islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
16,6198
EURO
17,3800
ALTIN
971,09
BIST
2.401,96
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
27°C
İstanbul
27°C
Açık
Perşembe Açık
28°C
Cuma Açık
27°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
26°C
Pazar Açık
27°C

Kötülük Duygusunun Patlaması…

Kötülük Duygusunun Patlaması…
02.06.2022
A+
A-

İnsan iyi ve kötüye meyyal yaratılmıştır. İnsanın özgürlüğü bu iyiye ve kötüye meyyal oluşuyla alakalıdır. Bu temel gerçeği görerek olup bitenleri anlamlandırma çabasına girişmekte yarar var. İnsanın iyiye yönelmesi ve kötüye yönelmesi kendi iradi konumuyla ilişkilidir. Hiçbir güç onu kötülüğe veya iyiliğe sevk edemez, kendisi istemedikçe, zayıf olanlar için, kötülüğe zorlandıklarında onlar sorumlu tutulmamaktadırlar. Bu da sorumluluğu özgürlüğün teminat altına aldığını bize gösterir.

Son Suriyeli yaşlı kadına tekme atan adam üzerinden gündeme düşen haber ile ilgili yapılan yorumlar toplumsal vicdanın hala ölmediğini göstermesi bağlamında önemli… Ama sorunu doğru teşhis etme bağlamında hamaset ve duygusallık taşıdığı da müsellem… Gösterilen tepkiler, sorunu çözmeye matuf değil, bilakis, karşıt tepkinin yükselişine kapı aralayan cinsten bir tepki… Benzer bir olay, Galata kulesinde kendini yakan kişiye karşı, selfi ekmek, cep telefonu ile video çekmek ve seyretmek olarak verilen tepkinin sosyolojik bir analizini yapmak lazım. Aynı şey, bebek sahilinde cinsel ilişkiye girmiş iki kişinin seyre konu edilmesi ve bir tepkisizlik ile karşılaştığı gibi fotoğrafını çekerek yayınlamayı düşünen zihnin durumu içinde geçerli… Ortalık yerde yapılan fiilin sosyal gerçeklik bağlamında bir karşılığının olması gerekmektedir. Psikologlar ve sosyologlar bu olguları yorumlamalıdırlar. Ayrıca toplumsal mühendislerimizde bu meseleye el atmalı, propagandistle ne bekliyorlar. Ah! Kalpler iflas etmiş durumda…

Mesele ise bizatihi sorunu çözüme odaklanmaktır.

Soruna odaklanan çözüm açısından olayın vuku bulmasının nedeni çok önemli. Çünkü o neden üzerinden, nedeni oluşturan şartların değişimine yönelik bir taktik ve stratejik çalışma yapılabilir ve ıslah edilebilir. Bu yüzden, olayı meydana getiren duygusal patlamayı oluşturan unsurları ve bu unsurları oluşturan, güçlendiren şeyin kendisi çok önemli sayılmalıdır.

İnsanın iyiye ve kötüye meyyal oluşunu yukarıda ifade ettik, işte kötüye meyyal olan boyutu kışkırtan ve sürekli ayartan bir kültür ve yaşam formu içinde varlığımızı sürdürüyoruz. Bu temel gerçeği dikkate alarak yol almak bir zorunluluğu işaret eder. Çünkü modern kültür, insanın özgürleşmesini kötülük işleme; burada kötülük, dinlerin yasak kıldığı şeylerdir. İşte modern kültür, bu dinlerin yasak kıldığı şeyleri yapmanın bizatihi kendisini özgürlük olarak tanımlamaktadır. Bu meseleyi anlamadan olup bitenin neliğini anlamakta hep zorlanacağız, farklı yorumlar yapacağız, ama isabet etme konusunda hep zaaf taşıyacak yaklaşımlar geliştirmiş olacağız.

Sorunun ikinci ayağı ise, cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte kurumsal bir zeminde sekülerleşmenin gerçekleşmesi, modernleşmenin devlet aklı eliyle yürürlüğe konulması, eğitim formasyonunun modernleşmeyi sağlayacak bir düzene sahip kılınması, en önemlisi de devlet aygıtında çalışmanın bedeli, kabul etmesen de modern kalıplara uyma zorunluluğuna sahip oluşudur. Bu durumun oluşturduğu tahribat önemli, toplumsal zaaf ve sorun diye gördüğümüz ve hep eleştiriye tabi kıldığımız gayriahlaki zemini inşa eden de bu durumun kendisidir. İkiyüzlülüğü bir karakter gibi dayatan ve ancak ikiyüzlü olduğunda işini yürütebildiğin bir politik zeminde başka hangi karakter inşa edilebilirdi ki…

Sorunun üçüncü ayağı ise meseleyi daha girift hale getirirken, sorunu da içinden çıkılmaz hale getirdiği gibi meşrulaştırma eğilimini de güçlendirmektedir. O da son yirmi yılın iktidarında bulunan muhafazakâr ve son yıllarda oluşan milliyetçi cephenin de katılımı ile muhafazakâr milliyetçi iktidarın iktidar olma sürecinde ürettiği sorunlar yumağı, iktidardan nemalanırken, kullandığı enstrümanlar, iktisadi daralmanın küresel ölçekte oluşuna rağmen, iktidara düşen pay, asli unsuru da; Müslüman olma iddiası taşıyan iktidar elitlerinin, Müslüman ahlakına uymayan davranışları siyaset yapma biçiminde rahatlıkla kullanabilmesinin getirdiği bilgi çarpıtma ve buna bağlı geliştirilen eleştirilerin toplumsal zeminde estirdiği nefretin ayyuka çıkmasıdır. Buna ek olarak da, iktidara gelme arzusu taşıyan muhalefetin her biçimi ile sert ve çoğu kez aldatmaya dayalı, kısmi gerçeklere dikkat çekerek yaptığı propaganda… Bu propaganda üzerinden estirilen din düşmanlığı ile Müslüman düşmanlığını eş değer hale getiren tutum ve tersinden Müslüman ile dinin özdeşleştirilerek yapılan saldırılar… İktidar elitlerinin Müslüman muhafazakâr, milliyetçi karakteri üzerinden dine ve dine dair ne varsa fütursuzca saldırmaları ile oluşan toplumsal patlamalar…

Şirazesi kaybolmuş toplumsal zeminin en rahat gücünü göstereceği yer, göçmenlerdir. Gözlerimle şahit olduğum, bir toplu taşıma aracında gençler, sırf derisi siyah diye orta yaşın üstünde bir hanım, modern kıyafeti içinde onlara hakaret etmeye başladı, tepkiler yükselince ilk durakta inerek kendini tepkilerden kurtardı. Ama bugün Bolu belediye başkanının yaptığı açıklamalar ve uygulamalar, televizyon programlarında konuşulan şeyler, dile getirilen görüşler vesaire, özellikle sosyal medyada koyu bir propaganda ile insanlar rahatlıkla duygusal patlamaya hazır hale getirilmektedir. Ayrıca, para karşılığı bu toplumsal patlamayı arzulayanların ekmeğine yağ süren zavallı aptalların varlığını da unutmamak lazım…

Çözüm ise, bu sorunu oluşturan unsurların teker teker ele alınarak o sorunun çözümüne yönelik yöntemler ve bakışlar geliştirmek, bunu tek bir kişi değil, bir toplumsal hareket olarak başarmakta yarar var. Çünkü sorun toplumsal bir karakter taşıyor, çözümü de toplumsal bir karakter taşımalıdır. Her bir sorunu kendi bağlamı içinde ayrıca tanımlamalı ve çözümünü de o tanıma uygun bir şekilde düşünmeli. O sorunların birbirini besleyen boyutlarını da dikkate alarak, bağlantılarını işlevsiz kılacak adımların atılması şarttır. Bunun içinde stratejik bir araştırmanın ve çalışmanın yapılması öncelikli olmalıdır.

Mesele sadece muhafazakâr milliyetçi kesim değil, bu ülkeye katkı sunan ve burada yaşanabilir, özgür ve hakların korunduğu adalet üzere bir yaşamı arzulayan her kesimin birlikte birbirini destekleyerek çözüme yönelmesi, çözümün tabiatı gereği elzemdir. Özellikle, mevcut gidişatın dışında kalan ve kirlenmeyen entelektüel aydın ve âlimlerin, meseleye yönelmesi, çözümüne kafa yorması, yaklaşımlar geliştirmesi meselenin çözümü kadar doğru bir zeminde yürüyüşünü sağlama konusunda da elzem olana tekabül eder. İktidardan uzak, nimetinden kaçan, külfetine de girmeyen öncülerin meselede öncülük etmeleri ise başarı imkânını artırır…

Meselede taraf olmak yerine nelerin olup bittiği konusunda nesnel davranacak bir yaklaşıma olan ihtiyaç ise çok fazla muhtaç olacağımız bir olgudur. Çıkar, bencillik, kıskançlık ve beklenti içinde olmayan her düşünen aklın, toplumsal gidişatın yönünden rahatsız olması ve çözüme ortak olması doğru adımın başlangıcını oluşturacaktır.

Abdulaziz Tantik

ETİKETLER:
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.