islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
15,8769
EURO
16,8435
ALTIN
942,56
BIST
2.372,35
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
23°C
İstanbul
23°C
Açık
Pazar Açık
23°C
Pazartesi Açık
25°C
Salı Az Bulutlu
24°C
Çarşamba Açık
25°C

Kavimlerin Helâkı Tektir

Kavimlerin Helâkı Tektir
27.07.2019
A+
A-

Kuran-ı Kerim bütün düşünce, eylem ve ilişkilerimizin temeli olmalıdır. Ebediyen korunan tek vahiy olan Kuran’ı yegane esas almayan Müslüman topluluklar da yenilmeye mahkümdur. 

Bugün Müslümanız diyen halklar Kuran’ı esas almadıkları, sadece Müslümanlığın marka haklarına sahip çıktıkları için işte dünyanın en alt katmanda eziyet görmektedirler.

Kuran-ı Kerim’i esas almamamızın nedenlerinin başında onu anlamamamız gelir. Bazen en eğitimli Müslüman bile Kuran’ın sade ve açık anlatımını benimsememekte, onu anlamamaktadır. Oysa Kuran anlaşılırdır.

Bunların başında aynı konunun yinelenerek anlatılmasında farklardır. Kafası karışık insanlar aynı konunun farklı açılardan anlatımlarını bir hata olarak görürler. Allah bununla ne demek istiyor derler. İmanları zedelenir.

Oysa Allah aynı konuyu farklı açıdan anlatarak o konuyu bütün boyutlarıyla vermektedir. Farklı anlatımların bütünleşmesi gerekir ve bu bütünleşme sırasında bir düşünce derinliği oluşur. Mümin feraseti bu birleştirmelerin sonucunda elde edilir.

Örneğin toplumların ve uygarlıkların yok oluşunu Allah iki farklı şekilde anlatır. Birincisi Allah’ın yolladığı bir tabiat âfetidir. İkincisi o toplumun elitlerinin Allah tarafından bozulmasıdır. Allah birincisini bir sünnetUllah, ikincisini de temel kural olarak verir. 

Kafası karışık kişi bunu bir çelişki zanneder ve zayıf olan îmânı daha da zayıflar. Ama eş dosta kötü olmamak için paylaşmaz. Münafıklaşır.

Oysa her ikisi de doğrudur, aralarında çelişki yoktur. Uygarlıklar, çoğu zaman tabiat afetleriyle, her zaman da elitlerin bozulması sonucu yok olur. Âfetler, bir şehrin yanması, göktaşları, depremler, seller bir uygarlığı tek başına yok edemez. Bunlar, yoldan çıkmış elitlerin sosyal düzenlerini yok ettikleri toplulukların yok oluşunda ancak bir son darbe olur.

Yolsuzluğa dalmış kokuşmuş elitler, toplumun korunması yönünde askeri, ekonomik, mühendislik önlemler almamışlar, toplumsal kontrat ve güveni zedelemişler ve toplumun yeniden kendine gelme, direnme, yeniden dirilme imkânlarını silmişlerdir. Böylelikle bir göktaşı, bir sel, bir nükleer reaktör kazası o uygarlığı bitirir. 

Toplumun helakı hem doğal afettendir hem de elitlerin bozulmasından. İkisi de Allah’tandır. 

Mümin, bu konuda ve diğer bütün konularda Kuran’da çelişki olmadığını bilir, farklı anlatımları bir araya getirirken konuyu derinliğiyle kavrar ve düşünce biçimi gelişir. Anladıkça imânı pekişir, hamd eder.

Münafıksa bunlar arasında çelişki görür, farklı zamanlarda, farklı amaçlarla, hatta unutularak yazıldığı vehmine kapılır. Aklınca durumu idare etmek için nesh edilmiştir der, o dönemin gereği oydu mecburen dendi gibi aptalca izahatlar üretir. Düşüncesi sığlaşır, Kuran’dan uzaklaşır, Allah’a imandan alacağı zevk ve mutluluğu, maddi kazanımlarda, makamlarda aramaya başlar.

Ali Ulvi ALTINSOY

Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.