Manevî Danışmanlık Sistemi Acil Hâller İçin de Oluşturulmalıdır

ERBAŞ: Hastanelerde Manevî Danışmanlık Sıradan Bir Hizmet Değildir

İslâm medeniyetinde hastalara manevi destek ve motivasyon uygulamasının köklü bir geçmişe dayandığını dile getiren Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, hastanelerde görevlendirilecek personel için düzenlenen “Sağlık Tesislerinde Sunulan Manevi Danışmanlık ve Rehberlik Hizmetleri 4. Dönem Eğitimi”nin açılış programına katıldı. Ankara’da tertiplenen programda konuşan Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, insanın ruh ve bedenden oluştuğunu ifade ederek, “İnsanın maddi yönünü manevi yönünden ayrı düşünemeyiz. Bedenimizi nasıl ayakta kalabilmesi için iyi bir şekilde gıdalarla beslemeye ihtiyacınız varsa ruhumuzu da mutlaka beslemeliyiz” dedi.

Manevî Danışmanlık Sistemi Acil Hâller İçin de Oluşturulmalıdır

Sakarya Üniversitesi yıllarımdan beri tanıdığım Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, değişik sosyal alanlarda manevî danışmanlık ve rehberlik çalışmaların yapıldığını ifade ederken, bunun özellikle sağılık sektörünün geçmişi açısından ancak 5 yıl olduğunun altını çizmek gerekir. Bilen bilir, sağlık tesislerinde hastalara yönelik manevî danışmanlık, rehberlik ve bakım hizmetlerinin kurumsal nitelikte yapılabilmesi için, bendeniz epey gayret göstermiştim. Buna bağlı olarak Diyanet şemsiyesi altında manevî bakım elemanları yetiştirmeye yönelik ilk dönem eğitim programlarında adaylara manevî sosyal hizmetler bağlamında dersler de vermiştim.

Şu anda bir kaç devlet ve(ya) araştırma hastanesinde profesyonel olarak manevî danışmanlık yapan uzman elemanlarımız bulunmaktadır. Tabiî ki birçok hastanemizde henüz bu elemanlarımız sağlık ekibi içinde yer almamaktadır. Umarım hızlandırılmış eğitim programlarıyla nicelik ve nitelik olarak üstün vasıflara sahip olan yeni elemanlar yetiştirilir.

Bir Olay

Bu vesile ile geçen günlerde Sakarya Araştırma Hastanesinde yaşadığım bir olayı burada okuyucularımla paylaşmak isterim. İlgili hastanede iki manevî danışmanımız hizmet vermektedir. Ağır bir hastalığa yakalanmış olan bir hastamın psikolojisi iyi değildi. Gerçi kendisine yeterince manevî tesellide bulunmuş idim ancak ruh hâlinin bu şekilde kalıcı olabilmesi için, hastanede görevli manevî destek elemanlarının da hastamızı her gün ziyaret edip ona moral ve motivasyon vermesi gerekirdi.

Manevî destek odasını buldum ve içeriği girdim ama kapı açık olmasına rağmen içeride kimse yoktu. Birkaç dakika bekledim ama kimse gelmedi. Bunun üzerine zemin katta bulunan “Danışma” birimine gittim ve özel durumumu arz ettim. İlgili bayan, bilgilendirmeme rağmen yine de boş bırakılan manevî destek odasını telefonla aradı. Kimse olmayınca bana “yapılacak bir şey yok, kimse açmıyor” dedi. “Odalarında olmamaları aslında normal, çünkü manevî destek elemanlarımız mutlaka hasta ziyaretinde bulunuyorlardır”” dedim ve cep telefonlarını istedim. Danışmadaki bayan bana “bunların cep telefonları bizde olmaz” dedi. Böylece manevî destek elemanlarımızla irtibata geçmek mümkün olmadı. Halbuki organizeli ve kurumsal bir manevî destek sistemi, acil hâller başta olmak üzere her zaman erişilebilirliğini sağlamalıdır. Değil mi?

Acil Manevî Destek Nedir?

Çaresiz insanların en çok Allah’ı düşündüğü, O’na sarıldığı anlar, musibetin yaşandığı anlardır. Musibet demek, insanı psikolojik yönden genelde olumsuz yönde etkileyen olağanüstü bir durum demektir. Geçmişte olduğu gibi bugün de tabiî ve sosyal âfetlere maruz kalıyoruz. Musibetlerin sebep ve kaynağı ne olursa olsun, ortaya çıkarmış oldukları ekonomik, sosyal ve manevî bir takım zarar ve kayıplardan dolayı musibetzedeler, travmalar yaşayabilmektedir. Çoğu zaman ani olarak ortaya çıkan musibetler karşısında fertlerin maddî ve manevî olarak genelde hazırlıksız oluşu, musibetlerin olumsuz yönde etkilenmenin başlıca sebebi olarak gösterilebilir. Maalesef çoğumuz da böyle olağanüstü durumlara psikolojik yönden hazırlık değiliz.

İşte bu olumsuz etkileri azaltmak maksadı ile musibetlerin ortaya çıkması durumunda birçok Avrupa ülkesinde ilgili dinî kurumlar aracılığıyla acil manevî destek modelleri geliştirilmiştir. Uygulanan bu modeller, çoğunlukla musibetin görünen ve bundan belki de daha da önemlisi görülmeyen etkilerinin ortadan kaldırılmasına hizmet etmektedir. Bu kapsamda temel olarak kurtarma, enkaz kaldırma, tıbbî yardım gibi zarurî müdahale hizmetlerinin yanında ferdin sarsılan psikolojik bütünlüğünü korumak maksadıyla kendisine manevî destek ve rehabilitasyon hizmetleri verilmektedir.

Musibet sonrası psikolojik ve sosyal dengelerini yitiren ferdin yaşadığı sıkıntılara acil olarak manevî yönden müdahale edilemezse kişinin hayatının geri kalan kısmında sağlıklı bir hayat sürmesi zorlaşmaktadır. Çünkü travmalar, ihmal sonucunda post travmaya da dönüşebilmektedir. İşte bunun için musibet anında, esnasında ve sonrasında yaşanan/yaşanacak şokla ortaya çıkan değişik davranış ve kişilik bozukluklarının ortadan kaldırılmasında uzman bir ekip tarafından sağlanacak acil manevî sosyal hizmetler elzemdir.

Ezcümle

Diyanet, birçok sosyal hizmet alanında görevlendirilmiş profesyonel elemanlarıyla manevî danışmanlık hizmetleri vermektedir. Ancak Diyanet, âfet/musibet sonrası acil manevî sosyal hizmet modelini henüz geliştiremediği için, bu alanda yetersizdir. Acil manevî sosyal hizmetler, olağanüstü durumlarda mağdurların travma sonrası stres bozukluğundan kaynaklanan değişik negatif tavır ve tepkilerinin giderilmesi, manevî dünyalarıyla barışık ve topluma yeniden adapte olmaları için, profesyonel elemanlarca sunulan manevî destek ve rehabilitasyon programlarıdır.

Olağanüstü durumlarda acil manevî destek hizmetleri, genel anlamda toplumun, özelde ise ferdin manevî değerleri doğrultusunda ayrıca oluşturulması halinde daha etkin bir âfet yönetim modeli geliştirilebilir. Bundan böyle bütüncül âfet yönetiminde mağdurlara sosyal hizmet sunmaya hazır meslek elemanlarının yanında (acil) manevî sosyal hizmetler sunan (sosyal) ilahiyatçılar, din görevlileri ve(ya) manevî terapistler de aktif görevler üstlenmelidir. Kısacası milletimizin saadet, selamet ve sağlığı için, Diyanet’e manevî sosyal hizmetler alanında daha çok görevler düşüyor.

Prof. Dr. Ali SEYYAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir