. PKK’cıyı görüyor. Sosyal medyada hükümete saydıranı görüyor. Evvelden Gezi methiyesi yapıp sonradan hesabından silmiş memuru görüyor. Şeytani bir göz gibi bunların konumunu biliyor, birleştiriyor. Biz göremiyoruz.

Buna karşı tek bir çözüm var. İstanbul’da oyların yeniden, ancak özel önlemlerle, açık olarak yeniden sayımı. 10 milyon oy da yeniden sayılmalıdır. 

Aksi durumda eğer böyle kalırsa İmamoğlu proje iktidarı, toplumun yarısınca gayrimeşru görülecektir. Aksi durumda sadece kısmi bir saymayla Yıldırım 20 milyonun başına geçerse o zaman iktidarın gaspı denilecektir. 

Yapılması gereken 10 milyon oyun yeniden sayılması ve konunun temize çıkmasıdır. YSK’daki unsurlar bunu engellememelidir.

Ali Ulvi ALTINSOY

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir