Rabbimiz ilkelidir biz de ilkeli olmalıyız I

İki gün sürecek bu yazımız, bir televizyon sohbetimizin deşifre edilip tashih edilmiş şeklidir.

Bismillah

Bizleri en güzel şekilde yaratan, farklı özelliklerle donatan ve topluca yaşama eğilimli ve ihtiyaçlı kılan yüce Allah’ımıza hamd ve sena ederim. Bütün insanlara karşı ölçülü ve erdemli olmanın en canlı ve verimli örneklerini bizlere sunan Aziz Peygamberimiz biricik hayat önderimiz Hz. Muhammed’e salât ve selam ederim.

Bu sohbetimizde  “Rabbimiz İlkelidir Biz de İlkeli Olmalıyız” konusunu işlemeye çalışacağız. Bu sohbetimizi de müessir kılmasını yüce Mevlâmızdan niyaz ediyorum.

Özelliklerimiz Rabbimizin İhsanıdır

Aziz kardeşlerim, mevzuumuza Kur’ân-ı Kerîm’in En’âm suresinin 165. âyetinin anlamını aktararak başlayalım:

“Sizi yeryüzünde denemeye uğratılacak sorumlu varlıklar kılan Yüce Allah’tır. O, verdiği nimetlerle sizi denemeye uğratmak için sizi birbirilerinizden üstün kıldı. Farklı özelliklerle donattı. Rabbinizin sorgulaması ve azabı süratlidir. Ancak O bağışlayıcı ve merhametlidir.”

Bu Âyet-i Kerîme’nin ışığında ve de tecrübelerimiz doğrultusunda değerlendirdiğimizde şu gerçeği kavrayabiliriz:

Cinsiyetimiz, yeteneklerimiz, rızkımız, ömürlerimiz ve hatta bizi birbirilerimize üstün kılan değerlerimiz Rabbimizin bir lütfudur. İnsanın “bana ait özellikleridir” dedikleri de Rabbimizin lütfudur/ikramıdır.

Bunun anlamı şudur aziz kardeşlerim: kendi nefsimizi değerlendirirken Rabbimize hamdimizi arttıracağız, asla kendimizi büyütmeyecek farklı bir konuma yükseltmeyeceğiz. İnsanların bize yalakalık yapmasına, övgüler düzmesine de rıza göstermeyeceğiz.

Bunun gibi çevremizdeki insanlara da aşırı övgüler sunmayacağız. Halk tabiri ile yalakalık da yapmayacağız. İnsanları bu tür tavırlarımızla firavunlaştırmayacağız

Daha açık bir anlatımla hiç kimseyi alaya alarak, ayıplayarak, suizanda bulunarak, arkasından konuşarak, iftira ederek, söverek, döverek, lanetleyerek, haklarından yoksun kılarak asla aşağılamayacağız. Hafife almayacağız, küçümsemeyeceğiz.

Kendimizi de çevremizi de yüceltmeyecek ve aşağılamayacağız da peki ne yapacağız?

 Allah’ın Ahlâkıyla Ahlâklanmak

Allah’ın ahlâkı ile ahlaklanacağız. Bir diğer ifade ile Rabbimiz ilkelidir biz de ilkeli olacağiz. Rabbimizin belirlediği İslâmi çizgiye yöneleceğiz.

Güzel kardeşlerim, konumuza zemin oluşturması için bir hakikate daha dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Yüce Allah’ımız Kur’ân’da 100’ü aşkın isim-sıfatı ile bize kendisini tanıtır. Peki, bize kendisini niçin tanıtır? Ana amaç şu olsa gerektir:

  1. Rabbimiz bize yüceliğini, kudretinin ve bilgisinin sınırsızlığını, merhametinin sonsuzluğunu tanıtıyor. Ve de Rabbimiz bize ilkeli bir Rab olduğunu bildiriyor.

Rabbimiz, ilkeli bir Rab olduğunu bize duyuruyor. Rabbimiz Hûd sûresinde Hûd Peygamberin dili ile şöyle buyurur:

“Hûd (a.s) kavmine şöyle der: ben, benim ve sizin yaratıcınız, terbiye ediciniz olan Allah’a güvenip dayandım. Her bir canlının üzerinde egemen olan yalnızca Odur. Benim Rabbim dosdoğru yol üzerindedir.” (Hûd 11/56)

Rabbimizin dosdoğru yol üzerinde olması ilkeli bir Rab olmasıdır. Yarattığı bütün varlıklara merhametlidir, tüm varlıklara adaletlidir.

 Yaradan’ımız herhangi bir konuda mecbur edilebilir mi? Her hangi bir otorite Rabbimize şöyle yapacaksın diyebilir mi? Böylesi yaptırımcı bir gücün tasavvuru mümkün müdür? Ama Rabbimiz kendi kendisini görevlendiriyor, “Ben ilkeli bir Rabbim, bazı özellikleri kendime görev kıldım” buyuruyor. Mesela En’âm suresinde şöyle buyurur:

“Ey Peygamber/Ey yükümlü insan sor bakalım: gökler ve yerdekiler kimindir? Şöylece cevap ver: gökler ve yerdekiler Allah’ındır. Rabbiniz nefsine merhameti görev kıldı.” (En’âm 6/12)

Rûm sûresinde de şöyle buyurmaktadır:

“…Müminlere yardım üzerimize gerekli oldu.” (Rûm, 30/48)

Rabbimiz rahmeti ve yardımını kendisine vazife kılıyor.

  • Rabbimizin kendisini bizlere tanıtmadaki bir diğer amacı, kendisini, tanıttığı isimleri-sıfatları ile anmamız ve bu isim-sıfatlarıyla ilgili emirlerini ve yasaklarını uygulamamız içindir.

Rabbimiz Kur’ân-ı Mübin’de bize kendisini tanıtmasaydı biz onu tanıyamazdık Evet, bir evrensel yaratıcı güç olduğunu bilirdik ama onu varlığını kendi zatından alan öncesiz ve sonrasız olan, bilen, işiten, gören, dilediğini istediği an arzu ettiği biçimde yaratmaya güç yetiren, yücelten, aşağılatan, öldüren gibi yüzün üstünde niteliği ile bilemezdik.

Sevgili kardeşlerim, tam burada İslâmi anlayışta devrime muhtaç olduğumuza değinerek dikkatlerinizi bir noktaya çekeyim; Ahzab sûresi 41. âyette şöyle buyrulur:

“Ey inananlar! Allah’ı çokça zikredin/ anın.”

Allah’ı çokça nasıl anabiliriz? Verilen bu emrin anlamı Allah ve Lailahe illellah gibi bazı sözcükleri ve cümleleri yüzlerce kez tekrarlamak mıdır?

Bu emir, Allah’ı çokça ve sürekli olarak sözlü zikretme/anmak şeklinde anlaşılır. Genel anlayış budur. Oysaki Allah’ı zikredip anmak dille olabileceği gibi fiilen eyleme geçerek de olabilir. Asıl anmak fiili anıştır. Bir diğer anlatımla Onu insanlara yönelik vasıfları ile anmak, bu vasıflardan kaynaklanan emirleri ve yasakları içinde fiilen anmaktır. Mesela Rabbimiz es-Selam’dır, barışa erdirendir. El-Mümin’dir, güven verendir. er-Rahman’dır, bütün varlıklarını rahmeti ile kuşatandır. el-Muhsin’dir, yaptığı her işi güzel yapandır. el-Berr’dir, iyilikler yapan devamlı faydalar üreten, yararlı olacakları halk edendir. el-Ğafûr’dur, bağışlayıcı, affedicidir. el-Vedûd’dur, sevendir, sevilendir, el-Veli’dir, yani müminlerin dostudur, yardımcısıdır, işlerini üstlenendir.

 İşte biz Rabbimizi bu ve benzeri sıfatları ile anacak bu sıfatlardan kaynaklanan emir ve yasakları kendimize çizgi edineceğiz. Yapmamız gereken budur.

Bu arada şunu hatırlatalım, Rabbimizin el-Veli sıfatı dışındaki değinilen sıfatları sadece müminlere değil mümin, kâfir, münafık, maddeci tüm insanlara yöneliktir. Yalnızca el-Veli vasfı müminlere dönüktür. Biz de öyle olacağız. Muhataplarımız zalimleşmedikçe inancı ne olursa olsun, cinsiyeti ne olursa olsun, dili ve rengi ne olursa olsun herkese barışsever, herkese güven verici, herkese adaletli, herkese merhametli, herkese karşı güzel yapımlı, herkese karşı bağışlayıcı, herkese karşı seven ve sevilmeye çalışan olmak konumundayız dünyamız ve ahiretimiz için.

Sevgili kardeşlerim tekrar altını çizelim demek ki yalakalık yok, aşırı övgü yok, aşağılama yok. Peki ne var? Barışçı olmak var, güven verici olmak var, adaletli olmak var, iyilik yapıcı olmak var… Ve de müminlere karşı el-Veli olmak var.

Şimdi Rabbimizin değinilen isim-sıfatlarını ve onları nasıl izleyeceğimizi örneklendirelim.

Ali Rıza Demircan / Devam Edecek

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here