islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
15,9153
EURO
16,8589
ALTIN
944,03
BIST
2.372,35
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
23°C
İstanbul
23°C
Açık
Cumartesi Parçalı Bulutlu
23°C
Pazar Parçalı Bulutlu
22°C
Pazartesi Az Bulutlu
23°C
Salı Parçalı Bulutlu
24°C

Kadir/Takdir Gecesinde İnen Vahiy/Hidayet…

Kadir/Takdir Gecesinde İnen Vahiy/Hidayet…
28.04.2022
A+
A-

Kuran, bir hidayet kitabıdır. Vahyin en temel vasfı hidayettir. İnsanın hidayete ulaşabilmesi ise takva sahibi oluşuna bağlıdır. Vahyin/Kuran’ın hidayeti takva sahiplerine yöneliktir. Yani takva sahibi olmayan insanlar, ilahi rehberlikten mahrum kalırlar. On beş yüzyıldır bunun tipik örneklerini gözlemlemeye devam ediyoruz.

Takva ilk anlamını insan nefsine yüklenmiş fücur ve takva kavramındaki potansiyel iyilikten alır. İnsan, hem kötülüğe hem iyiliğe yönelik bir potansiyel taşımaktadır. Şeytan ve dostları, onu ayartır ve yoldan çıkarır. Vahiy ve vahyin gönderildiği Elçiler ise insanı takvaya davet ederek onu iyiliğe ve kendi fıtratı ile uyuma çağırır. Takva aynı zamanda bir kurtuluş çağrısı ve kurtuluşun zeminidir de…

Takdir edilen vakit ise insanın tarihini yeniden yazmanın başlangıç adımıdır. Altı yüz yıl gibi uzun bir zaman cehalet bataklığında sürünen insanlık, ilk kez, kendisine seslenen ilahi bir ses duymakta ve kulakları, ilahi nefha ile temizlenerek kalbinin tezkiyesine zemin hazırlamaktadır.

Yeryüzünün fesada uğradığı bir zemin ve zamanda, insanların zulme duçar kaldığı bir vakitte vahiy, insanları kendi fıtratlarına dönmeye ve fıtratlarının gereği olarak kölelikten kurtularak kul olmaya yönelik bir iradeye sahip olmaya davet eder.

İnsan, yeryüzünün sakinidir. Bu sakinliğin selamet ile neticelenmesi ise selamın varlığına bağlıdır. Selam, insan ve diğer yaratılmış varlıkların kendi fıtratları ile uyumlu bir bakışa sahip olduklarında ve uygulamada kendi karakterleri ile uyumlu bir bireysel ve toplumsal yaşamı içselleştirdiklerinde oluşabilecek bir durumdur.

Kadir gecesi aynı zamanda bir kader vaktini de inşa eder. İnsan, kendi kaderini belirleme yetisine ve bilgisine haiz kılınmıştır. Vahiy, insana, kendi kaderini belirleme imtiyazı kazandırır. Elbette ki insan, her şeye güç yetiren bir varlık değildir! Ancak kendi kurtuluşunu sağlayacak bir iradeye, bilgiye, cesarete ve özgüvene de sahiptir. Bu gücü de vahiy ona sunmaktadır. Kadir gecesinin ehemmiyeti de buradan neşet etmektedir. Yani gece, her gece gibi aynıdır. Ama o gecede olağan üstü olan şey vahyin melekler aracılığı ile nüzulüdür. Bu inzal o geceyi önemli ve anlamlı kılmaktadır. O zaman dikkat bizatihi inzal olan vahye yöneltilmelidir. Aşkınlıkla bağı kuran gecenin kendisi değil, o gecede indirilen vahyin kendisidir. Vahiy, Allah; Yaratıcı Kudret ile yaratılmış varlık, varlığın özü olarak tesmiye edilen insan arasındaki diyaloğu sağlayandır. Aşkınlık bu yüzden vahye aittir. İnsan bu aşkınlıkla buluşarak, kendini aşkınlığın kollarına bırakarak kurtuluşunu garantiye alabilir.

Zaman, sürekliliği bağlamında aldatıcı bir özellik taşır. İnsan, alışkanlıkları ile kendini aldatır. Hakikatin gerçek yüzü ise istisna olana aittir. Kadir gecesinde vahyin inzali, istisnai bir duruma göndermedir. İnsanlık tarihi boyunca bu durum hep istisna olur. Alışkanlıklardan kurtulmakta bir anda insanın aydınlanması, tabiri caizse kafasının dank etmesi ile istisnai bir durum yaşadığında olur. Milyonlarca insan arasında tek bir insanın seçilmesi ve ona aşkınlıkla bağ kurma imtiyazı sağlanması, bizatihi onun tecrübesine konu edinilen aşkınlığın diğer insanlar için uyarı ve davete dönüşmesi de bir istisnadır.

Yaşamın kendi sürekliliği içinde iyi ve kötünün alışkanlık üzerinden kendi tabiatını gizleme özelliği kazandıkları bedihidir. Kültür dediğimiz şeyin kendisi bizatihi belirleyici kodlar üretmekte ve hem kişilerin karakterini, hem de toplumların karakterini belirlemede yetkin bir konum elde etmektedir. Eleştiriden muaf tutulan kültürün yozlaştırıcı boyutu ancak ona dışarıdan yapılan bir müdahale ve o kültürün bakışının dışında bir bakış ile bakabilmeyi öğrendiğinde kişi, kendisini o kültürün tasallutundan kurtarabilir. İşte bu yüzden istisnai olanın ehemmiyeti ve değeri açığa çıkar. Vahiy, bir öz olarak kendisinden neşet eden kültüre de eleştirel bakabilmeyi sağladığı gibi farklı kültürlere de yeni bir bakış üzerinde bakmayı önerdiği ve sağladığı için bitimsiz bir öneme sahiptir.

Vahyin ilahi tabiatı, insanların onu tekellerine almayı imkânsız kılar. Bu da vahyin eşit bir şekilde insanlara açık bir davet olarak öne çıkmasına imkân tanır. Bu yüzden vahiy, her insan tekine kimliğine, kişiliğine, kültürüne, ırkına, cinsine, mesleğine, işine bakmadan bir kurtuluş umudu olur. Allah, bütün kullarının ve varlıkların Rabbidir. Âlemlerin Rabbi oluşu buna delalet eder. Her varlığın Rabbi ise her varlığa yönelik bir hidayet rehberliğini sağlayacak bir mekanizmayı da kuracaktır. Bu yüzden kul, hep bir şükür/hamd üzere olmayı itiyat haline getirmeli ki Rabbinin verdiği nimetlerin karşılığını verebilsin…

Yeryüzünü tasarlayan Rabb, vahiy göndererek, insana bu tasarımın temel prensiplerini de öğretmektedir. Resuller aracılığı ile bu prensiplerin uygulamada nasıl olması gerektiğini de beraberinde göstermektedir. Yaratılış, oluş ve insan ilişkileri ile birlikte her şey insana verili olarak sunulduğu için insanın azması, kibirlenmesi, güç gösterisine yönelmesinin bütün yolları kapatılmaktadır. Ama buna rağmen insan azar, kendini müstağni gördüğünde… Bu temel gerçeği dikkate aldığımızda kadir gecesi indirilen vahyin ne kadar kıymetli bir ilahi armağan olduğunu da idrak etmiş oluruz.

Akışın içinde var olan kişi, akışın istikametine tabi olur. Akışın dışına çıkmak için durmak ve akışı gözlemlemek şarttır. İşte bu şartı sağlayan ise vahyin inzalidir. Vahiy, akışın olgusal boyutunu ve dışarıdan bir gözlem ile bakabilmeyi sağlıyor. Farkındalığı artıran vahyin insana hidayet etmesi de bir lütfu ilahi olarak betimlenmelidir. Bu da modern zamanlarda insanın yalnız bırakıldığı savını geçersiz kılar. İnsan hiçbir zaman yalnız bırakılmamaktadır. Çünkü her an ona kendisinden daha yakın olan bir Rabbi yanı başında durmaktadır. Bu yakınlığı hissedecek bir kabiliyete sahip olarak donatılmıştır. Yeter ki, gözünü basiretle, kulağını hakikate ayarlı, kalbini de saf kılarak ilahi nefhaya açık hale getirsin…

Yalnız olmadığımızı hissettiren ve Geceyi kutlu kılan vahyin rehberliğine tabi olmayı irade eden bir kul olma dileğiyle…

Abdulaziz Tantik

ETİKETLER: ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.