islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
18,6443
EURO
19,6049
ALTIN
1.070,26
BIST
4.827,04
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
16°C
İstanbul
16°C
Çok Bulutlu
Cuma Hafif Yağmurlu
17°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
19°C
Pazar Hafif Yağmurlu
16°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
13°C

Kaybolup Giden Saatlerini Hatırla

Kaybolup Giden Saatlerini Hatırla
15.10.2022
A+
A-

“Kaybolup giden saatlerini hatırla, onlar sana nasihat olarak yeter.” İbnü’l-Cevzi

Zaman bir kar tanesiydi ve eridi gitti. Onu tekrar bir araya getiremezsin. Hızla biten tükenen hayat sermayemizden en büyük ticareti yaparak finale koşmak için az vakit kaldı.
Rövanşı sonsuz mutluluğun, huzurun, güzelliğin ve zenginliğin kapısını aralayacak salih işler ve sadakayı cariyeler ile tamamlamak ne güzel, bunun için önce ruhumuzu sonra hayat vizyonumuzu tekrardan revize etmek tabi ki kaçınılmaz.

Yüce Allah insanın fıtri
yazılımına uygun yaşam programında bize kılavuz olacak, unuttuklarımızı hatırlatacak, şaşırdığımızda yolumuza rehber olacak, karanlıktan aydınlığa, cehaletten bilgeliğe taşıyacak Kur-an ile bizleri sürekli olarak muhasebeye çağırır.
Gerçek o ki geçmişin tecrübeleri bugünün uzmanlığına, bu günün fırsatları geleceğin parlayan yıldızı olmaya, yarın olabilecekleri hesap edebilmek ise ileri görüşlü, ferasetli yatırımlar olarak maddi-manevi kazanç şeklinde kişiye döner.

Yüce Rabbimiz bu tutum ve tutarlık ile kadimden, bugünden, yarından kopmadan bilakis zaman kavramını delerek çoklu zaman prensibini fonksiyonel olarak uygulayıp mutmaince zamanı aşan bir duru görü ile hareket etmemizi teşvik eder.

Rabbim bize Kur’an’ın inzal olma sebebini açıklar iken de sonsuz zamanlara göre hesap eden bir bakışa bizi davet eder.

“Allah bu tutarlı ve dosdoğru kitabı, inanmayanları kendi katından gelecek şiddetli bir azap ile uyarmak, sâlih ameller işleyen Mü’minleri de içlerinde ebedî kalacakları güzel bir mükâfat ile müjdelemek için indirmiştir.” (Kehf 17/2-3)

O vakit yüce kitabımızın bizlere sunduğunu almak, sakındırdığını bırakmak üzere bir görüş açısı revize etmeliyiz

Hayat asla bizlere bugün servis edilen gibi değil.
Bilim insanın Allah’ı yendiği arena değil.
Çıplaklık ve intihar, medeniyet ve cesaretin ürünü değil.
Fuhuş, zina romantik hayatın kalıcı mutluluk ve tarifsiz doyumun kaynağı değil.
Irkçılık, faşizm milliyetçiliğin şaşmaz şubesi değil.
Faiz kazancın kaçınılmaz disiplini değil.
Soykırım, katliam güçlünün zafer naraları değil. Cesaret eylemi hiç değil.
Sanat ve estetik konusu da asla değil.
Bilakis narsist bir bakış, materyalist bir zihin, türlü komplekslerin dışa vurduğu nevrotik haller, major depresyon, manik depresiflik vb… problemler sonucu ortaya çıkan, ilaç ve terapilerle önlenebilecek yıkıcı eylemler serisidir.
Farkındalıklarımız artmalı.
Acıyı hisseden ruh, empati kuran nefis, kendini insani duygularda yüceltecek öz şefkat, öz saygı, iletişim dili lazım bizlere. Ne kadar kötü hissedersek hissedelim duygularımızı paylaşabilip çözüm arama becerilerini gösterebilmeliyiz. Ne kadar iyi hissedersek hissedelim dünyanın sarhoşu olmadan, beşeri çevreden kopmadan, mutluluğu bırakın insanlara yansıtmayı, bitkiye, hayvana, tabiata kısaca kâinata yansıtan duyguları desteklemeye yönelik temel ders ve programlara dahil etmeliyiz kendimizi ve sevdiklerimizi.
Hatta ilk, orta, lise öğretim müfredatında zaruri olarak hem öğrencilere hem velilere öz şefkat, öz saygı, sosyal iletişim dili öğretilmeli.
Üniversitelerde de bitirme tezi iki olmalı. Tezin birisi bu alanı kapsamalı.
Bu insani sorun her türlü siyasi kavganın üzerinde, din, mezhep, ırk ötesi bakılacak, insanlığa ve kainata barışı, huzuru tesis edecek kozmik bir sorumluluktur.

Hayata dair her parametreyi multi disipliner incelediğimizde ancak şu ayetin bizi çağırıyor olduğunu görüyoruz.

“Ey insan! İhsanı bol Rabb’ine karşı seni aldatan nedir ?” İnfitar 82/6

Rabbimiz bizi sayısız nimetler ile bu dünyada var eyledi. Tüm bu nimetlere rağmen bizler bu nimetleri görmezden gelmek bir yana, sahip olduğumuz nimetlerinde kaynağını biz zannederek gurur ve kibre kapılıyoruz.
Kibrimizi söyleyemeyecek kadar da gururluyuz ve bunu da üstün bir meziyetmiş gibi kitabına uydurup edebiyatını tüm dünyaya pazarlamayı marifet biliyoruz.
Oysaki kibir İblis’in felaketi, İblis’in ordusu Şeytan ve dostlarının esareti, insanlığın dünyayı ifsad edip cenneti kaybedişidir.
Kibir insanın dışa gurur, insanın iç alemine vurmuş fıtratı yıkım halidir. Bu sebepten gurur ve kibir karanlık bir duygudur.
Enaniyet ve benlik duygusu ile bu kâinatı anlamak ve geçici hayattan keyif alarak, ebedi ticaretin kârlı yatırımını elde edip gitmek mümkün değildir.
Bu yazıyı bitirirken, bu yazının kastını, bakış açısında zamanı, mekanı, kişiyi, olayı aşarak hiçbir şeye takılmadan yol alanın kazanacağını açıklayacağına inandığımız güzel bir hikaye paylaşalım.

Zengin bir adam bir restorana girdi. İçeri girer girmez bir Afrikalı (siyahi) bir kadının köşede oturduğunu fark etti.
Kasaya gitti, cüzdanını çıkardı ve bağırdı: ′′Bu restorandaki herkese benden bir içecek ısmarlıyorum. Şuradaki siyahi kadın hariç!” dedi.
Kasiyer parayı aldı ve Afrikalı kadın hariç herkese bedava içecek vermeye başladı. Kızmak yerine siyahi kadın adama bakıp ′′Teşekkürler ′ diye bağırdı.
Bu zengin adamı kızdırdı. Sonra bir kez daha cüzdanını çıkardı ve bağırdı: ′′Hey! Garson bu sefer köşede oturan Afrikalı kadın hariç herkes için içecek ve ekstra yemek alıyorum!” dedi. Garson adamın verdiği ücreti tekrar aldı ve Afrikalı hariç restorandaki herkese bedava yemek ve içecek ikram etmeye başladı.
Garson yemek ve içecek servisini bitirdiğinde, Afrikalı kadın adama gülümsedi ve ′′Teşekkürler′′ dedi. Bu teşekkür adamı daha da kızdırdı. Tezgahın üzerine eğilip garsona hiddetle sordu: ′′Bu siyahi kadının nesi var ? Bu restorandaki herkese yiyecek ve içecek aldım, kızmak yerine orada oturdu, bana gülümsedi ve ′′Teşekkürler!” diye bağırdı.
′′O deli mi ?”
Garson zengin adama gülümsedi ve ′′Hayır deli değil.’′ dedi.
Bu mekanın sahibi…

Selam ve dua ile kalınız.

ETİKETLER:
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.