islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
17,9331
EURO
18,4099
ALTIN
1.039,38
BIST
2.864,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
27°C
İstanbul
27°C
Hafif Yağmurlu
Pazartesi Açık
30°C
Salı Açık
32°C
Çarşamba Az Bulutlu
30°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
31°C

NEZARETHANE GÜNLERİ l

NEZARETHANE GÜNLERİ l
08.07.2022
A+
A-

Mahşer Yeri

Dün tam yetkili olduğunuz bir kurumda bugün iradenizin tamamen elinizden alınmış olması insanda tuhaf duygular uyandıracağı açık, ancak bir Müslüman’da sanıyorum daha ilginç çağrışımlar yapıyor.

Makamda arama tamamlandıktan sonra polislerin nezaretinde bir bilinmeze doğru giderken, ahiret gününde cehenneme doğru sürüklenen kişilerin çaresizliğini, şiddetli kaygı ve korku ile beraber eşlik eden psikolojik bunalımını anlatan ayetler aklıma geldi.

Bakınız Allah Teâlâ insanın azaptan kurtulmak için başta en sevdiklerini,  en değerli varlıklarını ve hatta bütün yeryüzündekileri gözden çıkarmaya hazır olduğunu nasıl ifade ediyor:

“Suçlu olan kimse, o günün azabından sırf kendini kurtarmak için, oğullarını/çocuklarını, eşini ve kardeşini, kendisini barındıran, yetiştiren tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak vermek ister.” (Meâric, 11-14). Yaradan kulunu bilmez mi?

Elimi kolumu bağlayarak bir bilinmezliğe doğru götüren bu müfteriler beni bu azaba sürüklerken bu ayetler beni sükûnete ve sabra davet ediyordu.

Bana bunu yaşatarak hesap günü psikolojisini hatırlatan zalimler, geleceği kaçınılmaz olan o gün ne yapacaklarını acaba hiç düşünmüşler miydi?  Düşünseler yaparlar mıydı?

Meallerini verdiğim ayetlerde olduğu gibi cehenneme girmemek için dünyaları fidye olarak vermeye hazır olan insanoğlu, diri diri mezara gömülmeyi andıran cezaevine girmemek için de neyi var neyi yok fidye olarak vermek isteyecektir. Ki bunun bir imtihan olduğunu fark edip yere sağlam basanlara ne mutlu!

İnsan böyle bir musibette sanki mahşer gününü yaşıyormuş gibi ağır bir psikolojik hale bürünüyor. Bir kısım insanlar kendilerini ve ailelerini kurtarmak için, dünyadaki kıyamet senaryosunu gerçek zannederek, masumlara iftira attı. Kendisini hapisten kurtardı ama bazı masumları yaktı.

FETÖ Borsası

FETÖ borsasının bu ağır şartlardan ve psikolojik ortamdan doğduğunu düşünüyorum. Suçsuz olduğu bilinen veya basbayağı FETÖ’cü olan bazı zenginler aleyhine ihbarlar yapılarak/yaptırılarak ya da sıkıştırılmış veya gönüllü bazı FETÖ itirafçılarından ifadeler alınarak işlemler başlatıldı.  Paralı FETÖ’cülerden ve aslında FETÖ’cü olmayan ama korkutulmuş insanlardan bir FETÖ borsası oluşturuldu.

Şahsen ben gözaltına alındığım gün kendisini hâkim olarak tanıtan birileri eşimi telefonla aramış ve inandırıcı detaylar vererek beni kurtarma karşılığında finans kurumundaki paramızın tam yarısını talep etmişti.  Ki bu para eşimin idaresinde ilköğretimde okuyan iki kızıma, tıpta okuyan kızım ve oğluma ancak yetmiştir.  2.5 yıl sonra cezaevinden çıktığımda paramız suyunu çekmişti.

Bu ahlaksız teklife eşimin “Beyefendi ne diyorsunuz siz, benim eşim FETÖ’cü değil, böyle bir şeyi nasıl teklif ediyorsunuz” demesi üzerine,   “Hanımefendi siz benim ne dediğimi anlamadınız galiba, bundan başka çıkar yol yok. Ben eşinizi kurtaracağım diyorum siz umursamıyorsunuz. Çocuklarını babasız bırakma.”  diyerek ikna faaliyetlerine devam etmiştir.

Anlayacağınız fırsatçı leş kargalarına gün doğmuştu. Eşim cezaevinde bu haberi bana getirdiğinde şikâyet etmeyi bile düşünmedik. Zira bizi içeri atanların FETÖ borsası ile ilişkili olduklarına dair duyumlar almıştık. Kimi kime şikâyet edecektik?

Konunun daha iyi anlaşılması için Yargıtay kararına dayalı somut bir örnek vermek uygun olacaktır. Uşak’ta FETÖ’cülüğünü hemen herkesin bilip tanıdığı ve ilk üçte olduğu söylenen zengin bir işadamı, Uşak Adliyesinde, beraat ettirildi. Beraat etmesi için özel olarak hazırlandığına inandığım bu şahsın dosyasında ister istemiz kalan bazı deliler İzmir Bölge İstinaf Mahkemesince de maalesef görülmek istenmedi ve onandı. Yargıtay ise aşağıdaki gerekçelerle bu kararı bozdu. Yargılama yeniden başlanacağı için bu ismin üzerini karartarak sunuyorum:

“    ……………  ile ilgili olarak; 2000’li yılların başından itibaren örgütsel toplantılara katılan, aralarında dosya sanıklarının da bulunduğu etkin örgüt mensupları ile irtibatını sürdürdüğü 07.08.2015 tarihli fiziki takip tutanağı ile tespit edilen, örgüte müzahir olması sebebi ile KHK ile kapatılan örgütle iltisaklı derneklere kapatılana kadar üye olan, bir takım örgüt mensupları ile birlikte yurt dışı ve yurt içi gezilere iştirak eden sanığın, sübut bulan silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılması gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yerinde olmayan gerekçe ile beraatine karar verilmesi,”

Uşak’ta bu tür pek çok örneği halk bilip konuşmaktadır. Yetkilerini kötüye kullanan kamu görevlileri nedeniyle halkın adalete olan inancı zedelendi. FETÖ mücadelesi sulandırıldı.

Sonuç olarak ben, deprem gibi bir tabii afette, afetzedelere yardım bahanesiyle yaklaşıp soygunculuk yapan kişiler gibi FETÖ ile mücadele ediyormuş gibi yapan yağmacı çetelerin bu süreçte yaygınlaştığını çok sonradan anladım.

Susmak İhanettir

Bu süreç,  haksızlıkları gören vicdanlı kimselerin susmak zorunda kaldığı yoksa FETÖ’cülükle damgalandığı kaotik bir süreçti. Zor zamanlardı… Bu yüzden bir kısmımız korktu, sindi. Yazık ki bu haksızlıklar bir kesimimizin de işine geldi, nemalanıldı!  Bu yüzden de susuldu, sustuk, görmezden geldik.

“Susmak ihanettir” derdi Aliya İzzetbegoviç. Elbette bu süreçte deli suyu içilmesine ve her türlü susturma girişimine rağmen yıllardır Allah, kitap, hak, adalet, ahlak… diyen toplumun vicdanları susmamalıydı.

Şayet susmasaydı, susmasaydık kötü niyetliler bu kadar rahat davranamayacak ve FETÖ’nün ekmeğine yağ sürülmeyecekti. Geride ağır bir fatura kalmayacaktı.

Sivil Bir İnsiyatif: Hılf’ı-Fudul

Mekke cahiliyesinde bile haksızlığa karşı kurulmuş ve nübüvvetle birlikte peygamberimizin (sav) mensubu olmaktan dolayı memnuniyetini ifade ettiği Hılf’ı-fudul denilen sivil bir insiyatif varken ya şimdi biz ne haldeyiz. Kamu yararına çalışan kuruluş statüsünü alarak devletten teşvik ve destek alan kuruluşlarımızın bu işlere de el atmaları gerekmez mi?

Sürekli eleştirip durduğumuz elin ABD’sinde, mevcut adalet mekanizmasının iyi işlemediğini gören bir grup gönüllünün vicdanlarının seslerine kulak vererek kurduğu ve modern zamanların Hılf’ı-fudul’u diyebileceğimiz Masumiyet Projesi’nin (Innocence Project) takdire şayan işler yaptığını ve yetkililer nezdinde güçlü bir sosyal baskı unsuru haline geldiğini görüyoruz. Bu hareket, pek çok idam ve müebbet hapis mahkûmunun suçsuz olduğunu kanıtlayarak beraat etmesine vesile olmuştur.

Ne mutlu değil mi “Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa, sanki bütün insanları yaşatmıştır.” (Maide 32)  ilahi övgüsüne mazhar olmak!

Sivil duruşu ve cesareti temsil etmesi gereken yüzlerce cemaat, vakıf ve derneğimizden hangisinin Masumiyet Projesi gibi bir kaygısı, statüsü ve saygınlığı var? Bu toplumda, hak, adalet ve barış için mücadele etmekten daha mühim ne iş olabilir?

Maalesef bu kumaştan, bu terzilikle ancak böyle bir elbise çıkıyor…

Çok yazık…

Demek ki bir medeniyet inşa etmemiz için daha çok fırın ekmek yememiz gerekiyor. Bizden geçti ama “Allah nurunu tamamlayacaktır” (Saff-8). Belki torunlarımıza kısmet olur vesselam.

Haftaya 15 Temmuz vesilesiyle, mevcut konuya bir hafta ara verip,  İşgal Girişimi Ve O Meşum Gece başlığı ile devam edeceğim inşallah.

SAİT ÇELİK 

ETİKETLER: ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.